29 Kasım 2021

Nilgün DAĞ

-Ç-

Çocukluk

Hayat boyu daha mucizevi bir şey yaşamayacağımız tek dönem, çocukluk yıllarımızdır. Güzelliğe çirkinliğin karışmadığı en bakir yıllardır çünkü. Görünen dış dünyamızla görünmeyen iç dünyamızın imtizaç içinde olduğu bir periyottur. Gençlik, bilmediğimiz şeyleri konuştuğumuz; yetişkinlik ise, bildiklerimizi sustuğumuz bir dönemdir. Ve yaşlılık, artık hafızamızın yama tutmaz olduğu son virajdır... 

Çocukluk, bizi bu gençlik, yetişkinlik ve yaşlılık dönemlerine taşıyan bir troykadır. Hayatlarımızın gidiş çizgisini tayin eden ana payandadır. Sadece ilmek ilmek ördüğümüz hayatlarımızın başlıca kesiti değil, aynı zamanda değişik toplamlardan gelen insanlar oluşumuzun da ana durağıdır. Çocukluk, bir yandan yaşam serüvenimizi oluşturan, bir yandan da birbirimizle olan farkımızı ortaya çıkaran en mühim âmildir...

Çocukluk, sayılamaz bir kalabalıktır! Yaşatmanız dileğiyle...

-D-

Dans 

Dans, estetiği mükemmelleştirilmiş bedensel ve fiziksel ritimden ibaret sanatsal bir hadise değildir. Dans, sosyal bir ritüel ve kültürel bir uygulamadır. Tango 18. yy’da, Buenos Aires’te, efervesan bir sosyo-kültürel ortamda doğmuş, hızlı ve şehvetli bir Arjantin dansıdır. Hip hop ise, New York sokaklarında ortaya çıkmış Amerikan kültürüne has bir danstır. Afrika’dan ithal edilen caz da yine bir Amerikan sanat formudur. Bir parti dansı olan vals ise, Viyana banliyölerinde doğmuş Alman menşeli bir halk dansıdır. Ve salsa, Küba kökenli senkretik bir dans formudur... 

Dans, bir toplumun değerlerini ve kültürel kodlarını yansıtan bir aynadır. Aynı zamanda bir toplumun veya kültürün cinsiyetini tanımlayan, ilişki ve iletişim biçimini somutlaştıran, kimliğini ve şuurunu [bireysel veya kolekif] açık eden bir belirteçtir. Temasa ve dokunmaya yer vermeyen Gürcü dansı, kadınların kısa adımlarla ve incelikle hareket ettiği, erkeklerin ise hızlı ve yüksek sıçramalarla savaşma heveslerini gösterdikleri bir halk dansıdır. Birlikte, el ele ve olağanüstü bir hız, çeviklik, tempo ve ritimle, kemençe eşliğinde oynanan horon, Karadeniz’e özgü bir Türk grup dansıdır. Yine kardeşliği, birlik ve beraberliği temsil eden halay, toplu bir Türk halk dansıdır. Mertliğin ve cesaretin sembolü olan zeybek ise, tikel formdaki bir Türk dansıdır... 

-E-

Efsun 

Bir gün bir şey olur ve her şeyin bir kere gerçekleştiğinin farkına varır, insan! İçini kaplayan o mesut efsun uçup gider. Hedefsiz, saf, katışıksız bir özlemek hakkı son bulur. Duygular birbirinin ebeliğini yapamaz olur. Gönül enfekte olur. Kalp sıtmalanır.Ve aşk, ölür!...

O zaman anlar, insan; 

Ölmüş efsunuyla sağ kalabilmiş bir aşk yoktur!...

Aşk efsunlu, büyük bir yaratımdır. Ve sıradan’ın harcı değildir. O; bir aşırılığın, bir sıradışılığın adıdır... Kabiliyet isteyen, ihlâs gerektiren bir özgünlüktür. Tanıma sığmayan, kalıbı olmayan, ertelemeye gelmeyen; tedbiri bilmeyen, temkini anlamayan aşkın bir hâldir. Büyülü bir beşiktir! Mucizevi bir istisnadır! Latif bir kudrettir!... 

O’nu yaratmak ve müstakil kılmak zor bir iştir. Çünkü sevmek, yüksek bir değerdir!... 

Bu kategorideki Makalelerden