29 Kasım 2021

Şahver ÇELİKOĞLU

Yüce Mevlâ’yı sevmenin alâmetlerinden birisi de kulun kendisini Yüce Rabbine yaklaştıracak bütün âhiret işlerini, nefsin kötü arzularından ibâret olan dünya işlerinden öne almak, nefsin istek ve arzularını yerine getirmeden önce, Yüce Sevgilinin emirlerini derhal yerine getirmek, O’nun sevgisini kendi arzu ve isteklerine tercih etmek. Resûlullah (s.a.v)’in emrettiğini yerine getirmek, yasakladığından sakınmak, O’nu bilen ve bilgisiyle amel eden dostlarına alçak gönüllü olmak, dünyâyı tercih eden ehl-i dünyâya karşı onurlu davranmaktır.

Allah Teâlâ; sevdiklerini, dostlarına karşı alçak gönüllü, düşmanlarına karşı, onurlu kimseler olarak tanıtmıştır. Çünkü O (c.c), sevdiklerini en güzel sıfatlarla nitelendirir.

Sevgiliye karşı alçak gönüllü olmak güzeldir. Düşmana karşı izzetli ve onurlu davranmakta güzeldir. Sevgili için alçak gönüllü olmak, şerefli kimselere alçak gönüllü olmak gibi güzel bir haslettir. Düşmanlara karşı izzetli ve onurlu davranmak da alçak kimselere karşı onurlu davranmak gibi güzeldir. Bundan dolayı, Allah Teâlâ kendisini seven kimseleri dostlarına karşı alçak gönüllü, düşmanlarına karşı da izzetli ve onurlu davranan kimseler olarak tanıtmıştır. (bkz. Mâide, 5/54)

Sevgiliye karşı kibirli davranmak ise düşmana karşı alçak gönüllü olmak gibi kötüdür. Allah Teâlâ, dostlarını kötü sıfatlarla nitelendirmez.

Allah (c.c) sevgisinin alâmetlerinden birisi de, Allâh’a yaklaşmak, O’nun rızâsını kazanmak ve O’na yaklaşma konusunda her türlü engeli aşmak için canı ve malı ile sevgilisi Allah yolunda mücâdele etmektir.

Muhabbetin gereklerinden birisi de, sevgiliden başkasıyla huzur ve sükûnu terk etmektir. Çünkü Allah Teâlâ huzurun ta kendisidir. Ebu Muhammed sehl (r.a) demiştir ki: “Allah katında, sevenin ihâneti, avamın günahlarından daha şiddetlidir. Bu durum, kişinin O’ndan başkasıyla huzur bulup ünsiyet kurmasıdır.”

Hz. Mûsâ (a.s)’ın kendisini vesîle ederek yağmur duâsına çıktığı siyah köle Berh’in kıssasında anlatıldığına göre; Yüce Allah Hz. Mûsâ’ya (a.s) hitâben şöyle buyurmuştur. “Berh, ne güzel bir kuldur; fakat onda bir kusur vardır.” Hz. Mûsâ: “Ey Rabbim, onun kusuru nedir?” diye sordu. Allah Teâlâ: “Seher yelinden (rüzgârından) hoşlanıyor ve onunla huzur buluyor. Oysa beni seven kimse, benden başka şeyle sükûna erip huzur bulamaz.”

Buradaki sükûn, her hangi bir şeyle huzur bulup onunla ünsiyet elde edip muhabbet kurmaktır. Bunun dışında sükûn kelimesi bir şeye bakmak, delil olarak almak, onunla kalben mutmain olmak gibi mânâlara da gelir.

İlâhî huzurda yakınlık kazanmış Allah dostları, ancak Allah ile huzur bulur, rahat eder. Çünkü onlar, başlarına gelen bütün imtihanların O’ndan geldiğini bilirler. Eğer bunu başkasından bilirlerse, bu, kalblerine ârız olan bir gafletten ileri gelen bir günahtır. Bu husus kendilerine bildirilir ki, ondan tevbe etsinler ve Allah kendilerini affetsin. (Ayrıntılı bilgi için bknz: Kûtu-l-Kulûb, c.3. s.220,227)

Bu yazarın diğer makaleleri

Bu kategorideki Makalelerden