Güncel Yazılar

Ömer AĞAÇLI

Hayat, insanın varlık ve varoluş karşısındaki tavırlarında ortaya çıkıyor, şekilleniyor. İnsanlık tarihinin şahit olduğu, insanlığın varlık ve varoluş karşısındaki algı ve tavırların tarihi olduğudur.

Avrupa kendi doğal tarihi gelişim sürecine uygun olarak, varlık ve varoluşa bakış açısını değiştirmiş ve bunu modernizm kavramı ile kavramlaştırmıştır.

Modernizm, Latince “ Modernus” kelimesinden gelir, anlamı da yaşanan zaman dilimine uygun anlamına gelir.

Modernizm bir dönüşümü ve eskiden farklılığa işaret eder. Modernizm, bir zihniyet değişimidir. Zinhiyet değişimi de insanlığın varlığa bakış açısının değişimidir. Bakış açısının değişimi, ontoloji ve epistemoloji alanlarında da köklü değişimi sağlamıştır. Modernizmle birlikte o döneme kadar olan yerleşik bilgi yapısında köklü değişikliği getirdi. Geçmişteki bilgi yapısı skolastik idi. Her şeyi dinle açıklamak idi.

Modernizmin bilgi yapısı bilim merkezli bir bakış açısıdır.

Batı’da ( avrupa) bilim, Bacon’un katkılarıyla amprik gözlem ve deneye dayalı pozitif bir bilgi olarak tebarüz etmiştir. Duyu organlarımızla algılayamadığımız ve teste  tabi tutamadığımız her türlü bilgi, bir şekilde fikir yürütülemeyen ve bilinemeyen bir bilgidir. Bilinemeyen bu bilgiler mekanik evreni ve muhtevasını açıklamada hiç bir işe yaramayan bilgidir. Descartes’in kartezyen felsefesi ontolojil yapıyı ikiye ayırarak varlık alanında bir parçalanma oluşturmuştur. Bu parçalanma modern bilimin akıl ve madde anlayışının temellerini atmıştır. ( habermas alıntı) Kartezyen felsefe, varlığın nesnelerinin maddi boyutunu anlayabileceğimizin kabul edilmesinin ilanıdır aslında... Bilgi yapılarında yaşanan bu gelişmelerle birlikte batı’da insanoğlu yeni bir zihniyet yapısına kavuşmuştur. Doğa bilimlerinde yaşanan bu gelişmeler aynı zamanda sosyal  ve beşeri bilimler alanında , onların bilgi yapılarında da etkili olmaya başladı. Şu kadar ki modernizm sonuçta bir bilgi paradiğmasıdır. Pozitivizmin genel geçer doğruluk ve kesinlik yasalarına göre oluşturulmuştur. Böylece modernizm son yüzyılların bir söylemi haline gelmiştir. Modernizmin bilgi paradiğması, evreni duyumlardan ibaret görmüştür. Bilginin bilimsel yöntemlerle elde edilebileceğine kabul eder. Duyu verileri ise fiziksel nesnelerin temsilcileridir. 

Modernizmin bilgi anlayışı düşünceyi, dünya görüşünü, toplumsal ve bireysel veya en geniş anlamda kültürel bakış açısını etkilemiş bir düşünce biçimidir. Diğer bir deyişle modernizm, yeni bir düşünme biçimi olarak sosyal, siyasi, yeni bir beşeri yapılanma getirmiştir. Bunlar “ DÜNYA GÖRÜŞÜ”, “ ANLAM DÜNYASI”, KAVRAM ÖRGÜSÜ” dür.

Modernizmin bilgi paradiğması belirleyici olunca ahlak anlayışı da değişmiş ve bu kapsamda kurulmuştur.  Modernizmin felsefesinin ilkeleri  ahlak alanına uygulanmıştır. Ahlakı belirleyici olan dindir. Ve ahlak değişmezdir.

Modernizme en esaslı eleştiriyi Seyyid Hüseyin Nasır yapmıştır: “ Modernizm, bizim için gerçekte herşeyi yöneten ve en evrensel anlamda insana vahiy yoluyla bildirilen ebedi ilkelerden ve aşkın olandan kopartılan şey anlamını taşır. Bu nedenle modernizm geleneğin zıddıdır. İlahi kökeninden kopartılan ve ayrılan şeyi simgelemektedir.” 

Descartes Rönsansın bilgi paradiğmasını yeni çağa taşıyan adamdır. O’na göre matematik, doğanın sınırlarını açan yeğane anahtardır. Bilimsel bilgide kesinlik ancak matematikle sağlanır. Nesneyi nesne kılan özellikler ölçme yoluyla yani nicel dille ortaya konanlardan ibarettir. Böylece hakikat, matematik formüllerinin kapsamına alınmış, indirgenmiş, hapsedilmiş daraltılmıştır.

Modernizmin temeli modern bilgi biçimiyle ilgilidir. Modernizmin özü, teknik aklın, araçsal aklın yol göstericiliğine olan kuvvetli imandır.  Modernizmin söylemi, bilimin hakikati bulacağı iddiasıdır. Oysa bilim Allah’ın yarattığı nesneleri bilme çabasından başka bir şey değildir. Hakikat bilimin sınırlı olabilirlik alanını aşkındır. Bilimin çalışma alanı, sınırlı gözlemlenebilir alandır ve çok dardır.

