Güncel Yazılar

Esat ARSLAN

Bundan birkaç yıl öncesine kadar böyle bir şey olur mu? Her şey olur ama “PKK ile Barzani aynı kampta yer almaz” yargısı yerleşmiş bir kanı gibi idi. Hiç meraklar buyurmayın sevgili okurlar, burası Ortadoğu’dur, her bir şey olabilir. Daha da ilerisi, her zaman olmayacak şeyler düşünülür ve hiç beklemediğiniz bir zamanda karşınıza çıkar. Hiç aklınıza geliyor muydu, Barzani Ordusu Peşmerge’nin böyle tabanları yağlayıp tabansız bir biçimde kaçacağını. Mehmetçikten esinlenerek kendi ordularına “ölümü göze alan insan” anlamında “Peşmerge” ismi verilmiş, ama o yürek olmadıktan sonra. Gördünüz, yaşadınız, Barzani’nin Ordusu Peşmerge’nin ne kadar abartıldığını. Saddam’ın ordusunu da biliyoruz dediğiniz duyar gibi oluyorum. Kerkük’ten yollara sığmayan, tarlalardan arabalarla kaçan, eziyetleri belleklerde yer etmiş zalim Kürtleri, sosyal medyadan izlediniz. Bu arada Batı’nın onları nasıl terk ettiğine de şahit oldunuz. AB’nin lider ülkesi Almanya Barzani’yi nasıl bıraktı? Sözde bir ülkenin yarım günde geldiği duruma bakar mısınız, tam anlamıyla şoke edici. Duyduk, duymadık demeyin, Barzani Ordusu Peşmerge dağıldı. Kaçan kaçana... PKK’lılar da tabana kuvvet… Peşmerge ve PKK kaçınca Vali Necmettin Kerim de kaçtı. Irak Meclisi, Valiyi görevden almış ama muhterem çağırdığı PKK'lılara güvenip masasını terk etmemişti.

Bu durum, açık ara aynen Vietnam gibi ABD’nin de yenilgisidir. Aslında hem PKK hem de Barzani ile müttefik olan bir ABD var, bir de İsrail. İsrail bayrağı sallayan, hatta üzerinde namaza duran, secde eden İsrail sevicileri içlerinize sindirebildiniz mi? Doğrusu ben sindiremedim.

Gelin şimdi Barzani - PKK işbirliğinin kökenlerini, gelinen bu noktayı irdeleyelim. ABD 2003 yılında Irak’ı işgal ettiği zaman PKK’yı göstermelik olarak ikiye bölmüş, bir kısmını Sincar-Telafer bölgesine yerleştirmişti. Bunun nedeni ondan sonraki YPG’nin oluşumunda açık seçik bir şekilde görülmüştü. ABD dört parçada Kürdistan projesinin en güçlü ayağı PKK ile Barzani güçlerini birleştirmeye çok çaba sarf etmişti. Ancak, PKK Terör Örgütü bir başka örgütün kontrolüne girmek yerine, orada egemenlik kurmayı hedefleyen bir örgüt. Diğer bir deyişle, elde etmiş olduğu bu alan hâkimiyetini hiçbir örgütle paylaşmayan yasadışı bir teşkilat. Bir de bilinen bir gerçek var. Eskiden beri PKK ile Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) siyaseten taban tabana zıt ve hatta birbirine düşman olan iki oluşumdur. PKK ile KDP arasında akrabalık bağları olmasına karşın, PKK ile müteveffa Talabani’nin Kürdistan Yurtseverler Birliği daha yakın ideolojilere sahiptir.

Bir de yaşananlara bakalım. ABD, Kobani olaylarında tam bir tiyatro sergilemiş ve daha da ileri giderek Türkiye’yi de bu oyuna dâhil etmişti. PKK’yı kahramanlaştırıp temize çıkarma çabasının bir sonucu olarak bu bölgede PKK’ya azımsanamayacak bir yardımı kendisine şiar edinmişti. ABD’nin Barzani’nin Ordusu Peşmergeyi buraya kurtarıcı olarak getirme planlarına PKK Terör Örgütü o zaman karşı çıkmış ve bu barışma gerçekleşmemişti. O günden itibaren Barzani ile PKK Terör Örgütü’nün arası kısmen açılmıştı. Sonunda ABD devreye girerek Dicle’nin batısında PKK, doğusunda Barzani olacak şekilde egemenlik alanları tahsis etmişti. Suriye ve İran’da PKK’ya ihtiyacı olan ABD, ister istemez Barzani’yi ikinci plana atmıştır. Bu yüzden de Barzani, Netanyahu ve İsrail ile aynı çizgide buluşmuş ve ortak bir siyaset üretmeye başlamışlardır. İsrail’in bilinen Ortadoğu politikası zaman zaman Obama ve ABD yönetimleri ile ters düşmüş ve kendinden ödün vermeksizin, Ortadoğu siyasetini hep kendi çıkarlarına göre oluşturma yoluna gitmiştir. Nitekim Barzani’nin “Referandum ve Bağımsızlık” konusunda acele etmesini isteyen İsrail olmasına karşın, Trump Yönetimi bu konuda biraz daha temkinli hareket etmeyi ve beklemeyi yeğlemiştir. Siyasetinde İsrail desteği ağır basan Barzani Referandum kararında bu nedenle ısrar etmiştir. Kuşkusuz bunun temelinde geçmişten gelen bir yanılgının da payı büyüktür. Suriye’nin Hatay Meselesi gibi Kürtlerde de Molla Mustafa’dan bu yana bir Kerkük takıntısı bulunmaktadır. Hatta Saddam Hüseyin ile Molla Mustafa’nın 1970 Federasyon görüşmelerinde Molla Mustafa Kerkük konusunda ısrar etmiş ancak Saddam kabul etmemiştir. 1974 yılına kadar devam eden görüşmelerin sonunda Molla Mustafa; “Federasyon için bu kadar yıl savaştık, bir on yıl kadar da Kerkük için savaşırız” diyerek, geleceğe yönelik hedefini de ortaya koymuştur.

Velhasıl, uzun lafın kısası, ayağını yorganına göre uzatmayan Barzani ailesi, siyaseten katl fermanını da imzalayarak, demokrasi arenasını Talabani ailesine bırakabileceği değerlendirilmektedir.

Medeniyet Tasavvuru

Necati ÖNER
Niçin Felsefe?
Mehmet BULUT
Ahlak ve İktisat

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

22717217