Güncel Yazılar

“Kut”kelimesi, en eski Türkçe metinlerde sıkça geçen bir sözdür ve Türk’ün ömrüne sıfat olmuştur. Saâdet, mutluluk mânâsına gelen kut, Gök Tanrı inancında da mühim bir yere sâhiptir. Türkler, İslâmiyetten önceki akîdelerinde, Gök Tanrı’nın insanlara kut ve ülüg verdiğine inanırlardı. Ülüg de, tâlih, şans gibi karşılıkları olan bir eski tâbir. Yine atalarımız, Gök Tanrı’nın, verdiği kut ve ülügü, hak etmeyenleren geri aldığına da îmân ederlerdi. Kutlu olmak, Tanrı’ya yaraşır işler yapmak, onun rızâsını alacak amellerde bulunmak demekti. Daha da ötesi, kutlu olmak, Yağız Yer’de Tanrı’nın izni ile dolaşmak ve onun ruhsatı ile ömür sürmek mânâsına geliyordu. Türk hân, kağan ve beyleri, bu yüzden çoğu kere “Tanrıkut”sıfat ve unvânını taşırlar, yazılı ve sözlü hitaplarda bu sıfatla anılırlardı. Tanrıkut, Batı dillerindeki “Majeste”sözünün Türkçedeki karşılığı idi. 

Güzel dilimizde hâlâ yaşayan ve canlılığını muhâfaza eden “kut”, insanımız kadar vatanımıza da sirâyet etmiştir. Türk vatanı, kutlu bir coğrafyadır. O coğrafyanın nehirleri, gölleri, denizleri, dağları, çayırları, bağları, ağaçları, yemişleri de kutludur. İstisnâsız, Türk vatanı olmuş bütün beldeler bu kutlu olma fiilinden hisse kapmışlardır. Fakat, bâzı Türk beldeleri, daha bir öne çıkarak, Türk târîhinin çok önemli gelişmelerine beşiklik yapmışlardır. Bu yüzden o beldelerin kutluluğu, katmerlidir, daha çoktur. 

Ötüken, kutlu Türk beldelerinin ilk sırasında yer alır. Türk’ün Ergenekon mâcerâsı, Ötüken’den çıkarılma ve Ötüken’e kavuşma başlıkları altında cereyân etmiştir. Orhun ve Selenge ırmaklarının kucakladığı Ötüken Yış, taşıdığı hürriyet ve istiklâl vasıfları ile, Türk târîhî romantizminin beşiği olmaya devâm ediyor.

Cend, Seyhun Irmağı kıyısında, mütevâzı ve kendi hâlinde bir kasaba iken, Selçuk Bey’in, peşine taktığı kalabalık Oğuz kitleleri ile buraya gelişi ve burada İslâm dînine girişi yüzünden, Türk’ün kutlu beldeleri arasına girmeyi fazlasıyla hak etmiştir. Selçuk Bey’in adını alacak düzine mikdârı Türk devleti, varlıklarını, Selçuk Bey’le birlikte Cend’e borçludurlar. Selçuklu ihtişâmı Cend’e tekneye yatırılmış ve orada mayalanmıştır. Önce Dandanâkan, sonra Pasinler ve nihâyet Malazgird cenklerini kazanan Türk kılıçları, Cend’de bilenmiş, Türk okları Cend’de temrenlenmiştir. Anadolu’nun ebedî Türk vatanı bilinmesini sağlayan bütün gayret yekûnu, Cend’de hazırlanmış, Türk’ün gönlü ile aklı orada kucaklaşmıştır.

Van Gölü’ne, eski Türk metinlerinde sık sık “Tatvan Denizi”deniyor. Koca Mîmâr Sinan Usta, Sâ’î Mustafa Çelebî’ye yazdırdığı ve “Tezkiretü’l- Bünyân”  adını verdiği müstesnâ hâtırâlarında, Vezîr Lûtfî Paşa’nın emri ile Tatvan Denizi kıyısında kadırga inşâ ettiğini, bilâhare de bu kadırgalara kapdân tâyin edildiğini söylüyor. İşte bu Tatvan Denizi’nin suyunu sînesinde taşıyan Ahlat da, Türk millî coğrafyasının, Ötüken gibi, Cend gibi kutlu beldelerinden biridir. Ahlat, hem Malazgird Zaferi sırasında, hem de on üçüncü asırdaki Moğol isîlâsında, Hazar Denizi’nin doğu sâhilindeki Mâhân kasabasından Anadolu’ya gelen Kayı Boyu oba ve çadırlarının toplandığı, iki asırlık hasreti giderdiği bir kutlu beldedir. Ahlat, Ertuğrul Gâzî’nin Söğüt’te ortaya koyacağı hamarat devlet mühendisliğinin aşı mahâllidir. Söğüt’ün Erenleri, Ahlat’da istihâreye yatmış, Ertuğrul neslini Sakarya sularında yuyup yıkamıştır. Bu yüzden Ahlat, Söğüt’de açan bütün Ötüken çiçeklerinin fideliğidir.

Söğüt, elbette kutlu Türk beldelerinin olmazsa olmaz bir uzvudur. Ona bu husûsiyeti veren beldeler, sırasıyla Ötüken, Cend ve Ahlat’dır. Bursa’nın, Edirne’nin, İstanbul’un, Belgrad’ın, Bağdad’ın, Kâhire’nin, Budin’in ve daha nice şehir ve kasabanın kutlu Türk beldesi oluşu, Söğüt’de Türk’ün gönül tezgâhına yatırılmıştır. O tezgâh üstünde atılan ilmikler, Ötüken’den, Cend’den ve Ahlat’dan getirilmiş ipliklere âitti.

Kutlu Türk beldelerini ebediyen yaşatacak kutlu Türk nesline teşneyiz…

 

 

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

37247639