Güncel Yazılar

Avni Barış BARAZ[i]

Dünyayı daha iyi bir yer haline getirecek insanlar yeni nesil girişimcilerdir. Bu girişimcilerin kurduğu işletmelere “startup” deniliyor. Startup girişimciler dünyanın daha önce farkedilmeyen ancak önemli bir sorununa e-iş süreçlerini kullanarak çözüm bulurlar. Bu aşamada genellikle yaratıcı, yenilikçi bir iş fikrini hayata geçirirler. Startup girişimcilerin geleneksel girişimcilerden farkı şudur: Startup girişimciler iş kurmak için gerekli kaynakları yatırımcıdan toplayıp, hızla bir ürün ya da hizmeti çıkarıp, işi büyütürler; bir süre sonra da işletmeyi satıp bu defa başka bir yenilikçi fikir peşine koşarlar. Sözgelimi bir mobilyacı kurup, onlarca yıl içinde büyütüp; sonra da burayı çocuklarına, torunlarına devretmenin hayalini kuran girişimci startup girişimcisi değildir. Bu nedenle startup kavramı bir hayali sembolize eder. Bu hayal, parlak fikri olan gençlerin internet teknolojilerini kullanarak kısa sürede yüz yıllık firmaların önüne geçmesidir. Genç startup girişimcileri yeni dönemin rock yıldızları gibidir. Peki neden gençler? Gençlerin girişimci olması daha kolaydır. Çünkü farklı, hatta parlak kariyerlerinden ayrılmak zorunda değildirler. Ayrıca genellikle çoğu bekârdır bu nedenle sorumlulukları nispeten azdır ve son olarak teknolojiye daha hâkimdirler. Burada önemli bir soru ortaya çıkar: “Parlak bir fikir başarılı bir girişimi garantiler mi?”

Elbette parlak bir fikir olması çok önemlidir. Ancak yeterli değildir. Yapılan araştırmalara göre; startup girişiminin başarılı olması için gerekli olan faktörler önem sırasına göre şunlardır:

  1. Zamanlama (%42)
  2. Ekip ve İcra (%32)
  3. Farklı, özgün fikir (%28)
  4. İş Modeli (%24)
  5. Fon Bulma (%14)

“Farklı ve özgün fikrin” ilk sırada olmaması bizleri şaşırtıyor: Ancak belki çok erken. Dünya bu fikre hazır değil. Erkense dünyayı önceden bu fikre alıştırmak, eğitmek gerek. Tam zamanı mı? Ya da çok mu geç? Yoksa çoktan bir sürü rakip mi var? Zamanlamanın önemini ortaya koyan örnekler: Airbnb ve Uber’dir. Bu şirketler iyi bir fikir, iyi bir iş modeli, ekip ve harika yönetimle başarılı oldular. Ancak başarılı olmalarının en önemli nedeni “zamanlama”ydı. Çünkü her iki şirket de ekonomik durgunlukta, insanların paraya çok ihtiyaç duyduğu bir dönemde ortaya çıktı. Böylece rahatlıkla insanlar evlerini yabancılara kiraladı ya da kendi araçlarıyla taksicilik yaparak ek gelir kazandılar. Benzer şekilde zamanlama, YouTube’un başarısını da açıklamaktadır. YouTube 2005’de tam ABD’de geniş band hızlı internet erişimi oranı yüzde 50’yi geçtiği anda “mükemmel bir zamanlamayla” hayata geçirilmiş bir parlak fikirdir.

Burada dikkat çeken bir diğer konu ise ekip ve icranın (yürütmenin) fikirden daha önemli olduğudur. Başka bir deyişle: “Çok iyi bir fikir kötü yönetilebilir”. O zaman başarılı olmak için iyi bir fikrin, iyi bir ekiple, iyi yönetilip doğru zamanda piyasaya sunulması gerekiyor.

Dünyanın En Değerli Şirketleri

Dünyanın en değerli şirketleri son yıllarda hızla değişti. Yüzlerce yıllık tarihi olan meşhur sanayi ve enerji şirketleri yerini yeni kurulan teknoloji şirketlerine bıraktı. Sözgelimi 2008’de dünyada en büyük 10 şirket arasında PetroChina, Exxon, General Electric, China Mobile, Gazprom, Shell varken; on yıl sonra, 2018’de bunlar yerini Apple, Google, Amazon, Microsoft, Ali Baba ve Facebook’a bıraktı. Bence kısa zamanda dünyanın en değerli şirketleri startuplar olacak. Çünkü piyasa değeri milyar doları geçen startupların hızla çoğalması bu girişimlerin dünyanın en değerli şirketleri sıralamasının değişeceğini göstermektedir.

Startup’ların Değeri

Startup’lar büyük katma değer yaratarak ülke ekonomilerine büyük katkı yapıyorlar. Üstelik kısa sürede. 2019 itibariyle dünyada değeri 1 milyar dolar sınırını aşan 326 startup var.

