Güncel Yazılar

Nilgün DAĞ

Doppler etkisini örneklemek, Bing Bang’in yan etkilerindeki sicim teorisi izlerini tanımlamak, Prevost’un Değişim Teorisi’ni açıklamak, ışınlanmadaki sorunu aydınlatmak, nedensellik zincirini değerlendirmek... sosyalleşmek-yeni insanlar tanımak ve yalnız kalmak kadar merak ve heyecan içermediğinden ötürü bu haftaki yazının temasını “ilişkiler ve yalnızlık” olarak belirledim. İnsanın mutlak bir muhtaçlıkla doğduğu, ötekine müebbet bir hayat sürdüğü ve “ilişki” olgusunun yaşamının her dönemine musallat olduğu hakikatinin katkısını da belirtmeliyim. İnsan canlısının eninde sonunda tenhalaşıp yalnızlığın içindeki o dosta kaçtığı gerçeğini de göz ardı etmediğimi söylemeliyim...

İlişki sözcüğü, gizemsel bir çağrışıma sahiptir. İnsan, kişisel tarihi boyunca birçok farklı ilişki türünü deneyimler. Gönül ilişkisi, arkadaşlık/dostluk ilişkisi, çıkar ilişkisi, cinsel ilişki... Türü ne olursa olsun herhangi bir ilişkiyle gerçekten eşleşen bir kategoriye yerleşmek hayli güçtür. Her ilişkinin kimyası, doğası ve kombinasyonu başkadır ve matematiksel olarak birçok bilinmeyeni vardır. Sanırım bu yüzden en komplike ilişki yumağının aşk’a ait olduğu varsayılır. Söz konusu aşksa, her şey olasıdır çünkü. Bu türlü bir ilişki, çift yönlü bir tinsel açılımı ve etkileşimi dile getirdiğinden her çiftte farklı zuhur eder.Bazı çiftler birbirini az severken bazıları birbirini çok yıpratır. Birbirine iyi gelen çift nadir de olsa vardır.Derunî çiftlere rastlamak ise neredeyse imkânsızdır. Bunun aksine dostane ilişkiler, daha stabil ve güvenlidir. Arkadaşlık’tan daha yakın, daha samimi ve daha halis bir ilişki mevzu bahistir. Tarafların birbirine sığınak olduğu ve birbirini büyüttüğü bir ilişkidir bu. Çıkar ilişkisi ise, duygu temelinden soyutlanarak stratejik ve taktiksel zemine oturmuş, kendilik kaygısıyla dolu bir ilişki çeşididir. Normal ve sıradan bir ilişkiye dair her şeyin ters yüz olup sarsıldığı bir muhtevası vardır. Bir çeşit bağımlı ilişkiler matrisi barındırır. Cinsel ilişki, tabi bir ihtiyaç olup insan türü için utanç, korku, sapkınlık gibi çıkmaz sokakları bulunan, romantizm ile pornografi arasında dengede durmayı gerektiren bir zevk olgusudur... 

Yalnızlık da ilişki gibi insanın vazgeçemeyeceği, kaçamayacağı-kaçınamayacağı ve sakınamayacağı bir durumdur. İnsanlar pek farkında değildir, ama yalnızlığa hak ettiği değeri vermezler! Yalnızlık, sanıldığı gibi sadece gönül yorgunluğunun şaşmaz bir durağı değildir. İnsanın kendisiyle zaman geçirmesidir. Yaratıcılığın da önemli bir bileşenidir. Kişinin depresifliği tekelinde tuttuğu bir hâlden de ibaret değildir. Biriyle yaşanan anların kafada canlandırılıp sorunların başladığı anın anlaşılmaya çalışıldığı bir yolculuktur. Aklın fitnesinde bulunmak istenmediğinde yeğlenen bir şeydir. Yani, pekâlâ bir tercihtir! Ona dair tek sarsıcı hakikat, çok uzun süre maruz kalındığında insanı hasta etmesidir!...

İyi pazarlar...

Medeniyet Tasavvuru

Necati ÖNER
Niçin Felsefe?
Mehmet BULUT
Ahlak ve İktisat

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

22989563