28 Mayıs 2022
Sait BAŞER

Etrafımızda farklı hızlarda da olsa, bir hareket, değişme, dönüşme, doğum, ölüm… anaforu dönüp duruyor.
Anlama faaliyetimizle biz de bu akışa ayak uydurmaktayız.
Anlama esnasında, kavramlaştırma ve soyutlama, arka planda durmaksızın aktif halde.

Ancak!
Bir görgü, ezber, gelenek bağlamında yuvarlanan kitlelerin, “öncü aydınları”nca inşa edilen güvenli güzergahlarda akıp gidişlerine de her toplumda tanık oluyoruz. Aydınların kurduğu kalıpların vadisinde akış esnasında, anlama işlemi gayet zayıflamakta, bir uygulama dikkatiyle taklit tutumlar ağırlık kazanmaktadır.
Ama bu “güvenli güzergah”, son zamanların ego temelli dönüşümleri sebebiyle, hiç de “güven” vermiyor artık…
İnsan fıtratı kolaya meyyal tabii…
Nedense en çok da zihnini meşgul etmekten kaçınıyor!
Bu kaçışın, bir sebebi de var: Anlamlandırma işlemi, insanın bütün birikim ve tecrübesinin harmanlanmasını gerektiriyor. Birikim elemanları arasındaki ilişkiler üzerinden anlamlandırma yapıldığından, her anlama bir “yeniden yaratma” niteliğine bürünüyor. Buradaki “yaratılan” şey, nesneler zemininde bulunmayan zihinsel varlıklar olan “anlamlar”dır.
İnsanî farkındalıklar, anlam çerçeveleri oluşturma, o çerçeveleri birbirleriyle ilişkilendirme mahiyetindeler.
Bizim çevre ve hayata dair bütün hükümlerimiz, bu sebeple, etraftaki devinim dolayısıyla durmadan dış dinamizmi takip eden bir soyut âlem tasavvuru üretme mecburiyetini de beraberinde getiriyor.
Kolay mı bu?

Kaldı ki, bırakalım başka akılların peşinde bir yuvarlanışın sağlık derecesini, kendi hükümlerimizin dahî, akan hareketçe “eskitildiğini” bilmiyor muyuz? Durup durup tazelenme, bir “durum muhakemesi” ihtiyacı hissetmez miyiz?
Bunun gibi, lokal hallere dair bile yeniden değerlendirme ihtiyacı zaman zaman kendini bir mecburiyet olarak dayatırken, daha genel ve hayatın belirleyicisi olan hukuk, din, dünya görüşü… gibi alanlarda o yenilenmeye, “yeniden anlama”ya ihtiyaç olmaz mı?
Üstad Yahya Kemal’in “imtidad” dediği bir “devam etme” ihtiyacını, olgusunu dışlamayı da kasdetmiyoruz. Neyin nasıl devam edeceği konusu da etrafın sürekli dönüşümü bağlamında bir “tekrar gözden geçirme” şartından müstağni değil.
*
Burada gayet önemle altı çizilmesi gereken husus, “yeniden anlama”nın aynı zamanda “kişilik cevheri” olduğunun belirtilmesidir.
Toplumsal veya kitlesel tutumlar, eski anlamalara bağlı şekillenmektedir. Gelenek, görenek, hukuk, ritüel, tören… gibi ezber ve taklitle yürüyen ve tabiatları gereği hayatın değişiminden uzaklaşan sistemlerle ancak “kimlikler” şekillenmektedir.
Kezâ politik yargılarda da “yeniden anlama” hayatî önem taşıyor. Siyaset gibi, dünyadaki en dinamik dengelere bağlı yürüyen faaliyetlerde, eski tercihlerin reel gerçekliklerden uzaklara savrulması kaçınılmaz olabiliyor çünki… Bütün sosyal ve kültürel süreçlere tasarruf eden, onları hayatın içinde tutmakla görevli bir faaliyet olarak siyaset, başlı başına bir değiştirme/dönüştürme kurumu…
Siyasete daima bir süreç, imkan, hareket, denge, varlığını sürdürme… bağlamında ve durmadan anlamayı taze tutarak bakmak şart.
*
Nisa Suresi’ndeki 136. Âyetin “Ey iman edenler… iman edin” hükmünün, bu “yeniden anlama” konusuyla da bir ilişkisi bulunduğunu düşünüyorum. Çünki “îman” bir defalık değil. Anlama faaliyetinden uzak bir imanın, “emin oluş”un sıhhatinden daima şüphe duyulması mümkün. Zaman ve zemindeki değişimlere paralel olarak o “iman”ın da tazelenmesi, hayatın içinde tutulması bir zaruret. Eğer bir İslam ve îman derdimiz varsa elbette…

 

About the Author

Sait BAŞER

Sait BAŞER

Araştırmacı - Yazar
 
Aralık 1957 tarihinde Isparta-Yalvaç’ın İleği köyünde doğdu. İstanbul Sağmalcılar Lisesini bitirdi. Üç yıl Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde okudu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nde yüksek öğrenimini tamamladı(1982). “Yahya Kemal’e Göre Türk Kimliği ve Görüşlerinin Kamuoyundaki Yansımaları” konulu teziyle doktor oldu(1996). Sakarya Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde öğretim üyeliği yaptı. 1984-1994 yıllarında Kubbealtı Akademisi Kültür ve Sanat Vakfı’nın neşriyat müdürlüğünü yürüttü. Kubbealtı Akademi Mecmuası’nın Yazı İşleri Müdürü idi.
Türk kültür ve inanç tarihi üzerine çalışmalarıyla tanınır. Türk Edebiyatı, Türk Yurdu, Doğu Türkistan’ın Sesi, Kültür Dünyası dergilerinde yazdı. Çok sayıda yayımlanmış makjalesi ve kitabı vardır.

More articles from this author

Bu kategorideki Makalelerden