Güncel Yazılar

Ömer AĞAÇLI

Herşey insandan zuhur etmektedir. Bağnazlık kavramı ile ifade edilen zihin hali de insandan zuhur etmektedir. Bağnazlık( taassubiyet) insanın zihninin bir halidir hem de en sorunlu halidir. Bağnazlığın ortaya çıkıç nedeni, insanın kendi durumunu tam idrak edememesidir.

İnsan, bildklerinden ibarettir. İnsan bilgilerini hangi kaynaktan öğrendi ise zihin ortamı o bilgiler çerçevesinde oluşur. İnsanların dünyasında çokluk vardır ve hiç kimse mutlak bilgiyle bilemez. Bağnazlık insanın bildiklerinin  mutlak doğru olduğunu kabul etmesinden oluşan bir marazi haldir.

Bağnazlık bir fikre, düşünceye inanca körü körüne bağlanmak  ve başkalarına hak tanımamaktır. Kur’an hayat kitabıdır. O, hayatın kanunlarını açıklar ve insanlara doğru düşünme ve doğru yaşamanın yolunu gösterir. Kur’an şu ayetlerle insanın bağnazlık çukuruna düşmemesi için dikkatleri çeker.

“Bir bilenin üstünde daima bir başka bilen vardır.” “ Bilmediğiniz şeylerin peşine düşmeyin.”

Kur’an’ın bu ayetleri insanı bağnazlığa karşı uyaran ayetlerdir. İnsan mutlak bilgi sahibi olamaz. Her insan bulunduğu idrak düzeyine göre göreceli bilir. Bu nedenle Kur’a din ve ilimde otoriteyi reddeder. Bağnazlık insanın kendi halini bilememesi sonucu ortaya çıkar.

Bu makale kapsamında insanın zihin hallerini irdelemek ve bilgilerini nasıl elde ettiği üzerine dir. İnsan zihninin, bir şeyi algılarken zihin fonksiyonlarını nasıl devreye soktuğunu, hangi mekanizmaları nasıl kullandığını, kullandığı mekanizmalarla nasıl hükümler verdiğini, verdiği bu hükümlerin mahiyetini, gerçek durumla olan ilişkisini ortaya koymaya çalışacağım.

İnsan, varoluşu gereği daima bir bilgi iledir. Bir bilgiye göre yaşamak durumundadır. Bilgi ise insanın zihin ortamında ortaya çıkar. Zihin fonksiyonları, insanın doğal yapısında varolan maddi, manevi tüm donanımlarını kapsamaktadır. Zihin fonksiyonları sadece akıldan ibaret değildir. Genellikle insan zihin fonksiyonlarını salt akıldan ibaret olduğunu kabul eder. Zihin fonksiyonları kapsamında akıl sadece bir kuvvettir. Akıl soyut, manevi, ryhani bir kuvvettir. Akıl, ruhun bilme yetisidir. Allah’ın insan üzerinde yarattığı diğer zihin kuvvetleri de vardır. Bunlar akla göre daha alt düzeydeki kuvvetlerdir. Bu kuvvetlerin isimleri de vardır. Vehim, hayal, fikir kuvvetleridir. İnsan bir şeyi algılarken bu kuvvetler hep devrede olur. Algılama bu kuvvetlerin zihin ortamındaki durumuna göre göre ortaya çıkar. Vehim kuvveti insanda “ evham” denilen duyguyu üretir. Diğer kuvvetler de böyledir. Hepsinin ürettiği algılar mevcuttur. Akıl bu kuvvetlerden daha üstün bir konumdadır. Aklın marifeti, ilim ve irfandır. Akıl her iki varlık alanını bilebilecek üst bir kuvvetir.

İnsan varoluş düzleminde belli bir yeri ve duruşu, durumu vardır. İnsanı bir duruma getiren bu kuvvetlerin baskınlık halleridir. Yani bu kuvvetlerin durumu ne ise insanın duruşu ve hali bune göre ortaya çıkar. İnsanın varoluştaki halleri sürekli değişkenlik göstermektedir. Sonuçta insanın maddi, manevi donanımlarının hali, onun zihin fonksiyonlarının halini belirler. İnsan bir şeyi varoluştaki mertebesine göre idrak eder. Ancak bu durumdaki bilginin gerçekle ilgisi önemlidir. Gerçek bilgi, akıl kuvveti kapsamına alınarak bilinen bilgidir. Akıl mutlak gerçekliği bilme gücü vardır. Yaratılmış olan her şey akıl kapsamına alınabilir. Tüm sorun akıl kuvvetinin durumuna göre ortaya çıkar. İnsanların akıllarının farklı olması demek, aklın işleyiş mekanizmasından kaynaklanır. Akıl, diğer zihin kuvvetlerinin etkisi altında ise sorunu bu durum çıkarmaktadır.

Akıl kuvveti dışınaki diğer üç zihin kuvveti kimde ne oranda etkili oluyorsa o insanın akıl düzeyi o oranda bunlara göre oluşmaktadır. Bu üç kuvvet aklın işleyişini engelleyen perdeler gibi oluyor. Aklın önündeki bu perdelerle insan bir şeyi bilmeye kalktığında elde ettiği bilgiler gerçek değil, gerçek zannedilen zanlardan ibarettir. İşin en tajik yönü de insanların vehim, hayal ve fikir kuvvelerinin ürünü olan bilgilere dayanarak verdiği hükümlerin aklın hükmü zannetmeleridir, bu aldanışlarının farkında olmamalarıdır. Yani bu hükümler ilim değil bozuk akli mukayeselerden ibarettir. Bütün bu hallerin farkında olmamak ve bunları ısrar ve inatla savunmak, bağlanmak ise bağnazlığın nedenidir.İnsanın kendi algı sorunlarından kaynaklanan bağnazlık illetinin durumu budur. Fakat iş bununla da kalmamaktadır. İnsan bütün bilgilerini kendi kişisel tecrübelerle doğruda elde edemez, buna muktedir değildir. Bilgini kaynağı bir yandan kendisi olurken diğer yandan da kendinin dışında olanlardır. Bu da kültürdür. İnsan kültür yaratan bir varlıktır. Kültür insanın doğuştan getirdiği töz değildir. İnsandan bağımsız olarak da dış dünyada mevcut değildir. İnsan doğumundan itibaren bu dünyada tecessüm ettiği her bir zaman diliminde kendi kültürünü öğrenir ve sıkı bir mütekabilyet ilişkisi ile bu olguya tabi olur. Kültür sosyalleşme neticesinde öğrenilir ve dışarıdan insana verilir. Bu bağlamda insan kültür ile kültür de insan ile kendini daim kılar. Şu kadar var ki insan kültürün ürünüdür. Buna göre insanı bağnazlaştıran bir anlamda kültür olmaktadır.

İnsan böylece iki yönden etki altındadır. İnsanın bunları farkına vararak , kendini bağnazlık mahzeninden kurtarması çok zordur. İnsanın içinde bulunduğu halin farkına varabilisin ki bunlarla mücadele edebilsin. Evet bu hal bir mücadeledir, hakk’’a hakikate doğru bir mücadeledir. Çoğu insan bu mücadeleyi göze alamaz. Mevcut hale teslim olur. Çünkü içinde bulunduğu hal, rahatlıktır.

Bağnazlık beşeri hayatın hemen hemen her alanında bol bol bulunmaktadır. Zannedilyor ki bağnazlık sadece din alanındadır. Bağnazlığın sadece din alanında kullanımı yanlıştır. Bilim, felsefe, sanat alanında da bu bağnazlar bol bol vardır.

Medeniyet Tasavvuru

Neşet TOKU
Hukuk Üzerine
Saadettin Yağmur GÖMEÇ
Eski Türk Dininin Temel Özellikleri
Zeki Salih ZENGİN
İslam, Ahlâk ve Etik

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

27664375