Güncel Yazılar
Ömer AĞAÇLI

İnsan akıl ve irade sahibi bir varlıktır. Aynı zamanda nefs bir varlıktır. Ancak işleyen akıl her insanda aynı düzeyde değildir. İnsanın akıl düzeyinin farklılığı onun nefs durumuna bağlıdır. Nefsi güçlü olanın akıl ve idrak düzeyi düşük olur. İnsanın iç dünyasının oluşumu akıl ve nefsin mücadelesinden ibarettir. Nefs güçlü ve baskın olduğunda aklı esir alır, akıl kafasını kaldıramayacak hale gelir. İnsandaki her türlü kötü huylar, aklın nefsin istek ve arzularının güdümüne girmesiyle ortaya çıkar. Kur’an bu durumu “ Nefsin heva ve hevesini ilah edineni gördün mü?” diye işaret etmiştir.

Nefsin heva ve hevesinin güdümüne giren akıl yanılmaya başlar. Bu duruma düçar olmuş insanda ilk ortaya çıkan hal, “ gurur” dur. Gurur ortaya çıkıp insanın tüm benliğini kaplayınca diğer tüm kötü huylar da arkası arkasına üremeye başlar.

“Gurur” kelimesinin manası nedir?.diye NİHAT KEKLİK     hocaya sordum. Nihat Keklik Arapça’ya hakim, felsfe tarihi alanında yıllarını vermiş değerli bir kimsedir. Hoca bana “ gurur Arapça bir kelimedir, manası da aldanmaktır” demişti.. Evet gurur aldanmak demektir. İnsanın aldanması aklının zayıflığı nedeniyledir. Gurur akıl ve iradenin afeti olan bir marazdır, psiko patolojik bir haldir. Şu kadar ki gurur insan zihninde ortaya çıkan zannın, yanılsamanın temsilidir. İlim aklın ürünüdür, gurur da zannın, vehmin ürünüdür. Gurur aldanmaktır, bu aldanışı sağlayan şeytandır. Gazali diyor ki “ Nefsi baskın kimseleri şeytan gurur ipine asarak sallandırır.”

Gurur halindeki insanın düştüğü bir illette “ kibir “ dir. “Kibir “ konusunda muhtelif tanımlar yapılmıştır. Bu tanımların hepsinin içeriği olumsuzlukklarla doludur. Nitekim Sayın Ejder Okumuş’un yazdığı “ GÖSTERİŞÇİ DİNDARLIK”adlı muhtevalı eserinde kibir konusunu enine boyuna irdelemiştir. Sayın Okumuş “ Kibir, kendini büyük görme, büyüklük taslama, başkalarına üstten tepeden bakma, başkalarını küçük ve hakir görme, mütevazi olmama, ucup sahibi olmak gibi anlamlara gelir. İnsanın kendinden başka herkesi küçümsemesidir.” Diyor. Kibir konusuna dini açıdan bakınca, özellikle sufi meşrebe göre yorum yapacak olursak. Şunları söylemek mümkündür: Her şeyden önce kibir Allah’a ait zati sıfattır. Allah “ azamet” ve “ kibriya “ benim zatıma ait sıfatlardır. Bunları insanların kullanımlarına vermedim. Kim bu sıfatlarımı kullanırsa  o kulumu helak ederim. diye beyan ve ilan etmiştir. Şu kadar ki azamet ve kibriya Allah’a mahsustur. İnsan gurura gelip bu sıfatları kullanmaya kalktığında İlahlık davasına kalkışmış demektir. Kibir, nefsin kendine varlık vehmederek aldanmasıdır. Allah mutlak anlamda varlıktır. Yaratılmış hi birşeyin kendi varlığı yoktur. Yaratılmış olan herşey Allah’ın varlığının desteği ile var olmuşlardır.  Kibir, mutlak hakikate meydana okumaktır. Allah’ın karşısında nefsin kendisinin bağımsız varlık olduğunu iddia ve ilan etmesidir bu hal. Bu hal şirktir, Allah ile ortaklık iddiasıdır.
Kur’an’da şu ayetlere bakıalım: Mü’min 35 ayette: “ Allah kibirlenenlerin kalplerini mühürler.” 
7/46: “ Kibirli kimseleri ayetlerimden yüz çevirteceğim.”
40/ 76: “ İçinde ebedi kalmak üzere cehennemin kapılarından girin. Kibirlenenlerin gideceği yerdir o, ne çirkin yerdir..”

Yukarıdki ayetlerin anlamları çok açıktır. Kibirli kimselerin kalplerinin mühürlü olması, onların nurdan nasiplenemeyeceği, manevi nimetlerin kokusunu dahi alamayacağı anlamları çıkmaktadır. Manevi nimetler denilince, bunlar akıl ve idrakle ilgili şeylerdir. İnsan akıl ve idrakten mahrum olursa hayvandan farkı olmaz. Böyle kibirli kimselerin sonları da trajik, zelil olur.

Kibir, insanın Hakk’ka karşı mağrur olmasıdır. Hakk’ka karşı mağrur olan kimse halka karşı da mağrur olur. Bu nedenle kibir her iki cihetten kendini gösterir. Kibir her iki cihetten o kimseyi uzaklaştırır, yalnızlaştırır. Kibir öyle bir illettir ki daha da azıyı gemiye alarak işi istiğnaya kadar götürür. İstiğna, müstağni olmaktır. 96/ 6,7 ayette: “ İnsan kendini müstağni görerek azgınlık eder.” Diye dikkat çekilmiştir. Müstağni olmak, insanın kendi kendini yeterli görmesi halidir. Kibir zihin körlüğü, idrak afeti yaptığı için insanı, iyi ve güzel olan her şeyden mahrum eder. Son olarak, kibir kişilik bozukluğudur. İnsanın kendi durumunu doğru algılayamamasıdır. İnsanın kendi sınırlı aklı ve hevesine dalması, kendi imkanlarına mağrur olmasıdır. Allah’ın kendisine verdiği nimetleri kendinin sanmasıdır.

Medeniyet Tasavvuru

Necati ÖNER
Niçin Felsefe?
Mehmet BULUT
Ahlak ve İktisat

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

22824602