Kaynak: World Economic Forum, “10 Biggest Unicorns in the World-Mapped”, 2019.

Değeri 1 milyar doların üstündeki startup şirketlerin yaklaşık yarısı ABD’de. Tablo 1’de görüldüğü gibi, Çin ABD’yi yakından takip ediyor. Benzer büyüklükler ülke ekonomileri için de geçerlidir. Üstelik startup şirketlerin 1 milyar dolar piyasa değerine ulaşması ivmeli bir şekilde artıyor. Sözgelimi son bir yılda 1 milyar dolarlık değeri geçen şirket sayısı 119. Bu demektir ki başarılı bir startup şirketi kısa sürede bu tabloda yerini alabilir.

Kaynak: World Economic Forum, “10 Biggest Unicorns in the World-Mapped”, 2019.

75 milyar dolar değerindeki ByteDance (video paylaşım platformu TikTok’un sahibi) 2012’de kurulan genç bir şirkettir. Tablo 2’de ikinci sırada yer alan ve neredeyse hiçbir fiziksel varlığı olmayan Uber ise 2009’da kuruldu ve 72 milyar dolar değerinde. 1933’de kurulan ve yüzlerce uçağı, binlerce çalışanı olan gururumuz THY’nin piyasa değerinin yaklaşık 3 milyar dolar olduğunu düşündüğümüzde startup’ların kısa zamanda yarattıkları katma değer düşündürücüdür. 2009-2019 arasında startup satışından ülkelerin elde ettiği gelire baktığımızda; son on yılda İsrail’in 56 milyar dolar, İsveç’in 46.8 milyar dolar, Almanya’nın 24.1 milyar dolar gelir elde ettiğini görüyoruz. Aynı dönemde Türkiye’nin startup geliri 1.3 milyar dolardır. Sözgelimi Nevzat Aydın tarafından kurulan ve örnek Türk startup şirketleri arasında gösterilen online yemek siparişi şirketi “Yemek Sepeti” 2015’de 589 milyon dolara Delivery Hero Şirketi’ne satıldı. Benzer örneklerin Türkiye’de artması gerekiyor.

Startup’larda Başarı Oranı

Startup girişimlerde başarı oranı düşüktür. Farklı araştırmalar farklı oranlar verse de ilk girişimde başarılı olan yok denecek kadar azdır. Sözgelimi “ilk girişimde yüzde 10, ikincide yüzde 30, üçüncüde yüzde 50 başarılı olunuyor” diyenler vardır. “Her 10 işletmenin 8’i başarısız olmakta” diyenler de, “kuruluşundan 6 yıl sonra yüzde 40’ı hayatta kalabiliyor” diyenler de vardır. Özetle çabuk ve kolay başarı yok. Tam da bu konuyla ilgili iki güzel özlü söz var. Hangisi daha güzel karar veremediğim için ikisini de paylaşıyorum:

“Başarı, başarısızlıktan başarısızlığa hevesini kaybetmeden koşana aittir.”

Winston Churchill

“Hep denedin, hep yenildin. Olsun. Gene dene. Gene yenil. Daha iyi yenil”

Samuel Beckett

Yukarıdaki iki güzel sözün de vurguladığı gibi, başarılı olan girişimcilerin ortak özelliklerinden biri çok çalışmaktır. Doğal olarak yaptığı işi severek yapanlar, o işe tutkuyla bağlı olanlar uzun çalışma saatlerinden şikayet etmezler. Ayrıca “çalışma iradesi” belki de daha doğru bir deyişle “tutku” olmadan sizin rakiplerinizin göremediği bir şeyi görebilmeniz mümkün değildir. Demek ki çok çalışacağız, tutkulu çalışacağız. Peki kültürümüzün özellikleri nasıl?

Türk Kültürü Startup’a Uygun

Türk kültürünün -her ulusal kültür gibi- kendine has bazı özellikleri vardır. Kültürleri birbirinden ayıran öğeler konusunda en çok referans alan araştırmalardan biri Hofstede’in, diğeri Trompenaars’ındır. İsteyen internetten bu araştırmalara ulaşabilir, ayrıntıya girmeyeceğim. Ben hem bu araştırma sonuçları, hem de kendi gözlemlerimle Türk kültürünün girişimcilikle ilgili özelliklerine değinmek istiyorum: 

En başta genç nüfusumuzun toplam nüfusa oranı yüksek ve gençlerimiz teknolojiyi çok iyi kullanıyorlar. Bu çok girişimcilik için olumlu bir ortam hazırlıyor.

