Güncel Yazılar

Necdet BAYRAKTAROĞLU

           Akraba kişinin yakınlarıdır. Anne ve babadan sonra, insanın yakınları çocukları, kardeşleri, ebe ve dedeleri, torunları, amcaları, halaları, teyzeleri, dayıları, yeğenleri, kayınvalide ve pederi, baldızları gibi devam eden akrabalardır. Bunlara ihsanda bulunmak, ihtiyaçları olduğunda maddi ve manevi bakımından yardımda bulunmak, onları ziyaret etmek, hatırlarını sormak, iyi ve kötü günlerinde yanında olmaktır.

            Akraba, yakın anlamına gelen ve birbiriyle aynı soydan olan kimseleri ifade eder. Akrabalık bir takım hak ve vazife yükler. Dinimizde akrabalık bağlarının maddi ve manevi yardımlaşma ve karşılıklı ziyaret ve hatır sorma gibi yollarla korunması, güçlendirilmesi hususunda hassasiyetle üzerine durmaktadır.

         Kuranımız Bakara Suresi 177. ve 215. Ayetlerinde Allah'ın rızasını gözeterek yakınlara mallarınızdan yardımlar yapınız denilmektedir. Nisa Suresi 1. Ayette akrabalık haklarına riayetsizlikten sakının denilerek, aynı Sure 36. Ayette: “Allah’a ibadet edin ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya, elleriniz altında bulunanlara (köle, cariye, hizmetçi ve benzerlerine) iyi davranın; Allah kendini beğenen ve daima böbürlenip duran kimseyi sevmez” diye buyrulmaktadır. Hz. Peygamberimiz de:"Veren el alan elden üstündür. Hem nafakasını verdiğiniz kimselerden başla. Anneni, babanı, kız kardeşini, kardeşini sonra sana en yakın ve ondan sonra en yakın olanı gözet" demektedir.

            Dinimiz akraba olan kişilerin birbirleri ile yardımlaşmalarını emretmiştir. Kuranımız Nahl Suresi 90. Ayette: “Muhakkak ki Allah adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder, çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor”diye belirtilmektedir. Yüce Allah'ın rahmet ve rızasını kazanmak için özellikle akraba içindeki fakir, muhtaç, müzmin hasta, dul kadın yetim, engelli, fakir öğrenci ve işsize yardım edilmesi istenilmektedir. Hz. Peygamberimiz de:"Akrabalarınıza (güler yüzle) selam vermek bile olsa iyilik yapınız" diye buyurmaktadır. Yusuf Has Hacip'de: "Kardeş ve akrabaya yakınlık göster, güler yüzle büyüğün ve küçüğün gönlünü al" diye söylemiştir.

         İsra Suresi 26. Ayette: "Akrabaya hakkını ver" diye buyrulmaktadır. Akrabaların maddi ve manevi ihtiyaç ve problemleri topluma yansıtılmadan halledilmeli ve yiyecek, içecek, giyecek ve mali gibi eksikleri yerine getirilmeli ve çözüm bekleyen sorunları sağlanmalı, hasta ise tedavi masrafları karşılanmalıdır. Hz. Peygamberimiz: "Sadakaların en değerlisi kindarda olsa akrabaya verilendir" diye söylemiştir. 

           Akrabalardan kötülük görmüş olsak bile hiç bir zaman yardım etmekten kaçınmamalıyız. Her türlü yardımın yakın akrabadan başlayarak, muhtaç kimselere doğru yapılmasında büyük sevap kazanılacaktır. Rum Suresi 38. Ayette: “O halde sen, akrabaya, yoksula, yolda kalmışa hakkını ver. Allah’ın rızasını isteyenler için bu en iyisidir. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir”diye ifade edilmektedir. Hz. Peygamberimizde: "Akrabalık münasebetlerini gözetmek, kişinin malını artırıp çoğaltır ve ömrünü uzatır" diye buyurmuştur.

            Sağlıklı, güçlü bir tolumun oluşması ve gelişmesi akrabalık bağlarının kuvvetli olmasına, birbirini gözetip, korumalarına, göz ve kulak olmalarına bağlıdır. Bu nedenle akrabalık dini ve milli değerlerimiz yönünden çok önemlidir. Hz. Peygamberimiz bu konuda: “Akraba ile ilişkisini kesen kimse, cennete giremeyecektir”diyerek, akrabalık bağının ne kadar önemli olduğunu açıklamıştır. Sen akrabanı seversen ve bir elinden tutarsan, oda senin iki elinden tutar ve akrabalık dayanışması, kaynaşması artar ve toplumun  yapısı da güçlenmiş olur. F. O. Maley: "Dostlar kötü günde, kahramanlar savaş alanlarında, kadınlar yoksul günlerinde, akrabaların başın dertteyken kendilerini belli ederler"diye söylemiştir.

            Dinimiz, örf ve adetlerimiz, akrabalarımıza sevgi ve alaka gösterilmesini, ihtiyaç duydukları hususlarda iyilik  yapılmasını, ikramda bulunulmasını ve hediyeler verilmesini önemle belirtir ve ilişkilerin her daim sürdürülmesini ister. Hz. Ali: "Gerçek yakınlık akrabalık bağı ile değil, sevgi bağı ile olur"diye belirtmiştir. Bu nedenle dinimizde akrabalık bağlarının kuvvetlendirilmesi için "Sıla-i Rahim"önerilmektedir.

            Akrabalar arasında, kıskançlık, kin, husumet ve düşmanlık olmamalıdır. Hz. Ebubekir bu konuda: "Akrabalar arasındaki düşmanlık, ormana düşen ateşten farksızdır"diye söylemiştir. Hz. Ömer de: "Akrabanın cefası, yabancını darbesinden daha acıdır"demiş, Hz. Ali Efendimiz ise:"Akrabanın düşmanlığı ve dostların eziyeti yılan zehrinden daha acıdır" diye ifade etmiştir. Bir Türk atasözünde:"Akrabanın akrabaya ettiğini akrep etmez" diye söylenmiştir. İngiliz şair George Hebert ise: "Akrabanı sev, ama bahçe duvarını yıkma"diye çok güzel ifade etmiştir.

            Günümüzde aynı kazada, özellikle büyük şehirlerde yaşadıkları halde akrabalar, aylar ve yıllar oluyor bir araya gelip görüşemiyorlar. Herkes evine kapanıp kendilerince yaşıyorlar. Ancak ölümlerde, düğünlerde görüşme imkanı bulabiliyorlar. Yeni yetişen kuşaklar, en yakın akrabalarını bile bilmiyor ve tanımıyor. Bir atasözümüzde: "Ayrı büyüyen, akrabasına karşı soğuk olur, kalpsiz olur" diye söylenmiştir. Bu konuda ailelere büyük görev düşmektedir. Akrabalarını, özellikle büyük akrabaları, hasta ve yaşlı olanlarını sık sık ziyaret ederek hatırları sorulmalı ve gönülleri alınmalıdır. Çocuklarımıza da yaşadığımız yerde veya başka şehirde olanları sıla-i rahim yaparak ziyaret edip tanıştırmalı ve onları sevdirmeli, bunu devamlı yaparak gönüllerine işleyerek büyütmeliyiz. Hz. Peygamberimiz bu konuda: "Büyüklerinizden, akrabalarınızı ve akraba ziyaretini öğrenin. Çünkü akraba ziyareti ailede sevgiyi artırır, malı çoğaltır ve ömrü uzatır"diye ifade etmiştir.

            Akrabalık bir ağaç gibidir. Dallar ne kadar birbirinden uzağa da gitseler, her zaman aynı kökün üzerinde dururlar. İskoçyalı yazar Samuel Smiles bu konuda: "Her birimiz bir çok ortak noktaları bulunan dairelerle iç içeyizdir. İlk merkez noktası kendimizden başlar ve genişleyerek içine anne, baba eş ve çocukları alır. İkinci dairede yakın akraba ve çevre, diğerlerinde yurttaşlar vardır; sonuncularda ise tüm insanlık" diye söylemiştir.

            İnsan doğduğu zaman önce akrabalarını görür, tanır ve öğrenir. Düğünde, dernekte ve cenazede yanında akrabalarını bulur. Ne zaman dara düşülse, ihtiyaç duyulsa akrabalar koşar gelir. Bu nedenle akrabalarımızla bağımızı koparmayalım. Kaynaşmamızı ve dayanışmamızı her daim sürdürelim. Yardımlarımızı, yakın alakamızı gösterelim, güler yüzle ve iyilikle yaklaşalım. En makbul yardımseverlik akrabalar arasında olandır. Çok güzel bir Gagavuz atasözünde: "Ağaç düşerde, yakınına yaslanır"diye söylenmiş, en dar günde yaslanacak yer olduğu önemle belirtilmiştir.

KAYNAKLAR

İdil Hazan Kohen - İyilik - Dex Yay. - İst. 2016

Carol Shrelds - İyilik - Epsilon Yay.- İst. 2008

Cengiz Aydın - İyilik Demeti - Gonca Yay. İst. 2007

Dr. Yaşar Yiğit- Rahmet Damlaları- Dip Yay.- Ank. 2010

Celal Yıldırım- İslam Ahlakından Parlak Sahifeler - Bedir Yay.-İst.1979

Seyyid Hüseyin Nasr- İslam’ın Kalbi- Gelenek Yay.-İst. 2002

Prof. Dr. M. Yaşar Kandemir – İslam Ahlakı- Nesil Yay.-İst.1993

Ahmed Selman – İslami Hakikatler- Demir Kitabevi - İst. 1981

Hadislerle İslam- Diyanet İşleri Başkanlığı Yay. – 7 Cilt- Ank.2014

Kürsüden Öğütler- Diyanet İşleri Bşk. Yay. Ank.  2007

Ömer Öztop - Hutbelerle İslam - Tuğra Neşriyat -İst. 1990

Ömer Asım Aksoy - Atasözleri Sözlüğü - Türk Dil Kurumu Yay.- Ank.1971

Tahsin Ay - Özlü Sözler - Papatya Yay.- İst. 2004

Medeniyet Tasavvuru

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

32488952