Güncel Yazılar

Nilgün DAĞ

Bu yazı,

 ilişkisinde güçlü bir bağ ve prosedür 

inşa edemediğini düşünen çiftlere 

takdimimdir...

Her ilişki ayrı bir yolculuktur. Ve her ilişkinin prosedürü başkadır. İnsanın devletle kurduğu ilişkinin prosedürü, hukukî mevzuattır. Dostluk ilişkisinin prosedürü ise dostluk hukuku, kardeşlik ahlâkı, arkadaşlık âdabı denen şeydir. Evlilik ilişkisinin prosedürü ise, hem sosyal hem de yasal statüdür. Romantik ilişkilerinse, paketlenmiş bir prosedürü yoktur! Çünkü her romantik ve tutkulu ilişki tabiatı, dokusu, örgüsü, yönü, anlamı bakımından birbirinden farklı ve özgündür. Ve siyah-beyaz terimlerle konuşularak bir forma indirgenemeyecek kadar da özel ve benzersizdir. 

Her ilişki, bağ kurma ihtiyacının bir tezahürüdür. Ve bağ, ilişkilerdeki temas noktasıdır. Bazı çiftlerin ilişkilerindeki temas noktaları o kadar derin, yoğun ve katmanlıdır ki prosedüre gelmez. Ve ilişkilerinin konfigürasyonu o kadar canlı, kapsamlı ve üretkendir ki aralarındaki bağ bugüne kadar ilişkiler adına icat edilmiş hiçbir müessesece koruma altına alınamaz. Ve ne yazık ki bu bağın ilişki repertuarında tanımlanmış bir yeri yoktur. O nedenle zor bir hikâyedir onlarınki... 

Ve bu hikâye için çok özel kelimelere ihtiyaç vardır. Hikâyelerinin arkına kıvrım koyan duygu devreleri o kadar saçaklıdır ki, onları bir grup temel duyguya indirgemek ilişkilerinin mahsusluğuna haksızlık olur. Ki, aralarındaki öylesine büyük bir ilâhî mevhibedir ki onu müstekâr bir kurguya koymak zaten madden mümkün değildir... 

Bakış Aşısı-1 

Dedikodu:Dedikodu, doğrudan olmayan bir arkadan vuruşu imlediği için ahlâkî kabul edilmez. Ama Hariri, onun medeniyetin yaratımındaki büyük bir etken olduğunu söyler. Kategorik ve indirgeyici yanı ve gıybet ve söylenti üretmeye meyyal yönü onu negatif bir bağlama hapsederken hakikati üç boyutlu olarak kavrama olanaklarından biri olarak yapılması onu pozitif bir mertebeye taşır. Bir sosyalleşme, gruplaşma ve örgütlenme aracı olarak kullanılması ise, onu arafa koyar. Dolayısıyla dedikodu, maksudunun resmini taşıyan bir imzadır!...

Sessizlik: Sessizlik, bir girdaptır. Pek çok şey ifade edebilir. Yanlış giden bir şeyler olduğuna dair bir gösterge olabilir mesela. Ya da daha derin sorulara işaret edebilir. Veyahut da aklın ve kalbin içinde neler olup bittiğini anlayıncaya kadar lâzım gelen bir geri çekilmeyi imleyebilir. Bir düşünce kuruluşu olabilir. Duygusal mesafeyi temsil edebilir. Cehaleti yatıştıran bir müsekkin görevi görebilir. Kafa karışıklığı veya tereddüt hâli olarak okunabilir. Ruh yenilgisi ya da acziyet belirtisi sayılabilir. Duygusal istismarın bir parçası dahi olabilir. Mükemmel bir sorun çözücü olarak düşünülebilir. Dışlama, garipseme, küçümseme, cezalandırma veya incitme mânâsı taşıyabilir. Daha güvenli ve güvenilir kalmada kasıtlı bir tercih olabilir...Ama neyi imlerse imlesin her sessizliğin ardında mutlaka bir mânâ ve muhteva vardır... 

Medeniyet Tasavvuru

Zeki Salih ZENGİN
İslam, Ahlâk ve Etik
Serdar UĞURLU
Eski Türklerin Dini

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

25868957