16 Ağustos 2022

İbrahim BAYKAN

İşsizliği hep; yokluğu yönüyle ele alıyoruz. Gelin konuya bir de farklı açıdan bakalım.

İşsizler ve/veya iş arayanlar iş koşullarını hep kendileri açısından değerlendiriyorlar ve ona göre; kendi koşullarını kendileri yaratıyorlar. Daha açık bir ifade ile iş beğenmiyorlar. 

Nasıl mı? 

Alın size gözlemlerim:

*Üniversite mezunları rahat ve masa başı diye tanımlanan iş bekliyorlar. Sahaya inmek istemeyen mühendisler, ahıra girmeyen veterinerler var,

*Sigara molalarına razı olmayıp; sigaradan taviz vermeyerek işi kabul etmeyen bağımlılar var,

*İlla da memur olma inadıyla; diğer kadroları tercih etmeyip ömür dolduranlar var,

*Başlangıç ücretine kanaat etmeyip ilk etapta yüksekten uçanlar var,

*İşin niteliğini beğenmeyip haline de bakmadan burun kıvıranlar var,

*Babalarına güvenip evde oturma tembelliğinden; hoşlananlar bile var,

*İş arayanların çoğu da mevcut işini beğenmeyenler,

*Benim çocuğum buna mı layık? Diyerek iş beğenmeyen aileler bile var.

Bu varları daha da artırabiliriz. Bu konuda toplumunda değer yargıları yamuk. Zor bela iş bulanlara; toplumun sorduğu ilk soru İşin rahat mı, ikinci soru maaş kaç?

Dışarıda hizmet aldığınız yerlerde görüyorsunuz; genellikle yabancı uyruklu çalışanlar çoğunlukta. Demek ki gerçek ihtiyaç sahibi ve kanaatkâr olunca oluyormuş. 

Umarım bu gidişle benim vatandaşım başka ülkelerde bu yabancıların durumuna düşecek hale gelmez.

Yazar Hakkında:

İbrahim BAYKAN

Yazarın diğer makalelerinden: