27 Haziran 2022
Hasan Fevzi BATIREL

Dün değişik bir film seyrettim. İlk çıktığında siyah beyaz olması nedeniyle yeterli ilgiyi çekmemişti. George Clooney ile Cate Blanchett’in oynadığı Steven Soderbergh’in yönettiği 2006 yılı yapımı “The Good German – İyi Alman” filmi. Film savaşın hemen sonrasında Amerikan ve Rus işgali altındaki Berlin’de geçiyor. Film çok sürükleyici değil, ama savaş sonrası Berlin’in fiziki hali çok doğru bir şekilde yansıtılmış. Görüntüler hepimize aşina gelecek cinsten, üç beş gün önce yayınlanan Halep fotoğraflarının benzeri...

Ve o harap olmuş Berlin ve Almanya şu anda dünyanın en zengin, en çok ihracat yapan ülkelerinden biri. Hamburg gezimiz sırasında Olympus fabrikasındaki bir Alman’ın söylediği gibi;

“We can manufacture anything – Biz her şeyi imal edebiliriz...”

Bu özgüvenin arkasında bilgi ve bilgiyi nasıl kullanacağını bilmek yatıyor.

Şöyle bir Ortadoğu coğrafyasına bakalım;

Katar Doha’da muhteşem bir İslam Sanatları Müzesi var, Dubai’de dünyanın en yüksek kulesi (Burj Halifa) var, Suudi krallığının dünyadaki tahvil piyasasında 2 trilyon doları var, ama ne bir Harvard, ne bir Oxford, ne de bir Max Planck var... Bizim ülkemizde de belki ikinci, çoğunlukla üçüncü lig bazı kurumlar var...

Arka planına baktığımızda, Katar’daki muhteşem müzeyi yapan bir Çinli Amerikalı mimar, Ieoh Ming Pei... Burj Halifa adı verilen 828 metrelik kulede en yükseğe çimento basma rekorunu kıran firma Alman Putzmeister... Suudi petrolünü çıkaran firmanın adı Aramco (Arabian-American Oil Company)...

Marmaray açıldığı günlerde Asya-Pasifik Göğüs Kalp Damar Cerrahisi kongresi İstanbul’da yapılmaktaydı. Gala gecesinde aynı masada oturduğumuz, adını hatırlamadığım karizmatik bir Japon Kalp cerrahı;

“Ya bu sizin Boğaz altından geçen tünelin planlama ve uygulamasının tamamını bizler yapmışız...”

Deyiverdi. Nitekim İTÜ’de görevli hocalardan da, tünelin Japonlar tarafından yapıldığı bizim şirket ve mühendislerin onlardan çok şeyler öğrendiğini duydum.

Bizim coğrafyanın insanları kısa vadede sonuca odaklıdır. Yani göçebe toplum psikolojisi, bir an evvel ihtiyacını karşılayacak, gelecekteki ihtiyaçlarını zamanı geldiğinde düşünecek... Eğitimli insanlarımız dahi öyleler.

Yurtdışını görmek veya oralarda kalmak tek başına yeterli değildir. Kaliteli, işini iyi yapan insan yetiştirmek bu işin başıdır.

Sıralı olarak yazabilirim;
1. Toplumun bu kişilerin yaptıklarını takdir edecek konuma gelmeleri için, toplumun eğitim düzeyinin yükseltilmesi – en az 50-100 yıl. En zoru bu.
2. Kaliteli bilim adamı-kadını yetiştireceksiniz - en az 20 yıllık bir plan. Üniversite, doktora, tecrübe vs.
3. Kaliteli yardımcı personel yetiştireceksiniz – en az 10 yıl.
4. Yetişmiş kaliteli insanların bilim stratejisi konusunda söz sahibi olmaları – Kısa sürede yapılır ama bürokrasiyi aşabilirseniz...
5. Fiziksel altyapıyı sağlayacaksınız – en az 5-10 yıl.
6. Araştırmalara mali kaynak ayırmak – Kısa sürede yapılabiliyor, ama paraları doğru kanalda kullanabilmek kaydıyla...
7. Gelen kişinin kaçmaması için yeterli para kazanmasının önünü açacaksınız – Kısa sürede yapılır ama bürokrasiyi aşabilirseniz...
8. Üretilen bilgi ve ürünlerin gelir getirmesi – en az 30 yıllık planlama.

Hâlihazırda ülkemizde uygulanmaya çalışılan sırayı 5, 6, 8, 3, 2, 7, 4, 1 olarak yazabilirim. Yani insana değil, binaya yatırım yapıyoruz...


Başlığa dönelim;

HW1

Harvard 1626’da kuruluyor... Günümüzde ABD’nin en çok araştırma fonu alan üniversitelerinden biri. Dünyanın her yerinden en iyi beyinler oraya gidiyor, en yetenekliler orada kalıyorlar. Bu özel beyinlere hiçbir ayrım yapmadan Allah vergisi zekâ ve becerilerinin önü açılıyor. Başarıları takdir ediliyor. Mali olarak karşılığı veriliyor. Sistem ona göre kurgulanmış...

HW4

Yoksa THY ile övünürüz ama;

“Şirket THY, Uçaklar Boeing veya Airbus, Uçak motorları General Electric veya Pratt and Whitney veya Rolls Royce” olur.

Bilimde demokrasi olmaz. Ya aklımızı başımıza toplarız, ya da başkalarının bilgi ve birikimini kullanarak ülkemize yaptırdığımız şeylerle kendimizi avutur dururuz; en iyi yaptığımız şeyi yaparız;

“Türk’e Türk propagandası!”

HW2

Widener Kütüphanesi, Harvard Üniversitesi Kampüsü - Bir ayınızı sıkılmadan bu binanın içerisinde geçirebilirsiniz.

HW3

1999'da ilk kez ziyaret ettiğimde aradığım her dergiyi bulmanın ve bilgiye ulaşmanın keyfini anlatamam.

Yazar Hakkında:

Hasan Fevzi BATIREL

Hasan Fevzi BATIREL

Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı'nda öğretim üyesidir (Prof.Dr.). Avrupa Göğüs Cerrahisi Derneği Yönetim Kurulu üyeliği de yapmaktadır.