Güncel Yazılar

Nilgün DAĞ

Günümüz insanı, hız ve haz eksenli yaşıyor. Bir uyaran bolluğu altında sağ kalma mücadelesi veriyor. Gerçekliğe dair algısı bulanık. Teknolojik cihazlar sayesinde hafızasının bakiyesinden de sürekli eksiltiyor. Amaçlar ve değerler konusunda da kafası bir hayli karışık. Tüketime karşı doymak bilmez bir iştaha sahip. Önceki dönem insanlarına nazaran “çaresizlik” ve “anlamsızlık”la daha fazla yüzleşiyor. İçindeki boşluğu işkolik hayat tarzı, tüketim çılgınlığı, sosyal paylaşım sitelerinde vakit geçirme gibi müsekkinlerle doldurmaya yöneliyor. Üzerine çöken en ağır duygu, “yabancılaşma”. Kâh dünyayı siliyor, kâh dünyasızlığı yaşıyor. Devasızlık sicili kabarık. Gecikmişlik ve eksiklik duygusu da baskın. Kanaat duygusu ise kör. Kendilik bilinci zayıf. Kendini tahsil edemiyor. Kendini arayan, bulan, bilen, dinleyen ve kendine kavuşan pek az.Kendine dair düşünce aralığı dar. Dev imtiyazlara sahip; ama bu dev imtiyazların yüklediği mükellefiyetlerin ağırlığı altında da bir o kadar ezik. “O ne yapıyor?”a bakıp hayatına monte ediyor. Savı, sözü, hikmeti pek önemsemiyor. Cümle taşıyacak hâli yok. “Olduğu gibi” kalıbını ilişki haritasına sokmaya yanaşmıyor. “İyi ki varsın”ı ışık hızıyla yok edebiliyor. Psikolojik çıkmazları fazla. Viktor Frankl’ın noöjenik nevrozdediği bir varoluşsal vakumda âdeta...

Oysa insanın zamana, otonom zamana, hayatında kariyeri dışında odaklandığı ve emek verdiği başka alanlara yer açmaya; dert sahibi olmaya; çalışarak dinlenmeye; bilgi kadar iyi alışkanlıklara; sadeleşmeye ve tazelenmeye; kendinde ve hayatında yol verme, sebepsiz iyilik yapma, özür dileme gibi ufak iyileştirmeler yapmaya; kendine ilgi ve yakınlık göstermeye; emek vererek, bedel ödeyerek, mücadele ederek ol’maya; bedeniyle beraber benliğini de büyütmeye; iradesine azık edeceği tecrübelere; hayat oyununda kazanmayı, berabere kalmayı, oyundan çıkmayı bilmeye; insanlığına dokunmaya; ayıklık ve ferâset kazanmaya; direncini bilemeye; iyiliğin örgütlenmesine katkı sunmaya; itinayı hayatına almaya; sıhhatli bir nefesin, ağrısız-acısız bir günün, deliksiz bir uykunun kıymetini bilmeye; bugünün imkânlarını dünün değerleriyle buluşturmaya; bu kubbede baki kalacak bir ses olmanın peşine düşmeye... ihtiyacı var sanki.  

Ufak bir hatırlatma: İnsan bozulursa, nizam da âlem de bozulur. Ve “insan” helâk olur! 

Medeniyet Tasavvuru

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

32486765