Güncel Yazılar

Turgut GÜLER

1362 yılında Sultan Murâd-ı Hudavendigâr’ın fethettiği güzel ve nazlı Edirner, bir ara Osmanlı tahtına ev sahipliği de yapmıştır.Teşrîfâtta, hep İstanbul’dan sonra ikinci sırada yer alan Edirne; Dördüncü Mehmed, İkinci Mustafa gibi hükümdârların, İstanbul’a rağmen tercîh ettikleri pây-ı taht idi.

Kaanûnî Sultan Süleymân’ın, 1543 yılı 23 Nîsânında, Estergon Seferi’ne çıkarken, Edirne’de, o zamânki belli başlı devletlerin elçilerine seyrettirdiği meşhûr resm-i geçid, hâfızalarda fevkalâde bir yer etmişti. Rahmetli Nüzhet Erman’ın “Estergon Kâl’ası Su Başı Durak” isimli nefis şiiri, bu resm–i geçidi pek canlı bir şekilde anlatır.

Edirne’nin büyüklüğünü, bugünkü hâline bakarak kestirmek mümkün değildir. Bugün, Edirne sokaklarında dolaşan insanları Selîmîye’nin içine doldursanız, câmi içinde yine de boşluk kalır. Hâlbuki Selîmîye dışında daha nice câmi, bu ecdad yâdigârı şehre serpiştirilmişti. Edirne, 1362’den 1830’a kadar, hep büyük ve geniş bir Türk coğrafyasının ortasında, merkezinde yer aldı.

Bu azîz vatan topraklarının Avrupa’daki kısmı (Rûmeli), 1830’dan îtibâren Edirne’ye doğru hızlı bir daralma yarışına girdi. Elbette, 1830’dan önce de, 1683’ü tâkib eden gelişmeler içinde de toprak kaybetmiştik. Ama 1830’da kurulan Yunanistan Krallığı, hedefine yerleştirdiği İstanbul’a varmak için, önce Edirne’yi çiğnemek azmindeydi. Sadece Yunan Krallığı mı? Sırp’dan Bulgar’a, Ulah’a, Hırvat’a kadar daha pek çok etnik iştâh sofrası, çorba kâsesinde Edirne’yi görmek istiyordu. 1912’de olan oldu ve Edirne’ye Bulgar çizmesi bastı. 1913’deki Edirne istirdâdına o kadar sevindik ki, Edirne’den ötesine üzülmeyi bile unuttuk...

Bâzı seneler, Trakya’da barajları taşıracak derecede yağmur yağıyor. Bulgarlar, sun’î göl ve göletlerin kapaklarını açıyorlar. Edirne’nin pek çok mahalle ve semti, muhtemel sel tehlikesine karşı boşaltılıyor. Bulgaristan bunu sıkça yapıyor.

Edirne’ye ve Edirneli’ye yazık oluyor. Bu, tamamen Bulgaristan’ın plânsızlığı üzerine binâ edilen felâketin, sefâsını Bulgarlar, cefâsını Edirneliler çekiyor. Tamam, yağmurun yağması ve miktârının fazla olması ilâhî takdîr iledir, buna îmân ediyoruz. Ama Bulgar’ın baraj kapakları, Türkiye’nin gösterdiği hoşgörü yüzünden açılmaktadır. Türkiye, ikide bir, bu baraj sularıyla boğuşmak mecbûriyetinde değildir. Bulgar’ın rahatı için Türk’ün mahalle boşaltması mı gerekir?

Sultan Murad-ı Hudâvendigâr’ın saltanat yıllarında, Türk ordusunda “voynuk” adı verilen yeni bir geri hizmet sınıfı ihdâs edilir. Ordudaki atların bakımı, tımarı, yâni seyisliği demek olan bu voynuk sınıfına sadece Bulgar tebaa alınıyordu. O bakış seviyesine ne kadar muhtâcız…

Medeniyet Tasavvuru

Necati ÖNER
Niçin Felsefe?
Mehmet BULUT
Ahlak ve İktisat

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

22905226