14 Ağustos 2022

Esat ARSLAN

Sevgili okurlar, eğri oturup doğruyu konuşalım, bugün Türkiye’nin en öncelikli meselesi kutuplaşmadır, toplumun ayrışarak, birbirlerinden gittikçe uzaklaşarak kamplaşması sorunsalıdır. 25 Temmuz 2016 tarihinde yitirdiğimiz, Ölümsüzler Dünyasında yerini alan Tarihçilerin Şeyhi, Şeyhü'l-Müverrihin Prof. Dr. Halil İnalcık’la son zamanlarında Bilkent Üniversitesinde yapmış olduğumuz görüşmelerde Türkiye’nin önündeki en büyük meselenin bu olduğunu ısrarla belirtirdi. Hemen hemen her katıldığı toplantıda bu konuya duyarlılığını açıklar, tarihçi hassasiyeti ile çözümlerini siyasetçilere kadar iletilmesi çabası içinde bulunurdu. Nur içerisinde yatsın, 2000’li yılların başından itibaren yapmış olduğu tüm söyleşilerinde, röportajlarda bu hermanötik konuyu hep dillendirmiştir. [1] Ben de aynı kanıda olduğumu belirtmek istiyorum.

Gerçeği açıkça ifade etmek lazım gelirse, Türk toplumu süratle kamplaşma içerisine çekilmektedir. Bu bir vakıadır. Türk toplumu süratle anlayış birliğini sağlayan milli şuurunu yitirmekte, “Laik ve Anti Laik” ayrışmasına doğru doludizgin gitmektedir. Gayet münasebetsiz, zaman zaman incir çekirdeğini doldurmayan konularda taraflar birbirlerine girmekte, birbirlerini tutarsız bir şekilde rencide etmektedirler. Öyle bir duruma sürüklenmekteyiz ki, birbirimizi anlamayan, hatta birbirimizi sevmeyen ve tüm duyu organları karşıdan gelen algılara kapatmış bir sağırlar diyaloğu atmosferine girmekteyiz. Birbirimize karşı, birbirinin açıklarını yakalamağa çalışan, karşısındakini acı bir biçimde eleştirmekle meşgul ve sadece kendi savlarını dillendiren bir topluma doğru gidilmektedir. Oysaki düşmana bile objektif, tarafsız bakabilmek, fazilettir, büyük bir erdemdir.

Seçim atmosferine girerken bu kamplaşmanın daha da derinleşebileceği endişesi ve kaygısı Türk aydınını derinden etkilemektedir. Parçalanmış, bölünmüş bir millet Türkiye için felaketli sonuçlar doğurabilir. Bulunduğumuz coğrafyanın etrafının bir yangın yerine döndüğü bir ortamda TBMM’de dillendirilmeğe çalışılan şeddeli siyaset toplumun bütün katmanlarına doğru hızla yayılmaktadır. Hani biz dünyanın rahat bir köşesinde Brezilya gibi otursak, tamam, şeddeli siyaseti bütün evreleriyle yaşayalım. Ama biz bütün dünya mücadelelerinin tam merkezindeyiz, ortasındayız. Bu durumda bizim için en önemli husus istikrardır, sakin bir biçimde tartışabilme ortamı yakalayabilmektir. Şeddeli siyaset evresinde toplumun tümünü derinden kaosa sürükleyecek sorunlar, büyük problemler, büyük ihtilaflar olarak ortaya atılınca halkın huzuru bozulur, ülkenin istikrar tehlikeye girer. İstikrar bozulursa ekonomi bozulur. İstikrarsızlık, ekonominin bozulması demektir, tek kelimeyle felakettir. Evet, sevgili okurlar, düzen bozulursa, bu gemi batarsa hepimiz batarız. Ülkenin asıl meselesi irfandır, istikrar içinde Türkiye’nin büyümesidir. Bu konuda siyasetçilere büyük görevler düşmektedir. Uzlaşı ortamını sağlamak önemlidir, CHP Lideri Deniz Baykal’ın başında Kur’an okuyabilen, bir Cumhurbaşkanı Türk toplumuna örnek olabilecek bir davranış sergilemiştir. Kamplaşmanın, kutuplaşmanın ve de ayrışmanın tek ilacı ülkesever olmaktır, bütünleşiklik sergilemektir. Etrafımızın yangın yerine döndüğü bir ortamda ülkemizin güzel insanları aralarındaki tüm husumetleri geri bırakarak birbirleriyle kaynaşma zeminin hazırlamaları herşeyden fazla önem kazanmaktadır.

