Güncel Yazılar

Ömer AĞAÇLI

Lise yıllarında başlayan tefekkür hayatım, Allah’a şükürler olsun, bugünlere kadar geldi. Tefekkür hayatımın merkezinde” hakikat” olmuştur. Hep hakikati ve hakk’ı anlamaya çalıştım. Anladıklarımı zaman zaman yazılara döktüm.

Hakikat nedir? Buna nasıl ulaşılır sorusunu sorunca karşıma hep akıl çıktı. Çünkü akıl sadece insan verilmiş, başaka varlığın böyle nimetten nasibi yoktur. İnsana aklın verilmesi, Allah’ın tek muhatab aldığı varlık olmasından.

Akıl kavramını din alanında araştırdım. Gerçi diğer beşeri bilgi türleri olan bilim, felsefe ve sanat alanlarında akıl konusuna yaklaşımlarda vardır. Fakat beşeri bilgi türleri alanındaki bilgiler beni hiç tatmin etmedi.

Daha önce yazdığım yazılarda, aklın önemi üzerinde durmuş ve aklı kullanmanın farz olduğunu belirtmiştim. Bu yazı kapsamında aklın ne olduğu yani mahiyeti konusunda yeniden kimi şeyler söylemeye çalışacağım.

Kur’an’da 39/6: “ Allah sizi tek bir şeyden yarattı.”

9/5: “ Allah herşeyi kendi ilmi ile yaratmıştır.”

35/8: “ Gerçeği akıllarıyla görenler gibi olur mu?”

39/9 ayette belirtilen “ tek bir şey “ İlk nurdur. Allah her şeyi kendi katından, zatından zat nurundan yaratmıştır. Evrende ortaya çıkan her varlığın özü, aslı bu nurdur. Bu nedenle her varlığın sureti farklıdır ama özü aynı nurdur.

İlk nur aynı zamanda ilk akıldır. Çünkü  nur, bilen bir varlıktır.

Akıl bu alemden değildir, ilahi alemdendir. Allah’ın zat nurudur. Aklın sonlu ve sınırlı olduğu söylenemez. Zati olanın sonlu ve sınırlı olduğu düşünülemez. Aklın sınırlı olduğu söylenir ve böyle kabul edilir. Aklın bildiği şeyler sınırlıdır ve bildiği şeyler aklı sınırlar. Oysa aklın mahiyeti sınırsızdır.

Akıl, zihindeki zihinsel kuvvetlerin etkisiyle yanlış hükümler verebilir. İşte tam bu noktada din insana zihindeki akıl dışı kuvvetleri yenmek için method verir ve aklın önünü açmaya çalışır. Vahyin akla yol göstermesinin anlamı da burada ortaya çıkar. Akıln bildiği şeylerin sınırlı olmassının temel nedeni beş duyudan gelen izlenimlerdir. İnsanların çoğu beş duyudan gelen izlenimlerle hüküm veririler. “ BEŞ DUYU “ İLE “ AKIL” ÇOK FARKLIDIR.

Bu nedenle Furkan 44 ayette bu duruma dikkat çekilmiştir: “ İnsanların çoğunun akıllarıyla düşündüklerini mi sanıyorsun. Onlar, hayvanlara benzerler ve hatta hayvanlardan bile daha aşağıdadırlar.”  Evet hayvanlar da beş duyularına göre hareket ederler.

AKIL, BEŞDUYUNUN ÜSTÜNDE İLAHİ BİR CEVHERDİR.

İnsan nefs durumunda doğru bilgilere ulaşamaz. Ancak ruh boyutunda manevi yüksekil sağlarsa doğru bilgileri kavrayabilir. İşte tam da bu noktada karşımıza ahlak kavramı çıkar ki ahlak nefsin ruha tabi kılınmasıdır. Ahlakın başka bir tanımı yoktur. Din denilen ilahi varoluş, nefsin sıfatlarından ruhun sıfatlarına inkilap etmekten başka bir şey değilidir.

İnsan ruh bir varlıktır. Vahiy, insana ruh cihetini göstererek, nefsini terbiye etme yolunu gösterir. Ruh manevi bir varlık olduğunda akıl da manevi varlıktır. İnsan ruhen manevi yükselişi ancak din yoluyla elde edebilir. Başka hiç bir yol yoktur. .Din de bulunan ibadet kuralları işte bu manevi yükselişi sağlayan kurallardır. İbadetler ruhun gıdasıdır. İnsanı ruhun sahibi ve kaynağı olan Allah’a doğru yöneltir, yaklaştırır. İbadetler, ahlak ve ruh disiplini ile insanı Allah’a yaklaştırır. İbadetler, kurbiyet merdivenleridir. İbadetler, miraç merdivenleridir, insanı Allah’ın kalbin özüne koyduğu nura yaklaştırır. İbadetler bedeni nurlaştırır ve hikmet dolu aklı sağlar. İşte bu hale ulaşmış aklılla insan nur aleminde haşrolur.

Kur’an’da 1157 ayette akla vurgu yapılır. Çünkü hakk’ı idrak edecek olan akıldır, aklın asıl görevi hakk’ı bilmektir. Kur’an aklı işletmeye ve akla uymaya davet eder. İnsanın akıl ve özgürlüklerin önündeki bütün engelleri aşması için insanın önüne bir bir koyar. Akıl beş duyu verileri ve nefsin heva ve heves kirleriyle kirlenir, kararır. Yani akılları sisli olanlardan hakikati beklemek mümkün değildir.  Modern zamanların problemide buradan kaynaklanır. Akıl sadece dünyevi amaçlara ulaşmak için kullanılan bir araç haline getirilmiştir. (ARAÇSAL AKIL)

Oysa İslam’da akıl, insanı çokluk dünyasından, masivadan İlahi olana doğru yükselten bir merdiven gibidir. ALLAH İLE İNSAN ARASINDAKİ BAĞLANTI AKIL VASITASIYLA OLMAKTADIR.

Peygamberlerin insanlığa getirdikleri akıldan başkası değildir. ELÇİ AKILDIR.  Manevi yükselik, aklın açılımında boyut, irtifa kazanmaktan başkası değildir.

Son söz: Mülk 10: “ Aklı kullanmamak, cehenneme girme sebebidir.”

Medeniyet Tasavvuru

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

16609288