Fuat Oktay Bey Şaşırttı

A. Yağmur TUNALI

Fuat Oktay Bey’in, dün Afad’daki deprem açıklaması akıllara ziyandı.

Tedbir duymak isteyenlere ne kadar iyi olduğumuzu anlattı. Güya karnemizi değerlendirdi ve dedi ki:
“Ne kadar sağlıklı bir sistem kurduğumuzu gördük.”

Efendiler!
Depremden beter acı verici olan bu gaflet ve dehşet cümlesidir.
Çünkü bu cümlede doğrudan eser yoktur.
Bütün Türkiye, bütün dünya herşeyi apaçık gördü.
Herşey göz önünde cereyan etmişken, devletimizin iki numarası bizi aldatmaya kalkamaz.
Bizimle dalga geçemez!

Hele deprem gibi can konusu bunu hiç mi hiç kaldırmaz!
20 yılda halktan toplanan 36 milyar dolarlık deprem vergisinin iki milyarı bile depreme karşı tedbir için harcanmamıştı.
Bunu gördük.
36 milyar dolar bu…
Uzmanlar, bu parayla İstanbul’daki binaların yarısı büyük bir depreme dayanıklı hale getirilebilirdi, diyorlar.
Yapmadık ve bu parayı, diğer vergilerimiz gibi orada burada israf ettik.
Van depreminden sonra zamanın Başbakan Yardımcısı maliyeci Mehmet Şimşek açıkça söylemişti:
“Deprem paraları depreme harcanmıyor.”

Bununla da kalmadı:
Bir de seçimden önce imar affı çıkardık..
Bütün arızalı, kontrolsüz, kaçak binaları meşrulaştırdık.
Para toplayacağız diye canlarla oynadık.
4 milyon civarında bina bu kapsamda üç beş para karşılığı affedildi.
Hiçbir kontrole tabi tutulmadan para alındı ve affedildi.
Devletlülerin israfı için milyarlar toplandı ya, gerisini kim düşünür?!

Efendiler!
Bir devlet bunu yapmaz, yapamaz.
İmar Affı konuşulurken benim gibi konuyu içerden bilmeyenler de dâhil, bilen herkes konuştu.
Sesleri duyulmadı.
“Allah korusun, bir büyük deprem olursa bu binalar ne hale gelecek?
Ölenlerin, büyük ekonomik kayıpların hesabı kimden sorulacak?”
…dendi de dendi.
Diyenlere ne dendi dersiniz?
“Şu Tayyip düşmanlığınız bitmedi gitti.”
Bu üslup, dostu düşmanı karıştırdı ve memleketi içinden çıkılmaz problemlere getirdi.
Çünkü konuşamadık.

Elinizi vicdanınıza koyun!
Bu şu veya bu parti, şu veya bu taraf meselesi değildir.
Parti işi değildir.
Dün Celal Şengör, yalvararak konuşuyordu:
“Avcılar âcilen boşaltılmalı”
Daha bir çok yer için, daha bir çok kimse, hemen bütün uzmanlar konuştu.
Ne kadar haklı olduklarını 5.8’de anladık.
Olanları görelim:
Telekom altyapısı iptal oldu, uyduya da çıkamaz olduk.
Kimse kimseyle haberleşemedi.
Fuat Bey’in dalga geçer gibi “kurduğumuz sağlam sistem” dediği bu mu?

Kimse âcil toplanma yerlerini bilemedi, bulamadı.
Öğretilmemiş, anlatılmamıştı.
İşin alfabesi buydu ve kimse öğrenmemişti.
Bir şey daha anladık ki, 1999’da tesbit edilen 738 âcil toplanma yerinden 77’si kalmıştı.
Her gördüğü arsaya, boşluğa bina dikmeyi âdet edinen iktidarımız, meğer oraları da imara açmış.
Bazılarında gökdelenler yükselmiş.
Cumhurbaşkanının “İstanbul’a ihanet ettik” demesinin bir yönü de buymuş.
Fuat Bey’in dalga geçer gibi “kurduğumuz sağlıklı sistem” dediği bu mu?

Her kafadan bir ses çıkıyor.
Can pazarında halk ne yapacağını bilmiyor.
Hangi derdi için nereye ve kime müracaat edeceğini bilmiyor.
Kendi başına kalmış durumda.
Belediye ayrı, merkezî devlet ayrı gibi bir görüntü var.
Bu durumda bile bunu yapıyoruz.
Fuat Bey’in dalga geçer gibi “kurduğumuz sağlıklı sistem” dediği bu mu?

Sayın Cumhurbaşkanı yardımcısının -hadi hafifleterek söyleyelim- bu büyük gafı her zaman hatırlanacak.
Siyasi tarihimizde acı acı gülünecek.
Tıpkı kendisi gibi Cumhurbaşkanı yardımcılığı konuşulan Binali Yıldırım’ın seçim döneminde günde on kere tekrar ettiği çaldılar “yalan”ı gibi.
Evet benden bu kelimeyi duymazsınız, söylemek istemem, ama şimdi söylüyorum:
Bu düpedüz bir yalandır, aldatmadır, halkı aptal yerine koymadır, alay etmedir ve bizim devlet adamlarımıza yakışmaz.

Hayır Sayın Cumhurbaşkanı yardımcısı hayır, yüz bin kere hayır!
Size doğruyu söylemek yakışır!
Deprem gibi bir konuda göz boyamak sizin işiniz olamaz!
Kimse canlar üzerinde böyle oynayamaz, oynamamalıdır.

20 yılda neredeyse bir şey yapmadığımızı her gün konuşmalıyız.
17 yılda İstanbul’a böyle de ihanet ettiğimizi konuşmalıyız.
Açık açık konuşmalıyız.
Kimin yaptığını geçelim, derdimiz büyük.
Konuşmalıyız.
Fuat Bey’e de bunun böyle olduğunu anlatmalıyız.
Ki bir daha çıkıp gözümüzün içine baka baka can pazarında böyle pişkin pişkin alay eder gibi konuşmasın!

Tedbir ancak böyle alınır.

Yazar
A. Yağmur TUNALI

Yağmur Tunalı,1955 yılında, Kayseri Yahyalı’da doğdu. Orta öğrenimini, Niğde, Kayseri ve Samsun’da; Erzurum Atatürk Üniversitesi’nde başladığı yüksek öğrenimini, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Fransız ... devamı

Bu websitesinde farkı kaynaklardan derlenen içerikler yayınlanmakta olup tüm hakları sahiplerinindir. Sitedeki içerikler atıf gösterilerek kaynak olarak kullanlabilir. Yazıların yasal sorumluluğu yazara aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kırmızlar® 2010 - 2024

medyagen