Aydınlar bu toplumun lokomotifleri, kanaat önderleridir. Demem o ki, hangi siyasi düşünce sistemini benimserseniz, benimseyin, Ülkeseverlik, herkesin bu ülkenin başlıca milli şiarı olmalıdır, sevgili okurlar.  

[1] Halil İnalcık, “Tarih Tenkidimiz Duygularımızla Yapıyoruz.”, Kılavuz Dergisi, Mart 2006,

Yazar Hakkında:

Esat ARSLAN

Esat Arslan, İstanbul’da 15 Nisan 1947 tarihinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini İstanbul’da; yükseköğrenimini Ankara’da tamamlayan Esat Arslan, Savunma Bilimleri, Kamu Yönetimi dallarında yüksek lisans; Türkiye Cumhuriyeti Tarihi dalında doktorasını ise Ankara Üniversitesinde yaptı. Şam Büyükelçiliği nezdinde askerî ataşelik görevinde de bulunan Esat Arslan, Türkiye’ye döndükten sonra doçent oldu.

1997-2005 yılları arasında Bilkent Üniversitesinde, Türkiye Cumhuriyet Tarihi Koordinatörlüğü görevini yürüten Prof. Dr. Esat Arslan; 29 Mart 2000 tarihinde “Türkiye Cumhuriyeti Devlet Övünç Madalyası” ile ödüllendirildi. Ayrıca kendisine, Türkiye–Ermenistan ilişkilerine yapmış olduğu katkılardan dolayı, Avrasya Araştırmalar Merkezi (ASAM) nin bünyesindeki Ermeni Araştırmalar Enstitüsü tarafından «2002 Yılı Özel Ödülü» verildi. 2005 yılında Çağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünde göreve başlayan Esat Arslan, 2012 yılına kadar Bölüm Başkanlığı yaptı. 2010-2015 yılları arasında BM nezdinde Uluslararası Askeri Tarih Komisyonu Yürütme Kurulu üyeliği de yapan Esat Arslan, halen Türk Askeri Tarih Komisyonu Genel Kurulu Üyeliğini yapmaktadır. Bu komisyonun üyesi olarak ülkemizi, Güney Afrika, Brezilya, İspanya, İtalya, Portekiz, Bulgaristan ve Çin’de temsil etmiştir. Sekiz kitabı bulunan Esat Arslan 2002-2012 yılları arasında, TBMM Tarih Araştırma Grubu üyeliği sırasında yazmış olduğu 1852 sayfalık üç cilt halindeki «XVI. Dönem Parlamento Tarihi» adlı eseri 2013 Aralık ayında TBMM Meclis Başkanlığı tarafından yayınlanmıştır.

Suriye Devlet Arşivleri, İran Dışişleri Bakanlığı Belgeler Arşivi, Washington Ulusal Arşiv Dairesi ve Amerikan Kongre Kütüphanesinde araştırmalar yapan, Prof. Dr. Esat Arslan, SKYTURK televizyonunda dış politika yorumculuğu ATA Tv. de, ART televizyonlarında her hafta yayınlanan “Bakış Açısı” ve “Vizyoner” programlarının yapımcılığını ve sunuculuğunu üstlenmiştir.

Prof. Dr. Esat Arslan iyi derecede İngilizce, Arapça, orta derecede Farsça, İspanyolca, Makedonca ve uzmanlık seviyesinde Osmanlıca bilmektedir.”

 

Yazarın diğer makalelerinden: