Güncel Yazılar

Kenan EROĞLU

Bizim köylümüz biraz garip, biraz kimsesiz ve biraz da çaresizdir.

Genel de dar gelirlidir. Şehirliye göre daha yoksul bir hayat yaşar.

Ürettiği ürünler eskisi gibi para etmediği için yaptığı işi de pek isteyerek yapmaz.

Tembel gözü ile bakılır ama tembelliği işini zor yapmaktan, tavsamaktan değil,  işinin az ve zamana yayılmış olmasındandır.

Genel olarak yeniliklere kapalıdır. Şehirde, kasabada meydana gelen yenilikleri kolay kolay benimsemez, şehirliye, kasabalıya pek güvenmez.

Çünkü Şehirli, kasabalı onu birçok kere aldatmış, atlatmıştır ve önemsememiştir.

Politikacıya da fazla güvenmez, çünkü tek parti dönemlerinde politikacılar çok baskıcı davranmışlardır. Şimdiki politikacılar ise verdikleri sözleri tutmamışlar vaatleri havada kalmıştır.

Köylümüz,  kendi kol gücüyle çalışır, rızkını temin etmek için uğraşır durur.

Köyünün yolu, çeşmesi, suyu elektriği genel olarak zor yapılmıştır.  Ancak büyük uğraşmalar sonucunda yolu-beli asfaltlanmıştır.

Şehirlinin kendisini fazla düşünmediği ciddiye almadığı kanaati vardır.

Geçmiş dönemlerde; Gerek Jandarmadan, gerek orman memurlarından çeşitli sebeplerle çok eziyetler görmüş, çok sıkıntılar çekmiştir.

Bu sıkıntıları unutmaz.

Bu yüzden tuttuğu adamı-partiyi iyi tutar,  kendini ezen,  hor gören siyasileri asla unutmaz.

O’nu hor gören, geri gören, fakir, pis, görgüsüz görenlere inat o bazı şeyleri şehirliden daha iyi değerlendirir, siyasi tercihini ona göre yapar.

Köye gelen politikacıyı, birkaç cümle ile ölçer biçer ve ona göre politikacıya değer verir.

Kendine yakın ve kendinden saydığı politikacıları bağrına basar, canını verir.

Köye gelen politikacıyı anında anlar, hangi siyasi görüşte olduğunu kavrar. Eğer gelenle aynı görüşteyse bunu zaten hemen belli eder. Açığa verir.

Eğer aynı görüşte olmadığı bir siyasi gelirse çoğunlukla sessiz kalır, başıyla onaylar, hiçbir şey bilmez ayağına yatar.  "Efendi biz nereden bilelim.  Siz şehirlisiniz daha iyi bilirsiniz"  der ve konuyu geçiştirir.

Köyüne, köylüye hizmet edeni asla unutmaz,  vefalıdır. Nezaketen seni dinler,  saygısızlık etmez ama seni sevmediği adamlara benzetirse seni de sevmez.

Sonra,  senin referanslarına bakar, bilmiyormuş gibi saf saf sorar. Şehirde, kasabada esnaftan, zenginlerden,  köklü ailelerden, kendisine köyüne zarar verenler olmuştur onları unutmaz, onlarla seni aynı paralelde görürse sana da inanmaz. Canını yakan insanları asla affetmez.

Sessiz durur, sakin durur ama koyun, sürü asla değildir, geri zekâlı ve aptal ise hiç değildir.

Şehirli gözünde,  politikacıya göre cahildir ama o aslında cahil değildir. Onun eksiği tahsilinin az olmasıdır. O şehirliye göre daha dürüsttür, daha samimidir, daha görgülüdür.

Şehirli daha bozulmuştur. Okumuş özünden daha çok ayrılmıştır.

Biraz arif bir köylü ile konuştuğunuzda, muhakemesinin yüzyılların ötesinden gelen bir birikime göre çalıştığını, gelenek ve görenek olarak daha az bozulduğunu, sıra saygı ve sevgi müessesesinin köyde daha geçerli olduğunu görürsünüz.

Köyün ve köylünün geri kalması, geri olması kendi suçu değildir.

Okumak tahsil yaptırmak için şehre gönderdiği çocuklarının kendi meselesini çözmesi gerekirken bu problemlerle fazla ilgilenmemesi ve büyük şehirde milletin hayrına olmayan politik meselelerle fazla ilgilenmesi,  büyük şehrin kozmopolit havasına fazla kapılıp kendisini unutmasıdır.

Büyütüp okuttukları kendisine vefasız çıkmıştır. Bunu yine dert etmez, saygısızlık da etmez tevekkülle karşılar, ama tavrını sandık başında gösterir.

Okumuş bu duruma kızar,  bağırır,  çağırır,  suçlar ama o buna aldırmaz. O gördüğü ve değerlendirdiği duruma göre tavır alır.

Sevdiğini, sever.  Sevmediğine ise sessiz kalır ama asla hatır için sevmez.

Sözün Özü

“Sordum; ‘Memleketin neresi gardaş?’,

‘Köy’ dedi yutkundu eğdi başını...”

Hâmiş:

“Yalan dolan ile devran sürmeyi
Biz ne bilek beyim böyükler bilir.
Milletin başına çorap örmeyi
Biz ne bilek beyim böyükler bilir”

 

Medeniyet Tasavvuru

Necati ÖNER
Niçin Felsefe?
Mehmet BULUT
Ahlak ve İktisat

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

22756562