Güncel Yazılar

Turgut GÜLER

Yahyâ Kemâl, Itrî şiirinde, bize benzer bir Kâinât’dan bahisle şu mısrâları söyler:

Mûsıkîsinde bir tarafdan dîn,

Bir tarafdan bütün hayât akmış;

Her tarafdan, Boğaz, o şehrâyîn,

Mâvi Tunca’yla gür Fırat akmış.

Nice seslerle, Gök ve yerlerimiz,

Hüznümüz, şevkımiz, zaferlerimiz,

Bize benzer o Kâinât akmış.”

Büyük Şâir, Itrî’nin mûsıkîsinden akan şeyleri sıraya koyarken, hem büyük mü büyük

bir vatan coğrafyası çizer, hem de, uçsuz bucaksız bir Kâinât’ı Türk millî renkleriyle boyayıverir. Bu mısrâlarda sözü edilen “bize benzer o Kâinât”, bir yandan Itrî’nin mûsıkîsinden akmaktadır, bir tarafdan da Yahyâ Kemâl’in şiirinden dökülmektedir. Hazret-i Yezdân, içinde Dünyâ’nın da bulunduğu Kâinât’ı, ceddimizin diliyle “anâsır-ı erbaa”denilen dört esas unsuru gözeterek yaratmıştır. Bu unsurlar hava, toprak, ateş ve sudur. Dört ayaklı bir masanın bir ayağı koparılsa, diğer üç ayağı onu dik tutmaya yetmez. Kâinât da, öyle bir masaya benzer. Sayılan bu dört unsurdan biri eksik olsa, orada hayât işâreti olmaz, dolayısıyla insan ve diğer canlılar yaşamaz. 

Itrî’nin mûsıkîsiyle Yahyâ Kemâl’in şiirinde akan bize benzer Kâinât’ın dört ayağından biri, elbette “su”dur. Hiç şüpheniz olmasın, Müslüman Türk’ün Kâinât’ındaki su unsurunu, Barbaros Hayreddîn Paşa temsîl etmektedir. O, Türk Kâinâtı’nın su ayağıdır. Barbaros Hayreddîn Paşa’nın olmadığı bir Türklük Âlemi, bir ayağı eksik masadan farksızdır. Barbaros Hayreddîn Paşa, daha pek çok şey demektir, ama onu Akdeniz dışında düşünmek, hayâl etmek imkânı yoktur. Bu şânlı Türk oğlunun bütün ömrü, Akdeniz’i kulaçlamakla geçmiştir. Onun bütün serencâmı, öncesiyle ve sonrasıyla Akdeniz’de yaşanmıştır. Burası, Barbaros kıssası içerisinde çok mühim bir mâlûmâtdır.

Beşiktaş’daki Barbaros Âbidesi’nde, elinde sedefkârî asâsı ile denize bakan Hızır Hayreddîn Reis, bize benzer o Kâinât’ın enini ve boyunu ölçer gibidir. Fakat, o âbidede bir küçük dikkatsizlik vardır ve bu mutlakâ düzeltilmelidir. Tekmîl deryâ destânını Akdeniz’de yazıp söyleyen ve dahî okutan Barbaros Hayreddîn Paşa’nın âbidedeki asâsı, Karadeniz’i göstermektedir. O asânın yönünü Akdeniz istikaametine çevirmek, heykel san’atını değil, çok basit bir zemîn âyârlamasını ilgilendirir. Başta, yanıbaşındaki Deniz Müzesi idârecileri olmak üzere, Türk Bahriyyesi’nin, o asânın baktığı istikaamet husûsunda kıymetli nazarlarını beklemek, hepimizin hakkıdır.

Bahsi geçen âbide kaaidesinin arka yüzünde, Yahyâ Kemâl’in “Süleymâniye’de Bayrâm Sabâhı”isimli âbide şiirinin son bölümü yazılıdır. O mısrâlarda sıralanan diyâr ve adalar da, hep Akdeniz tasvîri yapılarak sıralanmıştır:

“Deniz ufkunda bu top sesleri nerden geliyor?

Barbaros, belki, donanmayla seferden geliyor!..

Adalar`dan mı? Tunus`dan m, Cezâyir`den mi?

Hürr ufuklarda donanmış iki yüz pâre gemi

Yeni doğmuş Ay’a baktıkları yerden geliyor;

O mübârek gemiler hangi seherden geliyor?”

Medeniyet Tasavvuru

Neşet TOKU
Hukuk Üzerine
Saadettin Yağmur GÖMEÇ
Eski Türk Dininin Temel Özellikleri
Zeki Salih ZENGİN
İslam, Ahlâk ve Etik

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

27912068