27 Haziran 2022
Hasan Fevzi BATIREL

İnsanı tanımak için hastalık ve sağlık hallerini gözlemlemek lazım. Ciddi bir hastalık halinde karakterinizin ne olduğu, neye inandığınız, zorlukla nasıl mücadele edeceğiniz, yakınlarınızın gözünüzdeki değeri hepsi birer birer açığa çıkar.

Çoğu insan bu aşamada sınıfta kalır, o nedenle bu dünyadan hızlı göçmek belki de en hayırlısı.

Bu girişin nedeni bize ne muhafazakar padişahlardan biri olarak sunulan Sultan II.Abdülhamid’in sağlık konusundaki tasarruflarını bir nebze olsun ortaya koymak.

Bizlere sunulan ile gerçeğinin ne olduğunu araştırmak gibi bir huyum var. Mavroyani Paşa’yı araştırırken, Sultan Abdülhamid dönemindeki saray hastanesi ile ilgili bir dosya elime geçti. Aslında bu ülkede gerçeklere ulaşmak çok kolay; iş araştırmak ve öğrenmeyi istemekle alakalı.

Osmanlı’da 1850’li yıllara kadar Hekimbaşı (Baş Tabip) makamı aynı zamanda Tıp Fakültesi başkanlığını ve Sağlık Bakanlığını ifade ediyor. Daha sonra bu makamlar ayrılıyor ve saray Baş Tabipliği ayrı olarak devam ediyor.

Sultan II.Abdülhamid’in daha şehzade iken güvendiği, sağlığını emanet ettiği bir hekimi var. İsmi Spiridon Mavroyeni (1817-1902); halk arasında Mavroyani Paşa diye bilinen kişi. 1850’li yıllarda saray hekimi olarak atanıyor ve ölümüne kadar Sultan’ın ve Saray’ın özel hekimliğini yapıyor.

1880’li yıllarda Saray’daki küçük hastanenin defterinde ilginç kayıtlar var. Sarayda çalışan hekimlerle ilgili bilgi aşağıda...

Doktorun ismi

Saraya giriş tarihi

Hizmet cinsi

Maaşı (kuruş)

Mavroyani Efendi

Ağustos 1272 (1856)

Ser etıbba (Baş Tabip)

15000

Molik Efendi

Eylül 1292 (1876)

Tabib

10000

Kastro Efendi

Eylül 1292 (1876)

Tabip

2000

Abdülkerim

Efendi

Eylül 1292 (1876)

Tabip

5500

Rıfat Bey

Kanun-ı evvel 1292 (1876)

Nöbetçi Tabip

500

Hüsnü Bey

1279 (1863)

Nöbetçi Tabip

500

Hristaki Bey

1286 (1870)

Nöbetçi Tabip

500

Naum Efendi

1283 (1867)

Nöbetçi Tabip

500

Duşivoz Efendi

Teşrin-i sâni 1293 (1877)

Nöbetçi Tabip

700

Gariva Efendi

Teşrin-i sâni 1293 (1877)

Nöbetçi Tabip

700

Macuki Efendi

Kanun-ı evvel 1292 (1876)

Nöbetçi Tabip

500

Halil Bey

1283 (1867)

Baş cerrah

300

Ramık  Efendi

1285 (1869)

Cerrah

250

Osman Efendi

1271 (1855)

Cerrah

250

Hristaki Efendi

1286 (1870)

Cerrah

250

Süleyman Efendi

1272 (1856)

Cerrah

250

İbrahim Efendi

Teşrin-i sani 1294 (1878)

Cerrah

250



Baştabip İstanbul kökenli, Viyana’da tıp eğitimini tamamlamış bir Rum. Resmine baktığınıza tam bir Osmanlı.

Eczacı, Diş hekimleri, hatta hademelik görevleri yapanlarda ekseriyetle gayrimüslim. Aralarında hiç kadın yok. Yani bu kişiler aynı zamanda haremdeki hanedan mensuplarının da hekimleri ve sağlık personelleri.

Günümüzdeki algıya baksanız, sadece Türk kökenlilerle çalışan, farklı milletlerden hoşlanmayan ve şüphe duyan, kadınları erkek doktora göstermekten kaçınan bir halife aklınıza gelir.

Oysa Sultan II.Abdülhamid, hem Osmanlı sultanı hem de Halife olarak kendi sağlığını bir Rum kökenli Osmanlı hekimine bırakıyor. Hem de çok dolgun bir maaşla... Oysa saray hastanesinde Müslüman hekimler olmasına rağmen!

...

Aklı kiraya vermek, cehalet ve her söylenene inanmak günümüzde moda oldu. Kızı Ayşe Osmanoğlu “Babam Sultan Abdülhamid” kitabında çok açık yazmış. Sultan II.Abdülhamid çevresine;

“Din ve Fen.” “Bu ikisine de itikat etmek caiz.” Dermiş.

Bunu söyleyen gerçek bir halife idi; bu sözlere kulak vermek lazım!
Ahan1

Spiridon Mavroyeni (1817-1902)

Ahan2

Avram Kastro Efendi (1829-1918)

Yazar Hakkında:

Hasan Fevzi BATIREL

Hasan Fevzi BATIREL

Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı'nda öğretim üyesidir (Prof.Dr.). Avrupa Göğüs Cerrahisi Derneği Yönetim Kurulu üyeliği de yapmaktadır.