27 Haziran 2022

Hasan Fevzi BATIREL

Herkesin arzusu…

Uzun kelimesi göreceli. 75 sene mi? 85 mi? Yoksa 95 mi?

74 yaşında akciğer kanseri olan bir hastam ameliyat olmak için geldiğinde, 5 sene daha yaşayabilir miyim diye sordu… Yani o kişi için ekstradan 5 sene beklentisini karşılıyor gibi duruyordu.

Rahmetli babamda gayet sağlıklı olduğundan, belki seksenimi görürüm demiş anneme laf arasında… Ama beraber yürüdüğümüzde “Artık her an ölebileceğimi düşünüyorum.” Diyordu… Çok uzun yaşamadı bu sözlerden sonra… 73 yaşındaydı.

80’ini geçmiş bir teyzenin artık dayanılamaz hale gelen yemek borusu kesecik sorununa ameliyat yapalım mı dediğimde, ölmeden önce elden ayaktan düşmeyelim evladım sözü en fazla bir iki yıl beklentisi olduğunu gösteriyordu.

Çok yakın dostumun anneannesi 90’ını geçtikten sonra birçok hastalıkla mücadele etmiş ve vefatından önce tam bir Anadolulu Müslüman kadın ifadesiyle “Çok kaldık be oğlum…” demiş.

ABD’deki çalışmam sırasında soluk borusunda darlık olan 85 yaşındaki beyefendi, bir-iki yıl daha idare etsem yeter diyordu.

Demek ki çoğu kişinin gitmeye hazır hissettiği bir yaş var.

Sigara, alkolden uzak durup, kiloya dikkat ederseniz, düzenli uyku uyur, iç huzurunuzu sağlarsanız, biraz da egzersiz yaparsanız, genetik talihsizliğiniz yoksa 70’inizi geçmemeniz, 80’e ulaşmamanız için bir sebep yok. Hele kadınsanız, erkeklerden daha avantajlısınız. Az buz zaman değil 70-80 sene. Günümüzde Türkiye’de ortalama yaşam beklentisi 74 oldu erkeklerde. Kadınlarda 76.

Çok şey sığar bu zamana... Şöyle bir tarihe bakın, örnekleri göreceksiniz.

Önemli olan zamanı boşa harcamamak, bereketini almak.    

Sağlıklıdan ne anladığımız da göreceli. Başkasına muhtaç olmamak mı sağlıklı olmak? Yoksa hayatınızın tüm fonksiyonlarını gerçekleştirebiliyor olmak mı?

Nefes darlığı ile geçen 15 sene yaşanmış sayılır mı? Veya şekerli bir şeyler yiyemeden geçen seneler? Bir şekilde hayatın tatlarından uzak kalarak yaşanan süre.

Iraklı bir dostumuz, oranın enerji sektörünün başındaki milyar dolarlık adamla olan dostluğundan bahsederken, ”Adamın milyar dolarları var, ama şeker hastası, doğru düzgün tatlı yiyemiyor, beni her gördüğünde tatlı hasretinden dem vuruyor.” Diyordu.

Rahmetli eski Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel son röportajlarından birinde, 80’inden sonra yaşanan ömrün çok kalitesiz olduğu ifade etmişti. O zekâdaki bir kişinin, eşinin yıllarca mustarip olduğu Alzheimer problemine şahit olması kendisini bu noktaya getirmiş gibi duruyordu.

Dünya Sağlık Örgütünün tanımına göre sağlık, bedeni, ruhi ve sosyal iyilik halidir. Bunların üçünü kaçımız elde ediyoruz?

Beden sağlığı yaşla birlikte kolayca elden gidiyor.

Bu kadar depresyon ilacı kullanıldığına göre ruh sağlığımız da sallantıda.

Sosyal iyilik hali ise tamamen tahrip olmuş durumda.

Ben size hayalimi söyleyeyim. Avrupa derneğinden arkadaşım Kostas’ın söylediği gibi;

“Ayaktayken gitmek önemli – Dying while standing on your feet!”, yani elden ayaktan düşmeden, bedenen pek bir arıza çekmeden.

Ayrıca sıraya uymak!

Aklı başında olmak!

Ekonomik açıdan muhtaç olmamak!

Rahmetli Ekrem Kadri Unat hoca 80’inde bir toplantıya giderken kalp krizi ile hayata veda etti. Babamın gidişi biraz erken, ama çok huzurlu idi. Bunlar iyi örnekler…

Kuran-ı Kerim’deki muhteşem ifadedeki gibi;

“Ecelleri geldiği zaman ise ne bir an geri kalabilirler, ne de öne geçebilirler.”

….


Şöyle bir geri yaslanıp düşünün, sizin için uzun ve sağlıklı ne demek?

Dünyada üç yerde insanlar çok uzun yaşıyorlar. İtalya'nın Sardinya adası, Japonya'nın Okinawa adası ve Kaliforniya'da Loma Linda. Hepsinin ortak noktasını şöyle sıralamışlar. Düzenli aile yaşamı, sigaradan uzak durmak, sebze ağırlıklı beslenmek, orta derecede düzenli egzersiz, sosyal olarak aktif bir hayat ve bakliyat tüketmek! 

Yazar Hakkında:

Hasan Fevzi BATIREL

Hasan Fevzi BATIREL

Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı'nda öğretim üyesidir (Prof.Dr.). Avrupa Göğüs Cerrahisi Derneği Yönetim Kurulu üyeliği de yapmaktadır.