Güncel Yazılar

           Türk hâriciyesinin tanınmış diplomatlarından Zeki Kuneralp, değişik memleketlerde sefirlik yapmış, eli kalem tutan, üslûp sâhibi bir münevverimizdir. 1978 yılında, Madrid’de Ermeni tedhîşinde hayâtını kaybeden Neclâ Kuneralp, Zeki Bey’in hanımıdır. Bükreş, Prag, Pâris, Madrid gibi çok mühim devlet merkezlerinde ülkemiz adına elçiliklerde bulunan Zeki Kuneralp, Nato nezdinde Türkiye’nin dâimî temsilciliğini de yapmıştır. Dışişleri Bakanlığı Genel Sekreterliği (müsteşarlığı)’nde de başarılı işlere imzâ atan Zeki Kuneralp, 1998 yılında vefât etmiştir.

            Zeki Kuneralp’ın husûsiyetleri bu kadarla sınırlı değil. 1 Mayıs 2008 günü, İngiltere’de yapılan mahallî idâreler seçiminde Londra Belediye Başkanı olan Boris Johnson, Zeki Kuneralp’ın yeğeninin oğludur. Boris’in babası Stanley Johnson da, İngiliz Parlamentosu’nda milletvekili idi. Stanley’in babası Osman Bey ile Zeki Kuneralp, - baba bir, anneleri farklı - kardeştir ve babaları da, Mütâreke günlerinin meşhûr Dâhiliye Nâzırı ve Kuvâ-yı Millîye aleyhdârı yazılarıyla tanınmış gazetecisi Ali Kemâl’dir. Stanley’in babaannesi ile Zeki Bey’in annesi farklı kadınlardır.

            Ali Kemâl, 1903 yılında bulunduğu Londra’da, ilk evliliğini Winifred Brun adında bir İngiliz hanımla yapar. Ali Kemâl ile Winifred Hanım, bir yıl önce İsviçre’de tanışmışlardı. Bu izdivaçtan, Selmâ adında bir kızı ile Osman adında bir oğlu Dünyâ’ya gelir. Winifred, oğlunun doğumundan kısa bir süre sonra vefât eder. Ali Kemâl’in, torununun oğlu vâsıtasıyla, Londra Belediye Başkanlığı’na kadar uzanan sihirli İngiltere bahsi, bu evlilik yüzündendir.

            Ali Kemâl, 6 Kasım 1922 (16 Rebîülevvel 1341 / 6 Teşrîn-i sânî 1338) Pazartesi günü, İzmit’te linç edilmek sûretiyle öldürülmüştür. Zeki Kuneralp, babasının ikinci evliliğinden Dünyâ’ya gelmiştir. Zeki Bey’in annesi, sâbık Tophâne Müşîri Zeki Paşa’nın kızı Sabîha Hanım’dır. Kuneralp, anne tarafından dedesinin ismini almıştır.

            Başarılı bir Türk diplomatının hayat hikâyesine, ne kadar çok ibret sahnesi sığmıştır? Hesâbı da, anlatması da hayli müşkil. Zeki Bey’den iki nesil gerisine gidersek, Kengiri (Çankırı)’nin Karapazar nâhiyesinin Kalafat köyünden İstanbul’a gelip Galata ve Yedikule’de mumhâneler sâhibi büyük bir tâcir olan Hacı Ahmed Efendi (1812-1883)’ye ulaşırız. Hacı Ahmed, Ali Kemâl’in babasıdır. O devirde, aydınlatma vâsıtası olarak mum, günlük hayâtın en mühim ihtiyaç kalemlerinden biri idi.

            Kalafat köyünden İstanbul’a, Londra’dan İzmit’e, Pâris’den Madrid’e ve daha nice yakın ve çok uzak yerlere uğrayan kader çizgileri; Hacı Ahmed Efendi’den Winifred Hanım’a, Ermeni kurşunlarından Avam Kamarası’na ve Zeki Kuneralp Bey’den Mister Boris Johnson’a, kaç ülke ve milleti, insan irâdesinin dışında, kavî ağlarla örmüştür. Bütün bunlara, “tesâdüf” diyebilir ve vagon dolusu ibreti, bu kelimenin içine koyabilir miyiz?

Medeniyet Tasavvuru

Necati ÖNER
Niçin Felsefe?
Mehmet BULUT
Ahlak ve İktisat

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

22140421