Gençlerden
Ersin DAVULCU

FG4

“Efendim;
Evvela, ahiri, zahiri batını selamlarım. El-Evvelü Allah, El-Ahirü Allah, Ez-Zahirü Allah, El-Batinü Allah. Sahibi selamlarım. Sahib-i Hakiki’yi selamlarım. Sağımı, solumu, önümü, ardımı selamlarım...”İşte böyle başlamıştı, ‘Dostluk’ üzerine irticalen yaptığı bir konuşmasına. O gönlü tasavvuf kokusuyla hırlı ve dili en murassa Osmanlıca zarfı içinde İslami zevk ve mazrufiyle nakışlı son turfanda bir tipti diye bahsediyor; Üstad Necip Fazıl.

Elazığ’ın Ağın ilçesinin Gemuhu köyünden İstanbul’a göçen bir aileden gelir. 1922 yılında Göztepe’de doğmuştur. Çocukluğu Osmanlının son aydınlarının yaşadığı Erenköy ve Göztepe semtlerinde geçti. Yetişmesinde ailesinin ve çevresinin büyük tesiri olmuştu. Evlerinin duvarı doğrudan doğruya yolla bitişikti. Duvarın bir tarafında kalabalık, gürültü fakat öteki tarafında inanılmaz bir sükun var idi. Bu Fetih’in hayat aynasıdır. Gemuhluoğlu Haydarpaşa Lisesi’ni bitirdikten sonra öğrenimini İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde sürdürdü. 1950-55 yılları arasında İstanbul’da çeşitli okullarda Türk Dili ve edebiyatı hocalığı yaptı.1955-63 yıllarında Spor ve Sergi sarayı müdürlüğü yaptı. Daha sonraları Almanya’da iki yıl serbest gazeteci olarak çalıştı.1965-66 yıllarında Milli Eğitim Bakanlığı’nda özel kalem müdürlüğü yaptı.

Çok sayıda vakıf, dernek ve hayır kurumunda yönetim ve danışma kurulu üyeliği gibi görevlerde bulunan Gemuhluoğlu kuruluşunu gerçekleştirdiği Türkpetrol Vakfı’nın sekiz yıl süreyle genel sekreterliğini yürüttü. Fethi Gemuhluoğlu, sağlam karakteri, toplumu bir bütün olarak ele alan hoşgörülü tutumu ve herkese sevgiyle yaklaşımından dolayı etrafında aydın bir çevre oluşturdu. Büyük şehirlere göçlerin gelecekte doğuracağı tehlikelerden, mazlum ve masum milletlerin bağımsızlığına, İslamiyete inanan insanların birbirine yakınlaşmasının önemini, müslümanlarının birbirini tenkit etmesinin yanlışlığına ,eğitim, ahlak gibi konular üzerine yazılar yazardı. Yazılarında ve konuşmalarında dostluk, sevgi ve samimiyet konuları üstünde titizlikle dururdu. İnsanın iyi tarafını öne çıkarmanın ancak sevgi ve dostlukla mümkün olacağına inanıyordu. Tam anlamıyla bir kitap aşığıydı. Kitapları bir canlı varlık olarak görür, bir koyunun yavrusunu sevdiği edayla kitaplara yaklaşırdı. Onun gönlünü fetheden bir kitap vardı ki, diğerlerinden üstün bir kitaptı Kuran-ı Kerim..." "Yeryüzü ve insanların problemi Kur'an'ı anlayamamaktan kaynaklanıyor"du Fethi Bey'e göre. Kuran-ı Kerimi tam anlamıyla anlayınca bütün insanlığın problemi çözülecekti.

Yurdunu, milletini, bütün insanlığı huzura kavuşturmak için herkesin elinden tutan koskaca bir yiğitti. İşte tam otuz dokuz yıl önce, 5 Ekim 1977'de böyle bir alp-eren göçtü bu faniden. Ruhu şad, mekanı cennet olsun...

Medeniyet Tasavvuru

Neşet TOKU
Hukuk Üzerine
Saadettin Yağmur GÖMEÇ
Eski Türk Dininin Temel Özellikleri
Zeki Salih ZENGİN
İslam, Ahlâk ve Etik

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

27754011