Güncel Yazılar

Ömer AĞAÇLI

Yaratılış, yani hilkat, var oluş ilahidir. Yaratılışa böyle bakmayanlar kuruntu mahzenine düşmüşlerdir. Yaratılışın ilahi özlü oluşu, hakikatin üç konusunu ortaya çıkartır. Hakikatin üç konusu; Mutlak varlık olan Allah’ın kendisi ve O’nun yaratma faaliyetleri sonucu var kıldığı evren ve insandan ibarettir. Bütün hakikat bu üç konu üzerinde döner dolaşır durur. Diğer bir değişle Mutlak varlık ve var oluş... Bu nedenle hakikat,mutlak varlık ve var oluş arasındaki ilişkilerde kendini gösterir.

İnsanın hayat serüveni mutlak varlık ve var oluş karşısında geçer. Bunun farkında olup olmaması önemli değildir. Bu ilişkiler iki kitapla ortaya çıkar. Mutlak varlığı açıklayan “ Kur’an” ve diğeri de bütün yaratılmışları kapsayan evrendir.

İnsan bu iki kitabın karşısında bulunur. Bu kitaplardan kaçış  mümkün ve muhtemel değildir. Çünkü insan doğası ve yaratılış bunu zorunlu kılar. İnsan bilgi ile çalışan bir varlıktır. Nasıl araba akaryakıtla çalışırsa insan da bilgi ile çalışır. Yani insanın bilgi kaynakları bu iki kitaptır. İnsan gerçek bilgiyi bu kaynaktan almak durumundadır.

Kur’an’ın özü var oluşu var kılan Allah’ı bize tanıtır. İnsan birşeyi yaratılmış olanları bilir gibi bilebilir. Kur’an’da bunu yapar. Allah’ı isimleri, sıfatları ve fiilleri bağlamında metafor yoluyla anlatır. Metafor, teşbihtir. Teşbih olmazsa insan anlayamaz. Kur’an teşbih yoluyla zatı tanıtır ve O’na davet eder.

29/87: “ Rabbine davet et!.”

73/19: “ Kim dilerse Rabbine varan yolu tutar.”

12/108: “ Benim yolum budur. Basiretle Allah’a davet ederim. Ben ve bana  uyanları.”” Allah’ın ikinci kitabı evrendir. Kur’an’a göre evren diye kavramlaştırılan var oluş, Allah’ın ilim, irade ve kudretiyle yarattığı şeyleri kapsayan bir varlık alanıdır. Evrendeki her şey yaratıcının eseridir. Eser yaratıcının sıfatlarından dolayı meydana gelmiştir. Seyyid Hüseyin Nasır, evrenin sonlu ve sınırlı suretlerinin sonsuz olan mutlak varlığın izlerinin açığa vurduğunu, en yüce hakikat kitabı olduğunu söyler. Nasr derki: “ Evrenin bizzat kendisi insana sürekli, hakikatin ebedi mesajını bildirmektedir. İnsan evreni manevi dünyanın maddi ve cismani aynadaki yansımları ve görünüşleri olarak müşahede edebilir.”

Yaratılış her an, varlık bahşeden olarak her şeyi bilen bir eylemle bağlantılıdır. Yaratılış kelime (logos) ve akıldır. Allah her şeyi kendi isimlerine göre kendi ilimiyle yaratır. Evrendeki her varlığın manevi / meleküti kökü vardır. Bu nedenle evren nesneler yığını değil, Allah’ın isimlerinin hükmüdür.

Dinin amacı evreni açıklamak değldir. Din, evreni Allah’ın varlığının delilleri olarak ortaya koyar. Evreni Allah’ın kendisi olarak kabul etmek mümkün değildir. Tüm evren Allah’ın zat katından bir cevher olan ruhun suretidir. Allah ile herşey, manevi olan ruhla bağlantılıdır.

Varlık alanı içkin ve aşkın olarak iki katmandır. İçkin alan, fiziksel olanı ve beş duyu ile algılanabilir. Aşkın alan ise algılanabilenin  ötesinde deneyim dışı bir alandır. Ancak içkin alanı varkılan ve onu anlamlandıran bir üst kaynak mesabesindedir. Aşkın ile içkinin bağı vardır. Aşkın kendini içkinde gösterir. Din kendini aşkını belirleyici olarak gösterir.

Mutlak gerçeklik ezeli ve ebedi ve evrenseldir. Allah nasıl gerçek ise evrende öyle gerçektir. Evren gerçekliğin kitabıdır. Ve insana sürekli sürekliliğin mesajını verir. Allah mutlak ve sürekli bir varlık  olduğu için gerçeklikte sürekli ve mutlaktır.

İnsan Allah’ın iki kitabını doğru okuyarak oluşa iştirak eder. Evrensel değerler bu iki kitapta vardır.  Bu iki kitabın dışında evrensel olanı arayanlar yanılıyorlar.

Evreni bilmeye çalışanlara ilim adamları, Allah’ı bilmeye çalışanlara da irfan adamları denilir. Her iki alanda gerçek olanlar arasında bir sorun yoktur. Sorunu çıkartanlar her iki alanda gerçek olmayanlar arasındadır. Yani alim ve arif kılığına girmişler sorunları çıkartıyorlar. DÜNYA BU YARIM ADAMLAR YÜZÜNDEN SORUNLAR YAŞIYOR...

Medeniyet Tasavvuru

Mehmet BULUT
Ahlak ve İktisat

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

20834333