19 Mayıs 2022

Hüzeyme Yeşim KOÇAK

Kararı sonradan değişirdi belki de.

Ama ilk defa uçağa binen genç bir hanım; daha evvel saatlerce süren otobüs yolculuğunun, mesafesini ve yorgunluğunu, büyük ölçüde azaltmasına rağmen, bu uçan makineden memnuniyetsizliğini belirtmişti. 

Kontrollerden, bir sürü işlemden veya kendince başka sebeplerden dolayı, tercih etmeyecekti.

Uzun seneler önceki ilk hayal kırıklığımı hatırladım; bir Ankara-Erzurum yolculuğunu… Ayaklarım yeterince yerden kesilmemişti. Kitaplar beni daha ziyade havalandırıyordu.

 Dünyevî pek çok şeyde olduğu gibi, fazlaca anlam yüklemiştim üstüne.

Uçak beni taşıyamıyordu(o zaman zayıftım canım). Habire düşü(rü)p duruyordu. Haberlerde mutlaka duymuşsunuzdur.

Devreye hür serazat, muhayyile kuvveti giriyordu. Hülyayı şekillendirirdiniz.

İstediğiniz gibi tezyin edebilir, kanat baş gövde takabilir, sihirli pabuçları giyince ayakları dama atardınız.

Bir ayağımız bulunduğumuz mekânda, kim bilir ne(re)leri gezerdiniz.

Herhalde varılacak yer önemliydi.

Ne çok büyülü dünyalara gider, konaklar, sakinleriyle bağlar kurar, ıssız diyarlarda keşifler yapar, hiç büyümeyen bir çocukla dileğiniz gibi oyunlar kurardınız.

Bir ihtimal; tadı keyfi kaçıran, gördüklerim kadar göremediklerimdi. Eşyanın küçülmesi, üstünden geçilmesi; yolculuğun da anlamını daraltıyordu sanki.

Uyarlama Ayşegül Uçağa Biniyor gibi kitap serisinin çocuk kahramanlarından, uçan halılardan, havalarda namaz kılan bilgelerden albenili değildi tayyare kaynaklı süzülüşler.

Düşler kadar hızlı değildi, arzu umut dolu uykular kadar serin. Sevgi kadar muhtevalı, derin.

Teknolojik tat, ayrılıkları azalttığı kadar, kavuşmaların buluş(maların) lezzetini kaçırıyordu muhtemelen.

Hayali kısıtladığı gibi, gerçekliği de sıradanlaştırıyordu.

 Kuru, çıplak gözün gördüğü şeyler vardı orada. Nesnelerin ardına bir bakış yoktu.

Uçan halıya, süpürgeye binmek, düş gücü, bizim için daha cazibedardı. Belki saatlerce, günlerce o lezzet, füsun kalplerde kalır, yaşardı.

Hayalî seyahatlerde; kalıplar yoktu; cebir, sivri köşeler, sıkışıklık, bilet. Sevimsiz kişilerle hep beraber yolculuk…

Post, kumanda sizdeydi. En güzel host hostestiniz; kaptan pilot, hatta uçak kisvesindeydiniz.

Yükselmiş araçta, (burnu) havada etrafa tuhaf el kol hareketleri yapan bir örnek acayip kişilere yüz vermezdiniz.

Kemer bağlamazdınız bir kere. Sıkıştırılmaz, tıkıştırılmazdınız. Bütün ihtiyaçlarınız anında karşılanırdı. Bazen mutluluktan ağlardınız.

Kral, ece, kaynana, gelin görümce, kabinde oynar börülce, yekpare tek cümle, hece sizdiniz.

Dilediğinizce göçerdiniz... “Uç uç bayram böceğiydiniz.”

Tenha adalardaki bütün köleleri, başta zât-ı âlinizi azat ederdiniz.

Üç beş adam döver; birkaç armut silkelerdiniz.

 “Çıktım erik dalına, anda yedim üzümü” diye ortalığı inletirdiniz.

 Atomu patlatamazsanız da, zalimlerin yüzüne sakız şaklatır patlatırdınız.

Bir taraftan müjdeli vaatlerde bulunan Dünya(lar)Kılavuzuydunuz:

 “3023’de samanyolundan saman ithal ya da ihraç ediyoruz (Kararı bana kalmış). Her çobanı bir yıldız yapıp, orta direği göğe dikeceğiz ey halkım.”

Kim karışırdı. Füze suretine bile bürünüp,  envaiçeşit gezegenin bağrına fiyakalı inişler yapardınız.

Yükselme alçalma heyecanları olmazdı. Toprak getirirdiniz, dilediğinize yücelmiş isminizi koyardınız. Uydular, pullar, kullar derlerdiniz. Seyyarelerde seyreder eyylenirdiniz.

Kimi ezan sesi duymuştu; kimi Tanrı’yı falan bulamamıştı; aşkın süratini düşünmeden semada.

Ve hangi vasıtaya binerse binsin yolda kalanlar vardı.

Yer çekimini bırakmıştınız, düşünmezdiniz, uçuşup giderdi.

Tozuturdunuz. Siz bu yollardan çook geçmiştiniz.

“Bir garip âşığım uzay yolunda

Yolunu kaybetmiş perişanım ben

Mecnun misali gurbet ellerde

Ümitsiz sevginin kurbanıyım ben,

Yalan dünya her şey bomboş

Pilot sarhoş, yolcu sarhoş” diyerek, şarkılar söyler; dopdolu, fezadaki kalabalıklara indirimlere bindirimlere koşardınız.

Kim bilir belki size uygun bir Toki, Yuki de bulunurdu.

Evden eve, dünyadan dünyaya coşar taşardınız.

Bakma kurusıkı attığıma, palavralarıma.

Şad ve handan olduğuma, asumanda.

Uçmak artık kolay değil ey Sevgili.

YÜREK YOK eskisi gibi.

Bu yazarın diğer makaleleri

Bu kategorideki Makalelerden