2 Aralık 2022

Esat ARSLAN

Anımsayalım, Birinci Körfez Harekatı günleri öncesini... Soğuk Savaşın bitmesi yeni ötekiyi belirlemişti. Kimdi yeni öteki? OPEC’in kuruluşuna öncülük eden Saddam Irak’ının şahsında bir bütün olarak İslam Dünyası. Birinci Körfez Harekatına ramak kala, Büyük Ortadoğu Projesi (BOP )raftan indirilerek yürürlüğe konulmuştu. Bu proje kapsamında sınırları ve rejimi değişecek 22 İslam ülkesiydi, ama BOP’a ilk tepki Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ’nden gelmişti. Fütorolojist bir yaklaşımla, stratejinin üç boyutu “Kuvvet, Zaman ve Mekan”ı iyi değerlendiren TSK, görevi gereği açık ve net tavrını ortaya koymuştu. Birinci Körfez Savaşı başlamadan ABD tarafından verilen görev talebine, yıllardır itaatkar bir NATO üyesi Türkiye’nin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Torumtay istifa ile karşılık vermişti. ABD-Türkiye ilişkilerinde “Yes Sir”ci, “Evet efendim”ci tavrın ilk kırılma noktası bu idi. Oysa ki o zamanki iktidar TSK’yı bu cangılın içine sokarak, Türk askerinin kanı üzerinden“bir koyup üç alma” hesapları yapmaktaydı. Ama aynı TSK, 1996 yılında her türlü olumsuz koşula karşın hayati gördüğü için Irak içlerine Çelik Harekâtı ile sıcak takibe girişmişti. Ancak, Pentagon Türk generallerinin çizgiden çıktığını bir yerlere not etmişti. Bir şekilde hizadan çıkan Türk generallerini hizaya geçirmek amacıyla “Çuval”la başlayan, “Şemdinli- Ergenekon – Balyoz vb” davalarıyla TSK’nın seçkin kadroları tasfiye edilmesi sağlanmıştır. Devlete sızma öylesine hızlanmıştı ki, işte bu ikinci çizginin temsilcileri olan Amerikancı FETÖ yanlıları tasfiye edilenlerin yerlerine yerleştirildiler. Önce Truva atı yaklaşımıyla başlayan süreç genişleye, genişleye Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde kurdukları kirli ve büyük bir örgütlenme ile 15 Temmuz 2016 darbe ve işgal girişimine kadar gelindi. Devleti  içinde paralel devlet değil, adeta devleti dışarıda bırakmışlardı. Ancak, Türk Milleti, darbecilerin ele geçirmek istedikleri kritik yerlerde yaptıkları savunma ile kanları pahasına tarihi değiştiren bir destan yazdı. ABD bu sefer başaramamıştı.

ABD bugüne kadar bir çok komploya imza attı. Ama ABD’nin güneyimizde bir terör koridoru inşası her şeyin tuz biberi oldu. ABD bu sefer doğrudan Türkiye’nin bekasını hedeflemişti. Türkiye-Suriye sınırını, Afganistan-Pakistan sınırına çevirmeyi kafasına koymuştu. Bu meydan okumaya misliyle yanıt verildi. Sınırı duvarla örten Türkiye, Fırat Kalkanı ile terör koridorunu bir kama gibi kesmesini bildi. Cehennemi Türkiye’nin içine sokmaya kararlı ABD, YPG/PKK’ya binlerce TIR silah, araç ve gereç yardımı sonrası birden İdlip’teki El Nusra düşmanı kesilivermişti. Küresel düzeyde güçlü bir kamuoyu oluşturarak Türkiye’nin olası bir İdlip-Afrin Harekâtı’nı engellemeyi düşlüyordu, Pentagon. Her ne pahasına olursa olsun terör koridorunu inşaya kararlı Pentagon, YPG/PKK’yla birlikte İdlip’e girme planları yaparken, TSK’nın İdlip’e müdahalesi her şeyi kursağında bıraktı. İşte başta vize krizi olmak üzere ABD’nin neredeyse stratejik ortağını bile gözden çıkarmasının perde arkası budur. Oyun içinde oyunun sistematiği budur. Demem o ki, İdlip ve Afrin bu yüzden Türkiye’nin bekası için hayatidir. Türkiye Cumhuriyeti, Trump gibi bir Cumhuriyetçi olan Bush’un “ Saldırıda Ön Alma” (Pre-emptive Strike) öğretisini bihakkın uygulamaktadır. Umudumuz ve tavsiyemiz gerginliğin bir an evvel sona ermesi. Devletler arasındaki gerginlik bir günde bile sonlandırılabilir. Nihayet ilişkilerin temeli çıkardır, çıkar çatışmasıdır. Peki ya halklar, ABD’ye karşı gönlü kırılan koskoca Türk halkını ne yapacaksınız? Yaşadık, gördük. ABD’nin tek taraflı manevraları Türk halkını öylesine bezdirdi ki, belleklerdeki flu “Çirkin Amerikalı” imajını tekrardan canlandırdı. Şimdi ülkemizdeki, ABD karşıtlığının müsebbibini başka yerlerde aramayın. Bunun sebebi sizsiniz. Ha bir de bir şey daha var. Halklar arasında gerginliğin tamiri öyle bir günde sonlanmaz, yıllar alabilir. Rüzgar eken, fırtına biçer, haberiniz olsun.

Yazar Hakkında:

Esat ARSLAN

Esat Arslan, İstanbul’da 15 Nisan 1947 tarihinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini İstanbul’da; yükseköğrenimini Ankara’da tamamlayan Esat Arslan, Savunma Bilimleri, Kamu Yönetimi dallarında yüksek lisans; Türkiye Cumhuriyeti Tarihi dalında doktorasını ise Ankara Üniversitesinde yaptı. Şam Büyükelçiliği nezdinde askerî ataşelik görevinde de bulunan Esat Arslan, Türkiye’ye döndükten sonra doçent oldu.

1997-2005 yılları arasında Bilkent Üniversitesinde, Türkiye Cumhuriyet Tarihi Koordinatörlüğü görevini yürüten Prof. Dr. Esat Arslan; 29 Mart 2000 tarihinde “Türkiye Cumhuriyeti Devlet Övünç Madalyası” ile ödüllendirildi. Ayrıca kendisine, Türkiye–Ermenistan ilişkilerine yapmış olduğu katkılardan dolayı, Avrasya Araştırmalar Merkezi (ASAM) nin bünyesindeki Ermeni Araştırmalar Enstitüsü tarafından «2002 Yılı Özel Ödülü» verildi. 2005 yılında Çağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünde göreve başlayan Esat Arslan, 2012 yılına kadar Bölüm Başkanlığı yaptı. 2010-2015 yılları arasında BM nezdinde Uluslararası Askeri Tarih Komisyonu Yürütme Kurulu üyeliği de yapan Esat Arslan, halen Türk Askeri Tarih Komisyonu Genel Kurulu Üyeliğini yapmaktadır. Bu komisyonun üyesi olarak ülkemizi, Güney Afrika, Brezilya, İspanya, İtalya, Portekiz, Bulgaristan ve Çin’de temsil etmiştir. Sekiz kitabı bulunan Esat Arslan 2002-2012 yılları arasında, TBMM Tarih Araştırma Grubu üyeliği sırasında yazmış olduğu 1852 sayfalık üç cilt halindeki «XVI. Dönem Parlamento Tarihi» adlı eseri 2013 Aralık ayında TBMM Meclis Başkanlığı tarafından yayınlanmıştır.

Suriye Devlet Arşivleri, İran Dışişleri Bakanlığı Belgeler Arşivi, Washington Ulusal Arşiv Dairesi ve Amerikan Kongre Kütüphanesinde araştırmalar yapan, Prof. Dr. Esat Arslan, SKYTURK televizyonunda dış politika yorumculuğu ATA Tv. de, ART televizyonlarında her hafta yayınlanan “Bakış Açısı” ve “Vizyoner” programlarının yapımcılığını ve sunuculuğunu üstlenmiştir.

Prof. Dr. Esat Arslan iyi derecede İngilizce, Arapça, orta derecede Farsça, İspanyolca, Makedonca ve uzmanlık seviyesinde Osmanlıca bilmektedir.”

 

Yazarın diğer makalelerinden: