Güncel Yazılar

Ülkece yaklaşık olarak üç aydır, tüm dünyayı düşündüğümüzde ise daha uzun zamandır tahmin bile edemediğimiz, çok farklı bir atmosfer tattığımız aşikâr. Hayatımızda çeşitli kısıtlamalar yapmanın neredeyse bir zorunluluk hâlini alacağını, sanki özgürlüğümüzün elimizden alınmışçasına bazı sınırlandırmalarla karşılaşacağımızı, beklenmedik bir şekilde belki de en yakınlarımızdan birilerini kaybedip sessiz sedasız onları bu dünyadan uğurlamak zorunda kalacağımızı nereden bilebilirdik? Peki ya dışarıda rahatça hiçbir endişe taşımadan dolaştığımız ve sevdiklerimizle yan yana olduğumuz günlerin özlemini çokça hissedeceğimizi, birkaç hafta veya ay sonrasına çok güzel hayaller kurup belki de hazırlıklar yapıp bu hayallerimizin altüst olacağını, bu hayallerimizi ne zaman gerçekleştirme imkânı bulacağımız konusunda bir belirsizlik yaşayacağımızı, tabiri caizse elimiz kolumuz bağlanmış bir şekilde çaresizlikle karışık birçok duygu içerisinde hayata olan motivasyonumuzun sarsılacağını? Bütün bunları nereden bilebilirdik?

Ne üzücü bir durumdur ki koronavirüs salgınından küçük büyük demeden, hepimiz bir şekilde payımıza düşeni aldık ve almaya da devam ediyoruz. Bazılarımız endişe, korku ve maddi-manevi kaygılarla, bazılarımız büyük üzüntülerle, bazılarımız ise geleceğe yönelik olarak sanki sisli bir havada yürüyüp önünü ve nereye gittiğini tam olarak göremeyen bir vaziyetteki belirsizlik ve öngörülemezlikle, bu süreci bizzat yaşadı. Temelde insanların rahat hareket edemiyor, dışarıya özgürce çıkamıyor ve süregelen rutinlerini devam ettiremiyor oluşu psikolojik olarak bir baskıya sebep olduğu için, ruhsal anlamdaki kötüye giden dalgalanmaların bu süreçte çokça arttığını söylemek mümkün. Bunun üzerine farklı şeyler de eklenince, zaman zaman olayların içinden çıkılmaz bir hâl aldığını, hepimiz deneyimlemiş vaziyetteyiz. Elbette bütün bireyler aynı oranda, aynı duygu ve düşüncelerle bu süreci yaşamıyor. Kimilerinin diğerlerine göre daha farklı, daha çok etkilendiği boyutlar söz konusu: böylesine bir süreçte sınav hazırlığıyla uğraşan öğrencilerin yaşadıkları gibi. Aslına baktığımızda, zaten herhangi bir sınav için hazırlık süreci içerisinde olmak, başlı başına bir olay ve stres sebebi. Bunun üzerine bir de aşısı olmayan, nasıl bulaştığını hiç fark edemediğimiz koronavirüs de eklenince, gerçekten bu hazırlık sürecinin tuzu biberi oldu desek yanlış bir şey söylemiş olmayız.

Özellikle LGS’ye ve YKS’ye hazırlanan öğrencilerimiz, hayatlarında çok az merkezi sınav tecrübesi olan kitle içerisinde yer almakta. Hele ki LGS’ye hazırlanan öğrencilerimizde bu tecrübe neredeyse hiç yok. Hâl böyle olunca, dışsal faktörler sebebiyle bu hazırlık sürecinin daha yorucu, kaygılı ve stresli bir şekilde geçmesi kaçınılmaz. Kimi öğrencilerimiz krizi fırsata çevirmeye çalışarak kendi çalışmalarına biraz daha yoğunluk vermeye gayret etse de öğrencilerimizin büyük bir çoğunluğu, bunalmışlık yaşayarak, yeterince konsantre olmakta zorlanarak bu süreci geçirdi; alışık oldukları belirli bir sistem varken bu sistemin işlemez olduğunu görmek, okula gidememek, arkadaşlarıyla vakit geçirememek bunda büyük bir role sahip. Öğrencilerimizin öğretmenleriyle kurduğu güzel iletişimler, kendilerini okula ait hissetmeleri, öğretmenlerinin her zaman kendilerine destek sunan ve arka çıkan kişiler olduğunu birebir etkileşimlerle yaşamaları, arkadaşlarıyla olan samimiyetleri ve paylaşımları gerçekten de sınav sürecinde öğrencilerimize olumlu katkı sunan unsurlar arasında yer alıyor. Ancak bunlardan mahrum kalınması da öğrencilerin bir o kadar olumsuz olarak etkilenmesine ve bazıları için bir şok etkisi yaşanmasına sebebiyet veriyor. Uzaktan eğitimle bahsettiğim bu eksiklikler giderilmeye çalışılsa da doğrudan ve yüz yüze iletişimdeki gibi bazı koşulların uzaktan eğitimde sağlanamaması, bu eğitimin kimi noktalarda yeterli olmayışı sonucunda, öğrencilerin moral ve motivasyon seviyesinde istenilen düzeylere pek ulaşılamadığı bir gerçek. Koronavirüs tedbirleri kapsamında özellikle YKS’nin ertelenmesi ve sonrasında normalleşme adımlarıyla birlikte sınavın tekrar öne alınması, öğrencilerimizdeki kaygıyı arttıran, motivasyonu düşüren diğer büyük faktörlerden biri. Bütün bunları düşündüğümüzde, normalde orta düzeyde kaygı ve stres yaşanarak geçirilen bu sınav hazırlık süreçleri, olağanüstü durumların cereyan etmesinden ötürü normalin de üzerinde bir strese ve kaygıya neden olmuş durumda. Yine de bütün bunlara rağmen öğrencilerimizin büyük bir özveriyle ellerinden geleni yapmaya çalıştıklarını, çok bunalsalar da çok zorlansalar da çok ümitsizliğe kapılsalar da potansiyellerini kullanmak için dirayetle hareket ettiklerini görmek, gerçekten takdir edilmesi gereken bir durum.

İyisiyle, kötüsüyle, beklenmedik ve ani gelişmelerle yaşanılan bu süreç içerisinde, YKS ve LGS için az bir zaman diliminin kaldığını görmekteyiz. Öğrencilerimizin kalan bu kısa zaman dilimi içerisinde ve sınava yönelik olarak dikkate alabilecekleri önerileri şöyle sıralayabiliriz:

  • Evet, çok sıkıntılı süreçlerden geçtiniz, ne okula gitmekten bir şey anladınız ne sınav çalışmaktan bir şey anladınız. Emin olun bunları ve daha fazlasını sadece siz yaşamadınız; sizinle birlikte bu süreçte olan herkes benzer şeyler yaşadı. Hiçbir öğrenci çok güzel anılar biriktirerek, çok mutlu olarak bu süreci geçirmedi. O yüzden lütfen içinde bulunduğunuz durumun ve yaşadıklarınızın sadece sizin başınızdan geçmediğinin farkında olun.
  • Arkadaşlarınızla konuşurken yaptığınız netlerle ilgili paylaşımlarda bulunmayın ve kendinizi arkadaşlarınızla kıyaslamayın. Siz sadece sınav gününe kadar elinizden geleni yapmaya çalışın ve bunun rahatlığını hissedin.
  • Kalan bu zaman dilimi içerisinde günlük rutinlerinizde değişiklik yapmamaya özen gösterin. Günlük rutinlerdeki değişiklikler, vücudun ve kimi zaman beynin alışmak için enerji harcayabileceği durumlar olduğu için, enerjinizi böyle şeylerde kullanmak yerine sınava yoğunlaşmakta kullanın.
  • Denemeye çözmeye ağırlık verin ve yanlış yaptığınız soruları inceleyerek eksik olduğunuz konularda hızlı tekrarlarla hatalarınızı analiz edin. Gerekirse yapmış olduğunuz hatalarla ilgili küçük notlar alın.
  • Çıkmış yılların sınav sorularını inceleyin, çözün. Hangi derste hangi konudan çok soru geldiyse bu konulardan sınavda soru kaçırmamaya dikkat edin. Kalan bu zaman diliminde çok soru gelen konulardaki çalışmalarınıza ve tekrarlarınıza hız vererek ilerleyin.
  • Maske takarak soru çözmeyi deneyin ve buna şimdiden alışmaya çalışın.
  • Net odaklı plânlar yapmayın. Sınavdaki soruların zorluğu ya da kolaylığı sizin ulaşabileceğiniz net sayısını değiştireceği için siz sadece olabildiğince çok soru yapabilmeye gayret edeceğinizi düşünerek elinizden geleni yapın ve sınava da bu şekilde girin. 
  • Beslenmenize, sağlığınızı korumaya dikkat edin.
  • Erken kalkmaya alışmaya çalışın. Sınav sabah saatlerinde başlayacağı için şimdiden sınav gününe hazırlık olması açısından uykunuzu belirli bir düzene koymanız mental olarak sınav günü size çok iyi gelecektir.
  • Sınav anında sadece elinizden geleni yapma gayreti içerisinde olun. Yapamadığınız sorular üzerinde çok vakit kaybetmeyin ve yapamadıklarınızı boş bırakın.

Öğrencilerimizle birlikte aileler de bu süreci yaşadıkları için, onların da birer ebeveyn olarak çocuklarına destek olmak amacıyla yapabilecekleri konusunda şunları söyleyebiliriz:

  • Çocuklarınızı başka çocuklarla kıyaslamayın. Şu an çocuklarınızın en fazla rahatlamaya, sınava kadar sakin kalmaya ihtiyaçları var. Başka çocuklarla kıyaslamanız çocuğunuzun stresini ve kaygısını arttıracağı için bu durum olumsuz anlamda çocuğunuza yansıyacaktır.
  • Çocuğunuzla olan iletişiminize dikkat edin. Onun yanında olduğunuzu hissettirecek, onu desteklediğinizi açıkça gösterecek konuşma ve davranış biçimlerini tercih edin.
  • Çocuğunuzun beslenmesi ve uyku düzeni konusunda ona destek olun.
  • Çocuğunuzun yüksek netler ya da yüksek puanlar alması yönünde değil, elinden gelen gayreti göstermesi yönünde teşviklerde bulunun. Her defasında çocuktan beklentinizi yüksek puan alması, yüksek netler yapması şeklinde belirtmeniz çocuğunuzun kaygısını artıracaktır.
  • Çocuğunuza karşı güler yüzlü olun ve sınav günü bunu çokça yansıtın.
  • Sınavdan sonra gereksiz ve fazla bir şekilde sınavla ilgili yorumlamalarda bulunmayın, çocuğunuza sorular sormayın.
  • Her zaman ve her konuda çocuğunuzun yanında ve onun destekçisi olduğunuzu hissettirin.

Ümit ediyorum ki bütün öğrencilerimiz güzel bir sınav geçirerek sonrasında ise istedikleri sonuçlara ulaşırlar. Son olarak şunu eklemek istiyorum: 

“Kıymetli öğrencilerimiz, hayatımızdaki her şey sınav değil, bizim her şeyimiz sınavlardan ibaret değil. O yüzden siz sadece elinizden gelen gayreti göstermeye odaklanın. İyi sonuçlar alsanız da istemediğiniz sonuçlar alsanız da sizlerin her şeyden daha kıymetli ve daha değerli olduğunuzu asla ve asla unutmayın!”

Bu yazıyı yayına hazırlamam konusunda beni teşvik eden “Kırmızılar” ailesine ve özellikle kıymetli büyüğüm Mustafa Tezel’e çok teşekkür ediyorum. Okuyanlara, öğrencilerimize ve ailelerine faydalı olması temennisiyle…

[i]Eğitimci, Psikolojik Danışman

Medeniyet Tasavvuru

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

32927355