5 Aralık 2021

Hasan Fevzi BATIREL

Yakın zamanda biraz nefs muhasebesi yaparak “Şimdiki aklım olsa” başlıklı bir yazı yazmıştım. Geçmişe yolculuk edebilme imkânı olsaydı,  olgunlaşmış bir akıl ile neler yapılabileceğini yazmıştım…

Cahit Sıtkı yaşamın ortasına 35 demiş, ama beraber çalıştığım Dr.Sugarbaker’a 40 yaşında olduğumu ve yaşlanmaya başladığımı söylediğimde, karşılığı aynen şu olmuştu:

“My mother says – Life starts at 40”

Yani “Annem der ki: Hayat 40’ında başlar”.

Annesi 95 yaşında hala hayatta olan ve babası 4-5 sene önce 90’ını geçkin bir yaşta vefat etmiş bir kişiden beklenebilecek bir tepki.

Ülkemizde yaşam beklentisi erkeklerde 72, kadınlarda 76. Dolayısıyla yarıyı neredeyse 10 yıl geçmişiz…

Kiloya dikkat, yağlı yeme, şekeri az tüket, çok sinirlenme vs derken hayat akıp gidiyor…

İki dünyaca ünlü kalp cerrahının hayatını okudum geçenlerde. Prof.Michael Debakey ve Prof.Denton Cooley.

Prof.Michael Debakey, Lübnan göçmeni bir ailenin ABD’de büyümüş çocuğu… Aort ve damar ameliyatlarında dünyaca ünlü… Günümüzde damar değiştirme işlemlerinin çoğunun prensibini o koymuş. Ayrıca rahmetli Cumhurbaşkanımız Turgut Özal’ın açık kalp ameliyatını da o yapmıştı. Prof.Debakey 2008 yılında 99 yaşında vefat etti. 97 yaşında aort anevrizması ameliyatı geçirdikten sonra!!!

Prof.Denton Cooley ise Teksas’lı bir ABD’li. O da ABD’de ilk kalp naklini yapan ve suni kalp cihazını takan kişi. Yaklaşık 20 yıl önce kendisiyle tanışma ve bir fotoğraf çektirme imkânı bulmuştum. Eski bir basketbolcu ve zinde bir vücuda sahip olan Dr.Cooley ise hala hayatta ve 95 yaşında.

Her ikisi de nem ve sıcaktan kavrulan Houston kentinde, sırasıyla Methodist Hospital ve Texas Heart Institute (Texas Kalp Enstitüsü) kalp cerrahisinin başındaki kişilerdi.

Bununla beraber bu iki parlak ve dünyaca ünlü cerrah arasında belki de tıp dünyasının en ünlü ve uzun süreli kavgalarından biri yaşanmıştır.

1951’den 1960 yılına kadar aynı kurumda çalışan iki ünlü cerrahın arasındaki karakter uyuşmazlığı kendisini daha baştan göstermiştir. Dr.Cooley, Dr.Debakey’in yanında çalışmayı bırakır ve yakındaki başka bir hastaneye geçer. Bu arada Dr.Cooley ve Dr.Liotta suni kalp üzerine Dr.Debakey ile birlikte çalışmışlardır.

1969 yılına gelindiğinde Dr.Debakey’in laboratuarı suni kalbi neredeyse hazır hale getirir, fakat hala hasta üzerinde uygulama için yetersiz görmektedir. Bu esnada ünlü bir hastada gelişen ani kalp yetmezliğinin tedavisi için, Dr.Cooley kendi geliştirdiğini söylediği suni kalbi hastaya takıverir. Hasta topu topu 65 saat yaşar, ama iş bir kerede olsa yapılmıştır...

Dr.Debakey kullanılan suni kalbin kendi laboratuarındakinin aynısı olduğunu ve çalındığını söyler ve 2007’ye kadar süren kan davası başlar… Bu konuda Amerikan Cerrahlar Derneği Dr.Cooley’i eleştirir ve bunun sonucunda Baylor Üniversitesinden ayrılmak durumunda kalır.

İki büyük cerrah bundan sonra 38 yıl bir araya gelmez, el sıkmaz, biri diğeri ile çalışan adama bakmaz, yanına almaz vs.

Nihayet Debakey 98, Cooley 87 yaşına geldiğinde, Cooley Debakey’e Texas Heart Institute adına hayat boyu başarı ödülü verir. Ödülü alırken Debakey bu kan davasını konuyu çarpıtarak manşete taşıdığını iddia ettiği Life dergisi muhabirine bağlar…

Cooley ise “Artık emekliliğimizdeyiz ve bazı şeyleri bırakmanın zamanı geldi… Garezleri taşımayı sevmem” diye bitirir.

Dr.Debakey’in 99 yaşındaki resmine ve Dr.Cooley’in 95 yaşındaki son hallerine baktığınızda, dünyaca ünlü ve değerli iki insanın fiziki olarak ne hale düştüğüne ve “Ben birinci olacağım” hırsının ne kadar anlamsız olduğuna şahit oluyorsunuz.

45 yaşında iddiası olan bir öğretim üyesi olarak, ülkemizde ilk kez yapılan işlerim oldu. Bunların bazısını duyurdum, bazılarını ise hiç önemsemedim. Belki dünyada da yapabileceklerim olur, kimbilir… Bununla beraber kavgalarım ve kızgınlıklarım da oldu ve hayatta affetmem dediğim kişiler de var. Bunlar o an için çok anlamlı gelen kavgalar, ama zaman içinde baktığınızda çok da dert etmemek gerekiyor… Herkes meşrebine göre hareket ediyor ve zaman her şeyi ama her şeyi öldürüyor…

Dr.Debakey ve Cooley’e geri dönersek, neticede olan şu; açık kalp ameliyatlarının yerini stentler alıyor, aort ve damar ameliyatlarını da ameliyatsız bir şekilde halleden radyologlar kapıyor. Yani uğruna savaşılan şeyler eskiyor, hatta geçerliliğini yavaş yavaş yitiriyor…

Tüm bunları düşündüğümde Osmanlı mezar taşlarına kulak vermek lazım…

“Hüvelbaki – O kalıcıdır.”

Bu kategorideki Makalelerden