Yakın tarihinde Türkiye birçok kriz yaşadı. Krizler genel anlamda iş hayatına zarar verse de yöneticilerimizin, girişimcilerimizin deneyimini arttırmaktadır. Sıklıkla yaşadıkları kriz deneyimiyle Türk girişimci ve yöneticiler zorlu koşullarda ayakta kalmayı becerebilen bu nedenle dünyada aranılan yöneticiler haline gelmiştir. Benzer şekilde startup piyasasında da çok fazla dinamik (ve doğal olarak kriz) vardır ve bunlar “hızlı” bir şekilde değişmektedir. Sonuç olarak startup piyasasında çok uzun vadeli plan yapılamıyor, aynı Türkiye’deki gibi. Dolayısıyla biz Türkler, bu ivmeli değişimleri zaten hâlihazırda yaşadığımız için daha kolay adapte olabiliyoruz.

Ekip çalışmasına diğer toplumlar kadar uyumlu değiliz. Belki de krizlerin etkisiyle iş hayatında genel anlamda “güven” sorunu yaşıyoruz.

İş hayatımızdaki bürokratik işler ve vergi oranları Türkiye’de Batılı ülkelere göre fazla.

Hemen “etiket” sahibi olmak isteyenimiz çok. Oysa içini doldurmadığın sürece CEO, Co-Founder vb. havalı etiketlerin hiçbir anlamı yoktur.

Yeni Ekonomiye Geçişte Yaşanan Paradigma Kayması

Geleneksel girişimciliğin hâkim olduğu iş hayatı “eski ekonomi”, startup girişimciliğinin hakim olduğu iş hayatı ise “yeni ekonomi” olarak adlandırılıyor. Yeni ekonomideki iş yapma yöntemlerinde değişim o kadar kapsamlı ki bunu iş hayatında yaşanan bir “paradigma kayması” olarak değerlendirebiliriz.

Örneğin Çin’den Türkiye’ye 10 bin adet spor ayakkabı ithal edeceksiniz. Eski ekonomide süreç şöyle işliyordu: “Çin’de bir aracınız oluyordu. Bu kişi istediğiniz özelliklerdeki 10 bin ayakkabının konteynıra yüklendiğine eşlik ediyordu. Sonra o aracı kişi konteynırın başında iki gün bekliyordu. Ardından o konteynır gümrüğe geliyor ve resmi evraklar imzalanıyordu. Sonra paranın Türkiye’den transfer emri veriliyordu. Bu durumda gümrükte bekleyene, fon transfer hizmetine, bankaya vb. aracılara farklı ücret ve komisyonlar ödeniyordu.”

Yeni ekonomide ise aynı süreç şöyle işliyor: “10 bin spor ayakkabı Çin’deki fabrikadan çıkar çıkmaz küçük sensörlerle izleniyor. Mallarınızın ilgili konteynıra yüklendiğini uzaktan görüyorsunuz. Mallar gümrüğe girdiğinde e-imza ile kontrat imzalanıyor. Ardından ödeme elektronik olarak kripto parayla aktarılıyor.” Hepsi bu. Yeni ekonomide ticaretin çok daha güvenli, kolay ve ucuz bir yöntem olduğu görülmektedir. Çünkü hepsi bir dizi elektronik bir işlemden oluşmaktadır.

İnternet teknolojilerinin yoğun olarak kullanıldığı yeni ekonomide bazı yeni iş yapma yöntemleri ve kavramlar var ve bunların Türkçe karşılıkları henüz tam oluşmadı: Startup, Co-Founder, YouTuber, Influencer, Incubator, Venture Capital, Blockchain gibi. Özellikle Türk Dil Kurumu’ndan bu kavramlara güzel Türkçe karşılıklar koymasını bekliyoruz.

Bedri Rahmi “Üç Dil” şiirinde şöyle diyor: “Oğlum Mernus! En az üç dil bileceksin. Çünkü sen ne şu, ne busun… Sen otobüsü kaçırmış bir milletin çocuğusun”. Şair belki bugün yaşasaydı, oğluna üç dil öğrenmenin üstüne “startup kuracaksın” ya da “yeni ekonominin yöntemlerini öğreneceksin” öğüdünü verirdi. Kim bilir? Dünyayı daha iyi bir yer haline getirecek insanların yeni nesil girişimciler olduğunu söyleyerek yazıya başladık. Kuşkusuz Türkiye’yi de daha iyi bir yer haline getirecek insanlar yeni nesil Türk girişimcilerimizdir. Bu dönüşümde bize düşen gençlerimize yeni ekonominin kurallarını öğretmek ve onları startup girişimcisi olmaya özendirmek olmalıdır.

 

Prof. Dr.,[i]

Anadolu Üniversitesi, AÖF,

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Medeniyet Tasavvuru

Neşet TOKU
Hukuk Üzerine
Saadettin Yağmur GÖMEÇ
Eski Türk Dininin Temel Özellikleri
Zeki Salih ZENGİN
İslam, Ahlâk ve Etik

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

27453403