Güncel Yazılar

Fatih AKMAN

Muhasebe etmek zordur. Sürecin sonunda önünüze çıkan tabloyu kimi zaman öngöremezsiniz. Har vurup harman savurduğunuz sözleriniz, düşünceleriniz, tartışmalarınız sizi muhasebeye giden süreçte hayli yıpratabilir. 

Ancak muhasebe, insanın kendini tanıması, hayattaki kritik merhaleleri atlayabilmesi için önemli bir şans. Bu kritik noktalar insandan insana değişir. Kimi için erken gelen muhasebe çanları, kimi için ise son nefesin alındığı o son dakikalara değin saklar kendini. 

Şu satırlardan sonra küçük bir muhasebeye koyulmak da bir şans olsa gerek…

‪Kendi üniversiteli yıllarıma bakıyorum, tenkidlerime, çok okuyup, bazen kimseyi beğenmemezlik ettiğim günlere. 

İnsan olgunlaşıyor; bilhassa fikirlerin nasıl kümülatif olduğunu, nasıl her ismin oya yapar gibi ufak dokunuşlarla fikirleri diri tuttuğunu görüyorum. 

Hiç hazzetmediğimiz kişilerin benimsediği, müridi olduğu isimleri (o isimleri ne kadar anlayıp, ne kadar anlamadıkları konumuz dışında) sırf reaksiyon göstermek için yok saymanın anlamsız ve yararsız olduğunu görüyorum. 

Her fikir adamının insan olduğunu, onları ve ürettikleri fikirleri değerlendirirken yaşadıkları çağı, bulundukları muhiti, geçirdikleri travmaları, yaşadıkları mutlulukları atlamamak, göz ardı etmemek gerektiğini anlıyorum. 

Her şeyden mühimi, inandığımız değerlere, fikirlere hizmet etmiş her isme saygı duymanın peşinen gerçekleşmesi gerektiğini düşünüyorum.

Genç ve olgunluğa erişme yolundaki bireylerin, en insanî duygularla; kendini ispat etmek, bilinmek, “ben de varım” demek, muhatap alınmak için yer yer radikal çıkışlar yapabileceğini bilerek, anlayış eşiğimi yükseltmeye çalışıyorum. 

Çünkü hangimiz geçmedi ki bu yollardan? Kimimiz anne babamıza, kimimiz öğretmenimize, kimimiz inandığımız fikirlerin öncülerine karşı hiç girmedik mi bu tavırların içine?

En büyük istisnam, en büyük tahammülsüzlüğüm yaşını başını almış, unvanını edinmiş ama dünyaya, fikirlere, isimlere alelade bir ergen çocuğun yaklaşımından daha fevri, daha fütursuz ve daha sığ yaklaşan insanlara...

Evet, bu muhasebe satırlarına sebep olan konu; son günlerde şiddeti giderek artan, sınırları tayin edilemeyen bir modayla karşı karşıyayız. 

Özellikle sosyal medya üzerinden şekillenen ve kurumları, fikirleri, isimleri kıyasıya tenkid eden, yanına tahkiri yoldaş edinen bir modadan bahsediyorum. 

Kendi inandığı değerleri, diğer bütün değerleri yıkarak savunabileceğini, inşa edebileceğini sanan bir modanın esirlerinden bahsediyorum.

Çoğunluğu üniversite öğrencisi, üniversite mezunu, geleceğinden endişe eden, işsiz, ümitsiz olan bir nesil bu çoğunlukla. Söylemlerinde, ifade ediş biçimlerinde haksızlar belki ama bu genç neslin bu belirsizlik içindeki tepkileri yahut haykırışları elbette dikkate alınmalı.

Ancak koca bir parantez olarak; dikkate almak, her hatayı ve hakarete varan tavırları kabul etmek anlamına gelmez. Sinir uçlarına dokunan, neredeyse bir anarşiye varan söylemler karşısında sessiz kalmayı da gerektirmez, orası ayrı.

Bu parantez bizim kırmızı çizgimiz olmalı ve de nihayetinde neslin vaziyetini gören erk sahiplerine de bir muhasebe yolu açmalı.

Medeniyet Tasavvuru

Zeki Salih ZENGİN
İslam, Ahlâk ve Etik
Serdar UĞURLU
Eski Türklerin Dini

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

25867425