3 Temmuz 2022
Turgut GÜLER

Türk’ün Cihân’a bakışı, hep fânî çerçevededir. O, kendisi gibi, etrâfını saran maddî muhîtin de geçici, gidici olduğunu bilir; bunu her hareketine, tavrına, icraatına yansıtır.

Peki, o zaman, şöhreti bir hayli yayılmış Devlet-i Ebed- Müddet tâbiri niçin, hangi maksatla kullanılmıştır? Bu târif, Türk Devleti’nin madalya almış hâlini gösteriyor. Cihân’ın, Yaradan’ın “ol!” demesiyle yaradılışından Kıyâmet ânına kadar uzanacak ömrü, Türk mefkûresinde fânî ölçülerdeki ebediyet olarak ifâde edilmiştir. Bir başka deyişle, Yüce Yaratıcı’nın izniyle alınabilen en uzun devlet hayâtı, Devlet-i Ebed- Müddet’in tâlip olduğudur.

Takdîre, kadere ve fânî duruşa rağmen serdedilecek bir “ebediyet”i Türk’ün iz’ân ile irfânı daha ilk nefeste reddeder.

Devlet”’in, Türk idrâkinde mukaddes mefhûmlar arasına girmesinde en büyük pay, insana yaklaşımındadır. Anılan kudsiyetin içinde, şahıslara âit hiçbir hisse ve iz yoktur. “Gün akşamlıdır Devletlûm! Dün doğduk, bugün ölürüz. Lâkin Devlet’imiz ilâ-kıyâmet pâyidâr olacaktır.” diyerek, devlet uğruna fedâ-yı cân eden ecdâdın o asîl duruşu, Cihân târîhinde tektir.

Ölümü güzelleştirip, ona misilsiz lezzetler yükleyen de, yine devletin Türk zihnindeki tedâî ediliş tarzıdır.

“İçeriz düşmen-i dinin kanını sû yerine.”
diyen Kırım Hânı, din sözünü bir inanç sistemi olmanın çok ötelerine taşıyıp, insan coğrafyasının bütün ovalarına huzûr adıyla ekiyordu.
Buna Cihân Hâkimiyeti tohumu da denebilir....

Yazar Hakkında:

Turgut GÜLER

Turgut GÜLER

1951 yılında Afyonkarahisâr’ın Sultandağı ilçe­sine bağlı Dort (bugünkü Doğancık) köyünde doğdu. Âilesi, 1959 Ocağında Aydın’ın Horsunlu kasabasına yerleşti. İlkokulu orada, Ortaokulu Kuyucak’da okudu. İki hafta kadar Nazilli Li­sesi’ne devâm ettikten sonra, Nazilli Öğretmen Okulu’na girdi. Bu okulun ikinci sınıfını bitirdiği 1968 yılında, İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu Hazırlık Lisesi’ne kaydoldu. 1969-1973 yılları arasında, Yüksek Öğretmen Okulu hesâbına, İstanbul Üniversite­si Edebiyât Fakültesi Târîh Bölümü’nde tahsîl gördü.

İstanbul Çapa’daki Yüksek Öğretmen Okulu’nun Kompozis­yon ve Diksiyon Hocası olan Ahmet Kabaklı’nın başkanlığında kurulan Türkiye Edebiyât Cemiyeti’nde, bilâhare bu cemiyetin yayınladığı Türk Edebiyâtı Dergisi’nde vazîfe aldı. Bir tarafdan üniversite tahsîline devâm etti, bir yandan da bahsi geçen der­ginin “mutfak” tâbir edilen hazırlık işlerinde çalıştı. Metin Nuri Samancı’dan sonra da ikinci yazı işleri müdürü oldu (Mart 1973, 15. Sayı). Bu dergide yazı ve şiirleri yayımlandı.

1973 Haziranında üniversiteyi bitirdiğinde, Malatya Mustafa Kemâl Kız Öğretmen Lisesi târîh öğretmenliğine tâyin edildi. Ah­met Kabaklı’nın arzûsu ile bu görevine başlamadı ve İstanbul’da kaldı, Türk Edebiyâtı Dergisi’ndeki mesâîyi sürdürdü. 1975 yı­lında hem Edebiyât Cemiyeti (Bakanlar Kurulu karârıyla Türkiye kelimesi kaldırılmıştı), hem de Türk Edebiyâtı Dergisi, maddî sı­kıntılar yaşadı, dergi yayınına ara verdi. Bunun üzeri­ne, resmî vazîfe isteği ile Millî Eğitim Bakanlığı’na mürâcaat etti.

Van Alparslan Öğretmen Lisesi’nde başlayan târîh öğretmen­liği, Mardin, Kütahya ve Aydın’ın muhtelif okullarında devâm etti. 1984 yılında açılan Aydın Anadolu Lisesi’nin müdürlüğüne getirildi. 1992’de, okulun yeni binâsıyla berâber adı da değişti ve Adnan Menderes Anadolu Lisesi oldu. Bu vazîfede iken, 1999 Ağustosunda emekliye ayrıldı. 2000-2012 yılları arasında, İstan­bul’da, Altan Deliorman’a âit Bayrak Basım-Yayım-Tanıtım’da, yazı ve yayın çalışmalarına katıldı. Yine Altan Deliorman’ın çıkardığı Orkun Dergisi’nde, kendi adı ve müsteâr isimlerle (Yahyâ Bâlî, Husrev Budin, Ertuğrul Söğütlü) yazılar yazdı. İki kızı var.

Yayımlanmış Eserleri: Orhun’dan Tuna’ya Uluğ Türkler, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2014; Takı Taluy Takı Müren (Daha Deniz Daha Irmak), Boğaziçi Yayınları, İstanbul, 2014; Cihângîr Tûğlar-Selîmnâme, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2014; Ejderlerin Beklediği Hazîne, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2015, Şehsüvâr-ı Cihângîr-Fâtihnâme, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2015.

 

Yazarın diğer makalelerinden: