3 Temmuz 2022

2010 yılında gazeteler bir başlık attı:

"88 yıl sonra Sümela'da âyin!"

Âyini Fener Rum Patriği yönetti.

Müthiş bir heyecanla konuştu.

Büyük bir zafer kazanmıştı.

Diyeceksiniz ki herhangi bir dinin mabedinde ibadet edilmesinden daha tabii ne olabilir ki, bunu tenkıde kalkışıyorsun?

Çok haklısınız!

Bütün kiliseler, bütün havralar, budist mabedleri açık olsun ve istedikleri şekilde ibadet etsinler..

Putperest âyinleri dâhil.. hepsi, hepsi yapılabilir.

İtiraz edene karşı durmakta hepinizden öne geçemesem de sizinle olurum.

Yalnız..

Evet yalnız, Sümela'da ayin başkadır ve yalnız ayin değildir.

Şuradan başlayayım:

Türkiye içinde hıristiyanlığın en kutsal mekanları var.

Sümela önemli bir manastırdır ama en önemli ve en kutsal kabul edilen bir mekan değildir.

Sümela'da yapılan ayinin bir gerekçesi var.

O gerekçeye bakarsanız kafanızda sorular belirmeye başlar.

Bugün Hazret-i Meryem'in göğe yükseliş günüymüş.

Çok güzel!

Düşünün, Hazret-i Meryem'in makamı Efes'te.

Bu âyin niçin orada veya oraya yakın onlarca manastırda-kilisede yapılmıyor?

Düşünün!

Bu Sümela âyini için yıllar yılı uğraşıldı.

Ancak 2010'da uygun zemin bulundu.

Fetö ortaklığındaki hükumetimizin onlara getirdiği bir dizi doğru-yanlış imkân içinde bu bir tesbih imamesiydi.

Şu anda vakıf mallarını iade ediyoruz diyerek hıristiyan kiliselerine aktardığımız malların listesini 6 yıl önce Bülent Arınç açıkladı.

O açıklamayı Youtube'tan bulur ve dinlerseniz bu dediklerimin anlamı daha da öne çıkar.

Vakıflar İdaresinin 100 yıldır bunlar vakıf değil veya yürütücüleri kalmadı veya harp sonundaki çeşitli hareketler neticesinde durumu değişti diyerek evkaf mazbut havuzuna aldığı varlıklar, kolayca onlara geçti.

Doğrusuna sözüm yok ama bu iade edilenlerin çoğunun doğru olmadığını vakıfçılık yıllarımdan belgeleriyle biliyorum.

Bu Sümela Âyini onlarla ilgili bir sürecin zirvesi.

Evet niçin bu ayin Sümela'da?

Hazret-i Meryem'in makamı Efes'te.

Din turizminin zirve mekanlarından biri.

Akın akın geliyorlar.

Göğe yükseldiği gün kabul edilen 15 Ağustos'ta oraya değil, Sümela'ya gidiliyor.

Ayin orada yapılıyor.

Neden?

Komplo teorileri benim için eğlencelidir.

Değeri de o kadardır.

Ancak, bu söyleyeceğimi onlarla karıştırmanızdan üzüntü duyarım.

Bir önemli gerçeği hatırlatmalıyım: Batı sembollerine bağlıdır.

Bizim yöneticiler de bu tarih vesair sembolleri çok kullanmaya başladılar.

O şuurda değil tabii.

Şuur kolay iş değil, ideolojiler çok zaman şuur getirmiyor.

Şimdi sıkı durun!

Fatih Sultan Mehmed Han Trabzon'u 15 Ağustos 1461 yılında kuşattı.

İstanbul'dan sonra Pontus'u bugün devirdi.

İstanbul Fethi kutlu bir işti.

Trabzon'un Fethi de.

Fatih İstanbul Fethi'ni pekiştirmek için Trabzon'u almaya mecburdu.

Bunu biliyordu ve söylemişti.

Çünkü büyük stratejistti, büyük kumandandı, büyük devlet adamıydı.

İşte bugün o fethin yıldönümünde Sümela'da ayin yapılıyor.

Buna tesadüf diyebilir misiniz?

Peki, bizimkilerde tarih şuuru, millet şuuru var mı?

Şunu da söylemezsem içim rahat etmeyecek.

2010'a kadar herhangi bir hükumetimiz bu işi yapsaydı, biz bunu seçim meydanlarında, televizyonlarda kaç kere ve nasıl duyardık, onu da düşünmek gerek.

Böyle bir zor anlaşılır oyun içindeyiz.

Dış güç arayacaksak burada arayacağız.

Diğer dış güç lafları komiktir, aldatmacadır, bu oyunun yanlış yerde kötü ve tersten bir itirafıdır

Oyunu oynayan iyi oynuyor da biz fena uyuyoruz.

Çünkü şuur gerek.. hipnozdan uyanış ve "açık bilinç" gerek.

Bugün Sümela'da ayin yapılacak.

Sümela ve 15 Ağustos bir sembol.

Kimin sembolüyse o sevinsin!

Yazar Hakkında:

A. Yağmur TUNALI

A. Yağmur TUNALI

Yağmur Tunalı,1955 yılında, Kayseri Yahyalı’da doğdu. Orta öğrenimini, Niğde, Kayseri ve Samsun’da; Erzurum Atatürk Üniversitesi’nde başladığı yüksek öğrenimini, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Fransız Filolojisi’nde tamamladı.

Yazı ve sanat hayatına şiirle başladı. Şiirin yanında,deneme, tenkid,tanıtma ve mensur şiirler yayınladı.Yazdıkları, Türk Edebiyatı, Hisar, Töre, Divan, Türk Dili, Doğuş, Milli Kültür, Milli Eğitim ve Kültür, Ülkü Pınarı, Erguvan,Sözcü, Hamle ve benzeri pek çok dergi ile Tercüman başta olmak üzere çeşitli gazetelerde yayınlandı. Bu yazıları, ciltler dolduracak hacimdedir.

1985’e kadar pek çok derginin kurucuları ve yayınlayıcıları arasında yer aldı.

Başbakanlık bağlı kuruluşlarında basın müşaviri ve yayıncı olarak çalıştı. Kültür Bakanlığı Danışma Kurulları’nda görev aldı.

12 Eylül öncesinde,bir grup arkadaşıyla profesyonel anlayışta bir tiyatroyu kurup üç yıl yönettiler.

Yağmur Tunalı,1986 yılında TRT’ye intisab etmesinden itibaren, daha çok radyo ve televizyon için yazdı. Metin Yazarı, Senarist, Sunucu, Yapımcı ve Yönetmen olarak 3000’den fazla programa imza attı.
 
Çok sayıda makalesi ve yayımlanmış kitapları vardır.