12 Ağustos 2022

Turgut GÜLER

Dünyâ’da, adı anıldıkça bizi derinden yaralayan birkaç nehir arasında Tuna’nın apayrı bir yeri vardır. Türk târîhinin medhâlindeyken çekilen fotğraflarında, bir haşmet kemendi olarak vatanın göğsüne takılan Tuna; Fırat, Dicle, Nil, Aras, Tunca, Meriç, Kızılırmak ve daha nice Türk suyunun öz kardeşi idi.

Almanya’nın güneyinde Freiburg yakınlarında doğan Tuna, Romanya’da Karadeniz’e dökülür. Schwarzwald (Karaorman) da denilen Tuna’nın çıktığı bölge, daha pek çok dereye yataklık yapar. Bunlardan Breg ve Brigach, Donaueschingen’de birleşirler. Tuna (Donau) adı da Donaueschingen’den mülhem.

Buradan doğu istikaametinde Schwaben Jürası (Rauhe Alp)’nı aşar, Regensburg’adağın kenârını tâkip ederek varır. Viyana havzasına girişine kadar Bohemya kütlesinin eteğinde akar ve bu yükseklikleri birçok geçitle açar.

Yukarı Tuna, Almanya ve Avusturya’daki sularının büyük kısmı ve rejimi bakımından tam bir Alp Nehri’dir. Güney Almanya’nın önemli şehirleri, Tuna vâdisinin dışında yer alırlar. Fakat Almanlar Ludwig Kanalı ile Tuna’yı Ren şebekesine bağlamışlardır. Bu yüzden, Ren’den faydalanan her Alman, Tuna’ya geçebilir.

Tuna, Avusturya’da Linz’i sular, fakat uğradığı ilk büyük merkez Viyana’dır. Viyana ile Estergon arasında Pannonia havzasında biriken suları Kiselflöd (Küçük Ova)’e akıtır. Doğu Alplerden doğan Drava ve Sava ile Karpatlardan gelen Tisa’yı sularına ilâve eder.

Tuna üzerindeki büyük şehirler, nehre tepeden bakan dik yamaçlarda kurulmuşlardır.

Bratislava, Budapeşte ve Belgradbu târife uyan şehirlerdir.

Belgrad’ın 100 kilometre kadar aşağısında Karpatları Balkan Dağlarıyla birleştiren sarp bölgeyi, Demir Kapı’larla aşan Tuna, kendini denize bırakmak azmiyle, önündeki bütün engelleri ortadan kaldırır. Bu arada, sol kıyıdan aldığı Jiu, Olt, Argeş, İalomita, Seret ve Prut gibi kollarla, nehir ölçülerinin dışına çıkar.

Eflâk ve Bulgar yaylalarındaki mühim şehirler, Tuna kavisinin dışındadırlar. Meselâ Bükreş, İalomita’nın Tuna’ya katılmadan önce içinden geçtiği yerlerdendir.

Balkanlardaki Tuna şehirleri, nehir limanları ve stratejik köprübaşlarıdır. Romanya’da Giurgiu, Braila, Galati ve Bulgaristan’da Rusçuk, bu durumlarını hâlâ muhâfaza ediyorlar.

Tuna, tamâmına yakın kısmı sular altında kalan bir delta ile denize kavuşur. Bu delta, balık avcılığı açısından muazzam kaynaktır, ama kuzeydeki Sulina koluna girecek gemiler için de ciddî bir mâniâdır.

Mâvi Tuna,Orta Avrupa ve Balkanlardaki nice memleket için, nehir olmanın ötesinde mânâlar taşır. Avusturya, Macaristan, Sırbistan gibi denizle doğrudan irtibâtı olmayan ülkelerin, Tuna’nın bahşettiği imkânlar yüzünden donanmaları vardır.

Bizim nefesimizde artık sâdece bir dâü’s-sıla olan Tuna’ya, pasaport mârifetiyle ulaşmak, ne hazîn !... 

Yazar Hakkında:

Turgut GÜLER

Turgut GÜLER

1951 yılında Afyonkarahisâr’ın Sultandağı ilçe­sine bağlı Dort (bugünkü Doğancık) köyünde doğdu. Âilesi, 1959 Ocağında Aydın’ın Horsunlu kasabasına yerleşti. İlkokulu orada, Ortaokulu Kuyucak’da okudu. İki hafta kadar Nazilli Li­sesi’ne devâm ettikten sonra, Nazilli Öğretmen Okulu’na girdi. Bu okulun ikinci sınıfını bitirdiği 1968 yılında, İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu Hazırlık Lisesi’ne kaydoldu. 1969-1973 yılları arasında, Yüksek Öğretmen Okulu hesâbına, İstanbul Üniversite­si Edebiyât Fakültesi Târîh Bölümü’nde tahsîl gördü.

İstanbul Çapa’daki Yüksek Öğretmen Okulu’nun Kompozis­yon ve Diksiyon Hocası olan Ahmet Kabaklı’nın başkanlığında kurulan Türkiye Edebiyât Cemiyeti’nde, bilâhare bu cemiyetin yayınladığı Türk Edebiyâtı Dergisi’nde vazîfe aldı. Bir tarafdan üniversite tahsîline devâm etti, bir yandan da bahsi geçen der­ginin “mutfak” tâbir edilen hazırlık işlerinde çalıştı. Metin Nuri Samancı’dan sonra da ikinci yazı işleri müdürü oldu (Mart 1973, 15. Sayı). Bu dergide yazı ve şiirleri yayımlandı.

1973 Haziranında üniversiteyi bitirdiğinde, Malatya Mustafa Kemâl Kız Öğretmen Lisesi târîh öğretmenliğine tâyin edildi. Ah­met Kabaklı’nın arzûsu ile bu görevine başlamadı ve İstanbul’da kaldı, Türk Edebiyâtı Dergisi’ndeki mesâîyi sürdürdü. 1975 yı­lında hem Edebiyât Cemiyeti (Bakanlar Kurulu karârıyla Türkiye kelimesi kaldırılmıştı), hem de Türk Edebiyâtı Dergisi, maddî sı­kıntılar yaşadı, dergi yayınına ara verdi. Bunun üzeri­ne, resmî vazîfe isteği ile Millî Eğitim Bakanlığı’na mürâcaat etti.

Van Alparslan Öğretmen Lisesi’nde başlayan târîh öğretmen­liği, Mardin, Kütahya ve Aydın’ın muhtelif okullarında devâm etti. 1984 yılında açılan Aydın Anadolu Lisesi’nin müdürlüğüne getirildi. 1992’de, okulun yeni binâsıyla berâber adı da değişti ve Adnan Menderes Anadolu Lisesi oldu. Bu vazîfede iken, 1999 Ağustosunda emekliye ayrıldı. 2000-2012 yılları arasında, İstan­bul’da, Altan Deliorman’a âit Bayrak Basım-Yayım-Tanıtım’da, yazı ve yayın çalışmalarına katıldı. Yine Altan Deliorman’ın çıkardığı Orkun Dergisi’nde, kendi adı ve müsteâr isimlerle (Yahyâ Bâlî, Husrev Budin, Ertuğrul Söğütlü) yazılar yazdı. İki kızı var.

Yayımlanmış Eserleri: Orhun’dan Tuna’ya Uluğ Türkler, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2014; Takı Taluy Takı Müren (Daha Deniz Daha Irmak), Boğaziçi Yayınları, İstanbul, 2014; Cihângîr Tûğlar-Selîmnâme, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2014; Ejderlerin Beklediği Hazîne, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2015, Şehsüvâr-ı Cihângîr-Fâtihnâme, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2015.

 

Yazarın diğer makalelerinden: