6 Temmuz 2022

Günlük dedikodu seviyesini aşmayan "alelâde siyâset"le tüketilen zamana yazık. Gerçekten bir işe yarar fikrimiz varsa, sesimizi duyurabiliyorsak, elbette siyaset de değerli bir saha; ama genellikle olduğu üzere, boş laflamalara dönmüşse bırakmalı!

Biz vaktimizi tüketen ama bize hiç bir fayda vermediği gibi, bütün şevk ve enerjimizi emen sahalara karşı fazla vaadkâr davranıyoruz sanki.

Bize hayrı yok da başkalarına var mı?

Keşke ferâgat ve fedâkârlıklarımızın bir gösteriye dönmediği, enâniyet yarışlarının kamuflajı yapılmadığı alanlarda kullansak enerjimizi.

O ferâgatlerden hem mahlûkat istifâde ederdi hem de verebilmenin şehâdete açılan güzergâhına ünsiyet kazanırdık...

Bendeniz zaman zaman deniz fenerlerine takılır, fotoğraflarına bakarken dalarım...

Ne ibretli sembollerdir onlar.

Ne yol gösterdiklerini tanırlar, ne en küçük bir menfaat hesabına mağlupturlar...

Var oluş sebepleri tehlikeyi haber vermek ya! O sebeple en tehlikeli sulara mahkumdurlar, her türlü fırtına ve dalgaya bağrını vermek, onların hayat biçimi...

Gün doğunca ise onları hatırlayan bile çıkmaz çok defâ…

Kapıları en ufak bir vefâ beklentisine karşı sımsıkı kapalı durur…

Muhabbetine muhabbet bekleyen beşer zaafından berîdir.

...

Yangını kendisine, ışığı başkalarına…

O ışıktan kimler, hangi çâresiz yolcular yararlanmıştır ilgilenmez bile…

Tehlikeli sularda deniz feneri olmak...

Bağırıp çağırmadan, feri tükenene kadar.

Buna kim itiraz edebilir! Gözü dışardan alkış aramayan, huzuruyla müstağrak ve bütün varlığını hayra adamış...

Keşke ferâgat ve fedâkârlıklarımızın bir gösteriye dönmediği, enâniyet yarışlarının kamuflajı yapılmadığı alanlarda kullansak enerjimizi. O ferâgatlerden hem mahlûkat istifâde ederdi hem de verebilmenin şehâdete açılan güzergâhına ünsiyet kazanırdık... * Bendeniz zaman zaman deniz fenerlerine takılır, fotoğraflarına bakarken dalarım... Ne ibretli sembollerdir onlar. Ne yol gösterdiklerini tanırlar, ne en küçük bir menfaat hesabına mağlupturlar... Var oluş sebepleri tehlikeyi haber vermek ya! O sebeple en tehlikeli sulara mahkumdurlar, her türlü fırtına ve dalgaya bağrını vermek, onların hayat biçimi... Gün doğunca ise onları hatırlayan bile çıkmaz çok defâ… Kapıları en ufak bir vefâ beklentisine karşı sımsıkı kapalı durur… Muhabbetine muhabbet bekleyen beşer zaafından berîdir. ... Yangını kendisine, ışığı başkalarına… O ışıktan kimler, hangi çâresiz yolcular yararlanmıştır ilgilenmez bile… Tehlikeli sularda deniz feneri olmak... Bağırıp çağırmadan, feri tükenene kadar. Buna kim itiraz edebilir! Gözü dışardan alkış aramayan, huzuruyla müstağrak ve bütün varlığını hayra adamış...

Yazar Hakkında:

Sait BAŞER

Sait BAŞER

Araştırmacı - Yazar
 
Aralık 1957 tarihinde Isparta-Yalvaç’ın İleği köyünde doğdu. İstanbul Sağmalcılar Lisesini bitirdi. Üç yıl Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde okudu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nde yüksek öğrenimini tamamladı(1982). “Yahya Kemal’e Göre Türk Kimliği ve Görüşlerinin Kamuoyundaki Yansımaları” konulu teziyle doktor oldu(1996). Sakarya Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde öğretim üyeliği yaptı. 1984-1994 yıllarında Kubbealtı Akademisi Kültür ve Sanat Vakfı’nın neşriyat müdürlüğünü yürüttü. Kubbealtı Akademi Mecmuası’nın Yazı İşleri Müdürü idi.
Türk kültür ve inanç tarihi üzerine çalışmalarıyla tanınır. Türk Edebiyatı, Türk Yurdu, Doğu Türkistan’ın Sesi, Kültür Dünyası dergilerinde yazdı. Çok sayıda yayımlanmış makjalesi ve kitabı vardır.

Yazarın diğer makalelerinden: