28 Ocak 2022

Batılı Bir Kadının Bakışıyla Osmanlı Kadını
Lady Mary Montagu

Hazıralayan: Semih GÖNÜL

Lady Mary Montagu’nun incelediğimiz bu kitabı farklı kişilere gönderdiği mektuplar üzerinden Osmanlı toprakları ve üzerinde yaşayan Osmanlılar hakkındaki izlenimlerini içerir. Birinci baskı olarak elimizde bulunan bu kitap,118 sayfa olmak üzere içindeki mektupların muhtevası itibariyle dikkat çekmektedir. Prof. Dr. Selçuk Ünlü’ nün çevirmenliğini üstlendiği eser Palet Yayınları tarafından 2014 yılının Nisan ayında okuyucuyla buluşmuştur.

Şarktan Mektuplar adıyla Türk edebiyatına kazandırılan eser bir dönemin Osmanlı toplum yapısında kadının yerini esas almakla beraber gezginin ön yargılarını da barındırıyor. İnceleme yazısını yazmamızdaki gaye eserin gündeme getirilmesini sağlamakla beraber oryantalistlerin gözüyle Doğu toplumlarını irdelenmesi ve çıkan sonuçların gerçeklerle karşılaştırılmasıdır. Kendi değer yargılarıyla hareket edenlerin başkalarının manevi değerlerini anlamasını beklemek zordur esere bu açıdan yaklaşacak olursak farklı bir kültür ve medeniyet dairesi içerisinde yetişmiş olan gezginin farklı bir dünyaya adım attığında onu kendisini var eden Batı dünyasının gözüyle bakışının yansıtıldığı görüyoruz. Yer yer sitemlerin, mutlak değer yargılarının bir toplumu tanımadan öteye geçerek tanımlama gayretinde olduğunu aksettiriyor.

Lady Montagu Osmanlı nazarında Doğu toplumlarını değerlendirirken bir kadın gözüyle konuya eğilmiş ve girdiği farklı yaşam alanındaki kadınları incelemeyi tercih etmiştir. Osmanlı kadını üzerinden toplumun değer yargılarını yazdığı mektuplarla bazen kardeşine bazen bulunduğu ülkenin üst düzey yöneticilerine iletmektedir. Kitabın konusunun sadece Osmanlı coğrafyasıyla sınırlı tutmak yanlış olur. Yazar gezdiği yerlerden Hollanda, Almanya, Macaristan gibi duraklara uğrayarak soluğu İstanbul’da alışına kadar birçok şehrin ve şehir insanının portresini yansıtmaya çalışmış, bunu yaparken de çoğu zaman taraflı olduğunu karşılaştığı olayları ve durumları kendi toplumundakilerle kıyaslama yoluna gitmesinden anlıyoruz. Lakin ilerleyen bölümlerde bu ön yargı kendisini oryantalizmden sıyırmış olarak karşımıza çıkıyor birçok ö nyargı gönderilen mektuplarla yıkılıyor. Batı’nın bildiği veya bilmek istediğinden farklı bir yapıyla karşılaşan Montagu’nun oryantalist bakıştan bir ölçüde sıyrıldığı söylenebilir. Türk toplumunun dünya görüşü, sosyal hayat ve bunların içindeki Türk kadını motifini kitabın temel konusu olarak görebiliriz. Ayrıca esas konu içinde erimiş halde Avrupalıların yeniçeriye bakışı, Osmanlı devlet düzeninin inceleyişleri, üst tabakanın şarapçı ve dindar olarak göstermesi, kendilerini buna göre karşılaştırmaları alt konular olarak görmenin okuyucu açısından faydalı olacağını düşünüyorum.

Kitapla ilgili yazılan yazılara verilen referans kaynaklarına baktığımızda bunların dışında bir yaklaşım ortaya konduğunu söylemek yanlış olur. Kitabın değerini anlamak için onunla ilgili yazılanlara, çizilenlere bakmanın en doğru yol olduğunu düşünenlerden biri olarak Mustafa Kemal Üniversitesi öğretim üyelerinden Songül Çolak’ın ‘‘Bir İngiliz Hanımefendisinin Gözüyle Osmanlı Kadını’’ adlı çalışmasının elzem olduğu fikrindeyim.  Şarktan Mektuplar adlı eser tüm bu saydıklarımızın içerisinde konuya örneklem teşkil edebilecek bir niteliktedir.

Eserin çevirmenine de kısaca değinmek istiyorum. Almanca üzerine yaptığı çevirilerle tanınan öğretim üyesi, Alman ve Avusturya edebiyatına olan ilgisini çalışmalarına da yansıtarak Avusturya devletinden liyakat madalyasıyla ödüllendirilmiştir. Alman dili ve edebiyatına olan hâkimiyetini eserlerinde açıkça gördüğümüz yazar halen Konya Mevlana Üniversitesindeki vazifesine devam etmektedir.

Lady Montagu şark kadınlarını Osmanlı-Türk kadınıyla tanımlayıp bu istikamette ilerlerken Osmanlı hamamları ve Osmanlı’daki hoşgörüyle bezenmiş yapıyı anlatmakla devam eder. Cariyelerin ve Fatıma’nın güzellikleri şuurlu tavırları ve elbiselerine hayran olmakla kalmayıp kendi ülkesinin kadınlarıyla kıyasladıktan sonra Türk kadınlarını ön plana çıkarıyor. Kitapta yanlı tutumlar olduğunu söylemiştik Avrupalı kadınların günah işlerken ki durumuyla Türk kadınının durumunu karşılaştırıyor ve çarşaf altına ahlaksızlıkları gizlediğinden dem vuruyor. Ona göre kapalı hanımların örtülerini bir maske olarak kullanmaları da bir ahlaksızlıktır, ama bunu açıkça söylemekten geri durmuştur. Osmanlı kadınlarından ziyade askeri yapıya ve devlet adamlarına da değinilmiş. ‘’Türklerin çok yetenekli olduğu sanat ve ihtimamla tahkim edilmiş ve en cesur yeniçerilerden oluşan çok kuvvetli askeri müfreze ile takviye edilmiş durumda. Bunlar seraskerin komutasındalar, fakat bu ifade pek doğru değil. Gerçekte serasker yeniçerilere tâbi, bu birlikler burada sınırsız bir prestij sahibi. Çünkü onların davranışları savaş eğitimine tabi olmaktan ziyade isyanlarıyla belirginleşmiştir’’ (Sayfa:13)

Kitabın dili, üslubu ve biçimi hakkında açık ve yalın bir anlatımı olduğu gereksiz sözcük ve ifadelere yer verilmediğini söylemek doğru olur. Her çeviri eserde olduğu gibi edebiyat kuramlarının da kabul ettiği ölçüde biriciklik özelliği zarar görmüştür. Buna rağmen anlatılmak istenenler, verilmek istenen iletiler titiz bir çalışmanın ürünü olarak dile de yansımıştır. Ne yazık ki anlatımda Lady Montagu’nun eksikleri olduğu ve bir edebiyatçı olmadığı açıkça belli oluyor. Halkın konuştuğu seviyede bir dil kullanılmış oysa edebiyat ürünü verilirken üst düzey bir dil kullanmak tabiri caizse dil işçiliğinin gereği yapılmalıydı. Üst düzey dili kullanırken anlam bütünlüğü ve okuyucunun algısı da dikkate alınarak kitap-okur arasında oluşabilecek kopukluğun önüne geçilebilir. Çeviriyi yapan Selçuk Ünlü bu durumu bildiğinden olsa gerek böyle bir kopukluğun olmadığı kanaatindeyim. Genel olarak bakıldığında sanatsal bir metin olmadığı ağır basan bir fikir oluştu zihnimde. Olumlu dil ve üslup özelliği olaraksa yediden yetmişe herkesin rahatlıkla anlayabileceği bir eserdir.

Gezgin yazarımızın kendi düşüncesinin öznel ifadelerle yer aldığı elimizdeki kitap bir kaynakça sunmuyor lakin bu konuda yapılacak diğer araştırmalara örnek teşkil etmesi açısından kullanılabilecek bir eserdir. Belirtmek gerekir ki teori kitabı değildir ve referans olarak kullanılamaz sadece örnek vermek adına yararlanılabilir. Bunda da nesnel bir tutum sergilenemez çünkü eserin tümü öznel ifadelerden oluşmaktadır.

Batı’nın diğer toplumları ve özellikle Doğu toplumları tanımaktan öteye geçen tanımlama eylemi haline gelen oryantalist faaliyetlerine bir örnek olmakla beraber zaman zaman bu anlayıştan sıyrılmış bir yazardan farklı bakış açıları edinilebilecek bir eser olarak bu konuyla ilgili olan kitapseverlerin uğrak duraklarından biri hakkında değerlendirmede bulunmuş olduk. Kitap niye okunmalı sorusunun cevabını da böylece vermiş olduğumuza inanıyorum. Kitaplar söz yığını değil bilgi hazinesi olduğuna inananlara çağrımız yoruma açık kitapların tercih edilmesidir. Yoruma açık olan bu kitap hem okuyucuyu düşündürecek hem de önceki bilgileriyle yazarın anlatımlarını karşılaştırarak analiz yeteneğini arttıracaktır. Bir otobüs yolculuğunda ya da metrobüste rahatlıkla okuyabileceğimiz bu eseri tüm edebiyatseverlere öneriyorum.

 

 

Bu kategorideki Makalelerden