Güncel Yazılar

Nilgün DAĞ

İkna, kapsamlı psikolojik araştırmaların odağı olmuş bir olgudur ve birçok nedenden ötürü önemli, hayati ve pratik bir konudur. Bir kere maharet gerektiren bir yönetim aracıdır. Başkalarını bir eylemi takip etmeye, bir taahhütte bulunmaya ya da bir ürünü/hizmeti satın almaya ikna etmek beceri gerektiren bir iştir. Bir sosyal kontrol mekanizmasıdır aynı zamanda ikna. Hedefin[1]aklını ve kalbini kazanmaya çalışmak, tutum değişikliğini tetiklemek, düşüncelerini şekillendirmek, güçlendirmek ya da değiştirmek kabiliyetgerektiren bir iştir. İkna, bir açıdan da toplum hayatı ve demokrasi için önem taşıyan bir kavramdır. Sanıldığı gibi demokratik faaliyetlerin sonucu değil, önkoşuludur. Ve ikna bir bilim olmakla birlikte aynı zamanda bir sanattır. 

İkna edici olmak, etik bir zorunluluktur aslında. Ama bütün iknalar etik değildir elbette. Hatta zorlama, beyin yıkama ve işkence gibi bazı ikna yöntemleri tamamen etik dışıdır. Ancak bazı düşünürler, ikna etmenin doğası gereği etik olmadığı, fakat doğası gereği kaçınılmaz olduğu konusunda tartışmalı bir bakış açısı sunarlar. Bu bakış açısına rağmen ikna, bugünün kutuplaşmış-hiper partikül ortamında zor ama şart bir iştir. Şu da bir gerçek ki, bugünün dünyası herkesin bilgiye erişiminin olduğu çok farklı bir dünyadır ve bu yeni dünyada ikna bambaşka kurallarla çalışır. Bu bağlamda ikna etmenin-edilmenin altında yatan psikolojik süreçleri, ikna etme taktiklerini ve ikna edici bir dil ve üslup inşa etmenin gereğini bilmek kıymetlidir. Ancak insanların kahir ekseriyeti, bilinçli bir şekilde ikna ile meşgul olduğunu fark etmediğinden lüzumunu da görememektedir. 

Oysa nasıl ikna ettiğimize-edildiğimize dair bir bilim vardır. İnsan davranışı, çeşitli ikna biçimlerinden etkilenir. Mantıklı bir argüman ileri sürme, duygulara hitap etme, bir uzmanın ya da otorite figürünün yönlendirmesi gibi taktikler, ikna olma sürecine kuvvet verir. Tabi insanların büyük çoğunluğunun iktidar olduklarını düşündüklerine olumlu cevap verme gibi bir durumları da söz konusudur. Belki biraz da bunun etkisiyle gücü taklit etmek veya gücün görüntüsünü vermek bile ikna olmaya/etmeye yeter. Nüfuzun ve paranın bir güç ve ikna faktörü olarak kullanılması da hayli yaygın bir vakıadır. Çünkü para ve nüfuz, çoğu insanın ikna ufkunun belirleyicisidir. Baskı ve ikna dengesini kurmaksa ayrı bir meziyet olup herkesin harcı değildir... 

Kafa Kalabalığı

Kesinlikle bir sınır ihlâli, ısrar!

Bir ifsad projesi, vasat!

Vakit kaybı ve gereksiz bir asap bozukluğu, siyaset!

Kaçış rampası, bahaneler!

Pişmanlığı gösteren bir pusula, zaruret!

Saçmalamak, bir ihtiyaç!

Farkındalık kibri, bir hakikat!

Doğumsuz ve ölümsüz güzellik, aşk!...

Bir edebiyat krallığı, Norveç!

İnancın şövalyesi, Kierkegaard!

Özel bir ayrıcalık, eğitim!

Ötekine müebbet varlık, insan!

“Kimsin ben?”, orijin soru!

 

[1]Hedef; politik açıdan halktır, eğitsel açıdan çocuktur/gençtir, ilişki bağlamında sevgilidir, dosttur, babadır, evlattır vb.

Medeniyet Tasavvuru

Necati ÖNER
Niçin Felsefe?
Mehmet BULUT
Ahlak ve İktisat

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

22991119