Tarihi yapan insan aklının kendi varoluş boyutunda, kendi iç açılımında seyrinden ibarettir. Yani hakikat bilinç boyutunda seyirden ibarettir. İnsan bilen bir varlıktır. İnsan her zaman bir bilgi iledir. Onun varoluş nedeni bilgidir. İnsanın her iradi eylemi de bir bilgiye göredir. Bilgi varolanların zihindeki tasavvurudur. İnsan varolanları zihninde tasavvur ederek algılar. Bilgi düşüncenin ürünüdür. Bilgi sorununda bilgilerin hangi araçlarla elde edildiğini bilmek gerekir. Bilgilerin kaynakları akıl, duyular, deney ve sezgidir. Rlığın Modernizmin bilgi paradiğması metafiziği reddeder. Oysa metafizik sadece akıl yoluyla kavranan bir varlık alanıdır. Ne duyuların ne de deneyin bu alanda yeri yoktur. Metafizik maddi olmayan varlık alanının ilmine işaret eder. Şu kadar ki modernizmin hakikat anlayışı nesnel hakikattir.

Modernizm tamamıyla beşeri ve dolaysıyla ilahi olmayan zihin faaliyeti anlamına karşılık gelir. Modern bilimin tasvir ettiği varlık anlayışında insanın ruh, akıl ve hatta tin olarak hiç bir yerinin bulunmadığı bu nedenle evrenin gayri insani bir yer olduğu merkezindedir. MODERNİZİMİN TEMEL ÖZELLİĞİ İNDİRGEMECİLİKTİR.

Modernizmin görünen yüzü pozitifizmdir. Pozitifizmin modern insanın hayatında yaptığı tahribat ve bölünme artık gözler önündedir. İnsan hayatına anlam katan yüce ve aşkın değerler yok sayılmış ve insan maddi, manevi bütünlüğünü kaybetmiş, parçalı bir yapı haline gelmiştir. Böylece hayat anlamını kaybetmiş, gayesizlik ortaya çıkmıştır.

Modernizm modern insanı kendi üstünde hiç bir varlık ve ilke tanımaz hale getirmiştir. Modern insan maddi gerçeklik düzleminde çok bilgiye ulaşmış ama üst ilkeleri reddettiği için ebedi ve değişmez sabiteleri olan ilkelerden kopmuş ve gayesizlik, anlamsızlık boşluğuna savrulmuştur.

Modernizm, kutsalla ipleri koparttığı için, kutsal olandan kutsal olmayana; dinden bilime geçiş ve bilimi dinin yerine koyarak bilimi fetiş haline getirmiştir. Her türlü aşkın ilkelerin yok sayıldığı, yerini insanın sınırlı bilgilerle sınırlanmış aklının merkeze konduğu bir düşünce biçimidir.

Göksel olana isyan ederek yola çıkan modernizm, insanın manevi dünyasına vurdumduymaz kalmıştır. Böylece modernizm insana ruhunu kaybettirmiş, Allah ile bağını zayıflatmıştır. Modern insan ruhunu unutmuş, tüm dikkatlerini maddeye, nesnelere yöneltmiş, maddenin, dünyanın efendisi olmaya adamıştır. Modern insan kendi imgesine göre yeni bir dünya görüşü bağlamında toplumsal, kültürel dünya kurmuştur. Yani modern insan, modernitenin kavram  ve normlarına göre dünyayı, varlığı, varoluşu yeniden tanımlamıştır. MODERN İNSANIN ALGISI İNSAN MERKEZLİ VARLIK ALGISIDIR. OYSA HAKİKAT, VARLIK VE VAROLUŞ ALLAH MERKEZLİDİR.

Modern insan, Allah’ı ve ahireti unutmuş, yeryüzüne kapaklanmış,  dünyevileşmiştir. Takvanın yerine heva merkeze gelmiş, hevanın tezahürü onun hayat tarzı olmuştur Medeniyetin amacı, hayatı kurmaktır. Bunun için insanın doğası olan fıtrat merkeze alınmalıdır. Modern insan kendini fıtrat dışına savuran hevayı merkeze almıştır. Bu bağlamda mutlak hakikat; tevhid ve adalete dayanır. Heva merkeze alınınca, tevhid tefrikaya; adalet de zulme dönüşmüştür. Modern insan şirk ve zulüm cehennemine düşmüştür.

Modernizm, insanı gerçekliğin, hakikatin tek ölçüsü haline getirmiştir.  İnsan her şeyin merkezine oturunca; dünyevi ve fani olan bu varlık Allah’ın yerine geçmiştir. Bilginin yeri ve kabı, insan aklı değil en üst düzeydeki ilahi akıldır. Mutlak bilgi, beşeri akılla değil akıl üstü bir gerçeklik düzeyine sahip ve aynı zamanda insan zihnini aydınlatan, beşeri akıllara nur olan İLAHİ AKILLA elde edilebilir.Modernizm konusunda çok şeyler söyleyebilirim. Artık kalem azmadan noktayı koyalım. Modern düşünce ve bunun kavramları, dünya görüşü ile dinin birlikte varolabileceğini düşünmek ayrıca bir deliliktir. Çünkü din, mutlak olan Allah’a ve O’ndan neşet eden vahye göre yaşamak, teslim olmak biçiminde özetlenebilecek tüm temellere karşı olan bir anlayışı kabullenmek demektir.

 

Medeniyet Tasavvuru

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

19593737