Güncel Yazılar

Turgut GÜLER

Temmuz ayı geldiğinde, sanki hak etmişiz gibi “Dil Bayrâmı”sevinmelerine yelteniyoruz. Hangi yüzle ve hangi dille? Katledilen, kırpıla kırpıla kuşa döndürülen, mâzisi ile bütün irtibâtı kesilen bir dilin bayramı mı olur? Eğer oluyorsa, bu bayram, Türkçenin ortadan kaldırılışına zil takıp oynayanların bayramıdır.

Her dilin, târîhî seyri içinde kendiliğinden meydâna gelen bir sâdeleşme ve değişme mâcerâsı vardır. Geçen asra kadar, Türkçe de bu tabiî seyre uygun ömür sürmüştü. Fakat son yetmiş, seksen senelik dil hikâyesi, Türkçe için pek dramatik oldu. Ne kadar eli baltalı, testereli dil cânisi varsa, yerli-yabancı ayırımı yapmaksızın Türkçe’nin üstüne çullandılar. Hemen bütün mes’elelerde “millî”duruşu kara listeye alan mâlûm zihniyet, ne hikmetse, Türkçenin kelimeleri söz konusu olunca, “milliyetçi”kesildi.

Bu dil öğütücülerin mantığı “niye Türkçe uğruna renk ve mezheb değiştiriyor?”demeyin. Zîrâ ortada zannedildiği gibi değişiklik falan yok. Türk’ün cümle varlığına kastedenlerin hesâbında, klân diline dönüştürülmüş, teneke sesi mertebesinde bir Türkçe var.

Medenî ve edebî sâhada “hiç”olmuş Türkçe, merâmını anlatamayınca, boşluğu yabancı dil istilâsı ile doldurma gayretkeşliği başladı. Şimdi, bütün sür’ati ile bu safhayı yaşıyoruz.

Türkçenin canına okuyanlar; o kadar plânlı, programlı çalıştılar ki, devletin en muhkem kalelerini fethedip zafer turları attılar. Radyo, televizyon, gazete dili “tamtam”laşınca feryâd edenler, en alt seviyeden üniversiteye kadar imtihân repertuvarının, ayağımızın altından kaydırıldığını göremediler. Derken, ders müfredâtı ve kitabı da aynı kabîle lisânı ile yazılıp, zafer işâreti gözümüze sokuldu.

Siz hiç adı “Enerji ve Tabiî Kaynaklar” olan bakanlığın, bütün yazışmalarında “tabiî”kelimesini kurbân ettiğini düşündünüz mü? Yine, “millî”unvânını taşıyan başka resmî müesseselerin, bu tâbire dublör kullandırdıklarını fark ettiniz mi?

Bayram, Türkçenin neyine?.. Vaktiyle - o da berrak durmayan - bir fermân yayınlandı da, Türkçe resmî devlet dili oldu diye temcid pilâvları yapmanın hiç mânâsı kalmadı. Bayram; sevincin, neş’enin ve kutlamanın ifâdesidir. Allâh aşkına, “Dil Bayramı”ile neyi kutluyoruz?

Yûnus’un, Süleyman Çelebî’nin, Hacı Bayrâm-ı Velî’nin, Fuzûlî’nin, Bâkî’nin, Nedîm’in, Şeyh Gâlib’in, Yahyâ Kemâl’in kemiklerini sızlatmadan, kutlanacak bir muvaffakiyet kazanalım. Yâni, bayrâmı hak edelim...

Medeniyet Tasavvuru

Necati ÖNER
Niçin Felsefe?
Mehmet BULUT
Ahlak ve İktisat

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

22038819