Güncel Yazılar

Ömer AĞAÇLI

Din alanında namazdan sonra gelen en önemli ibadet “ ORUÇ” dur. Oruç aynı namaz gibi en kadim ibadettir. Yani her peygamberin manevi yolunda oruç ibadeti vardır.

Kur’an 2/183 : “ Ey inananlar, sizden önceki ümmetlere yazıldığı gibi günahlardan korunmanız için sizin üzerinize ORUÇ yazıldı.”

2/184: “ Bilirseniz Oruç sizin için daha hayırlıdır.”

2/ 185: “  Ramazan ayı Kur’an’ın indiği aydır. Kim o ayı görürse oruç tutsun.”

Bu çerçevede Kur’an’ın belirttiğine göre “ ORUÇ” ibadetinin Hz. Muhammed’den önceki peygamberlerin şeriatında da var olduğunu yani kadim bir ibadet olduğunu görüyoruz.

İncil Matta4/1/13: “ İsa, 40 gün İblis tarafından denendi. Bu günler boyunca oruç Tuttu.”

Matta6/6718: “ Oruç tutarken ikiyüzlüler gibi surat asmayın. Onlar oruçlu görünmek için surat asarlar.”

Kadim bir ibadet olan oruçun mahiyeti ve hikmeti konusuna gelince, onun maddi boyutundan ziyade manevi boyunun önemli olduğunu görürüz. 2/183 ayette belirtildiği gibi oruç tutulmasının günahlardan korunma amacı olduğu vurgulanmıştır. Oruçun insanın günahlatdan korunma için bir araç olduğu söylenir. Hz. İsa Peygamberin oruç tutarken şeytanı yenmesi sözü, günahlara düşmenin önünü kesmesi çok önemlidir.

“ORUÇ” konusunu en iyi bilenler ve onun manevi yönünü ortaya koyanlar sufi yolu tutanlardır. Sufilerin oruç konusundaki sözleri şunlardır:  Oruç insanın varlık yapısında bulunan “ meleki” boyutu hissettirmek, farkına vardırmak için konulumuş, farz bir ibadettir. Oruç insana kendi özünü ortaya çıkartmak için  ona sadece maddi bedenden ibaret olmadığını, aslında ruh ve bilinç varlık olduğunu göstermek için konulmuş bir ibadettir.

“ORUÇ” ibadetinin böyle önemli olmasının nedeni insanı günahlardan geçici de olsa uzak tutmayı sağlamasıdır. Bu geçici dönemde aklı olan insan kendi özündeki cevheri fark eder. Ruhu keşfeder ve onun kutsal hakimiyetine girer. Ramazan ayı ilahi rahmet ayıdır. Sözü ile anlatılmaya çalışılan bunlardır.

Ayetlerde geçen rahmet ve günah kavramları ters orantılıdır. Günahlar kaynağını nefsten alır. İnsan nefsi ile ilişkisini azalttıkça rahmet tecellileri artmaya başlar. Oruçlu halde insan nefsini geçici olarak askıya alır, rahmet tecellileri derhal benliğini kuşatmaya başlar. İlahi rahmet ruh aracılığı ile gerçekleşir.

Gazali Hz Muhammed’in “ Kalplerinizi oruçla aydınlatın. Oruçla nefsinizin azgın isteeklerine karşı koyun. Oruçla cennetin kapısını çalın”. Sözü ile oruç konusuna giriyor, ve arkasında iki kutlu söz naklediyor.

“ Çok yiyip kalbinizi öldürmeyin. Çok sulanmış bitkinin çürümesi gibi, oburluk da kalbi kapatır.”

“ Şeytan insanın vücudunda kan damarları yoluyla dolaşır. Onun için siz şeytanın dolaştığı yolları daraltın. Oruç, insanı Allah’a yaklaştıran çok önemli bir ibadettir.” 

Hz. Ali “ Nefsimle ben, koyun sürüsü ile çobana benzeriz. Çobanın sürüyü güttüğü gibi nefsinizi güdün. Nefsine sahip kimse rahmet kefenine sarılarak şeref toprağına gömülür. Çok yemek yiyerek kalbini öldüren kimse de lanet kefenine sarılarak azap toprağına gömülür.”

ORUÇ konusunda çok şey söylemek mümkündür. Benim anladığım kadarıyla oruç konusunda  genel bir değerlendirmem şunlarıdır:  Oruç halinde kalp, huzur ve sekinet kazanıyor. Tokluk halinde ise ahmaklık ve unutkanlık ortaya çıkar. Oruç halinde nefsani şehvet azalır, ruhani şehvet artar. Nefsanii şehvet ile ruhani şehvet farklı hallerdir. İnsanların bidiği şehvet hayvani şehvettir.

Şu kadar ki dünya bugün nefsani işlerden muzdaripdir. Bütün işler nefs merkezlidir. Nefs at oynatıyor. Nefsin kuvvetli olması da aklın azlığına işarettir.

Medeniyet Tasavvuru

Faruk Sümer
Oğuzlar

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

15379574