17 Eylül 2021

Hz Muhammed’in bir kutlu sözü çok manidardır. Bu söz aslında dinin işlevini de açıklayıcı mahiyettedir. Hz. Muhammed: “Nefsin kötü huyları öyle bir baş belasıdır ki, nefsinde kötü huy olanların başka belalara ihtiyacı kalmaz.” demiştir.

Büyük Sufi Şehabettin Sühreverdi de derki: “ İnsanlık tarihinde kalp tasviyesini ( iç dünyanın temizlenip, arınmasını) ilk defa gerçekleştiren Hz. Muhaammed olmuştur, diye söylemiştir.

Din kavramı, insanların  çoğunun anladığı gibi basit ritüeller, kılık, kıyafet, kıl bırakmak, başa çabut bağlamak değil bir hakikat, bir varlık meselesidir. Hz. Muhammed din, Allah’ın sıfatlarıyla sıfatlanmak ve bu yolla Allah’ı bilmek olarak tanımlamıştır.

Kur’an’da  Zariyat Suresiinde: “ Ben insanları beni bilsinler diye yarattım.” Denilir ki, insanın Allah’ı bilmesi ancak O’nun sıfatlarını tecrübe ederek gerçekleşmektedir.

Allah’ın sıfatlarının tecrübe edilmesi için nefsin tüm kötü sıfatlarından temizlenmek, arınmak gerekir. Bu bir zorunluluktur. Bu bağlamda insanın iç dünyası çok önemlidir. Yani iç dünyadaki kötü sıfatlardan kurtulmak gerekir. İşte her Peygamberin asıl misyonu, Allah’tan gelen “ ilahi nur” ile insanların kalp dünyalarını temizlemek, onları böylece karanlıklardan aydınlığa çıkarmaktır.

Şems 91: “ Yemin derim ki, nefsini kötülüklerden arındıran kurtuluşa ermiş ve onu kötülüklere gömen de ziyan etmiştir.”

35/18: “ Kim nefsini temizlerse,  kendi hesabına temizlemiş olur.”  Evet! Dinin en önemli yönü; Allah peygamberlerini nur ile ruh ile desteklemiş ve böylece insanları karanlıklardan aydınlığa çıkartmak istemektedir. 2/ 87: “ Biz Onu ( Hz. Muhammed’i) kutsal ruhla destekledik.” Kehf 65: “ O’na tarafımızdan ilim verdik.” Ve 33/46: “ Biz Onu tebliğci ve nur saçan kandil olarak gönderdik.” Bu bağlamda diyebiliriz ki ilahi tevfik olmadan inanlar dünyada yol bulamazlar.

Sayın Me hmet Okuyan diyorki: “ Kur’an’ın şifa olması, manevi hastalıklarla, yani inanç hastalıklarıyla ilgilidir. Kur’an, insanların iç dünyalarını onaran bir şifadır.”

Kur’an’da yapılmaması istenelere bakınız, bunların hepsi nefsin kötü huylarıdır. Kur’an sürekli nefsin kötü huylarından kurtulup, ruhun olgunluk sıfatlarına yönelmeyi önerir. Bu da ahlak değişimidir. Ahlak kavramı nefsi ruha tabi kılmaktır. Çünkü ahlak, ruhun nefse karşı direnişini sağlar. Nefsin kötü huyları insanı zifiri karanlıkta yaşatır, akıl işlemez, idrak kör durumda olur. Gerçek hayat ruhun sıfatıdır. Hayatı ruh sağlar. Nefsiyle yaşayanları din, körler olarak niteler. Allah’ı bilmek ve idrak etmek ruh yoluyla olur. Nefisin kötü sıfatlarıyla ona yaklaşmak mümkün değildir. Yani iblisin atıyla O’na gidilemez.

Ruhun ve kalbin kötülüklerden yani iblisin sıfatlarından arınması zorunludur. Kalbin(içdünyanın) Allah’a yaklaşabilmesi için kalp tasfiyesi zorunludur. İnsan dinden destek almadan bu  tasfiye işlemlerini gerçekleşriemez.

Kalp, manevi, ahlaki sıhhate kavuşunca o kimseden iyi, doğru ve güzel şeyler zuhur etmeye başlar. Böyle hallere ulaşmış kimselerin sözüne kimse itiraz edemez. Yani sağlam bir akıldan çıkanları kimse reddetmez.

Değerli İlahiyatcı Aygün Akyol’un belirttiği gibi “ İnsanın dış dünya’da bulacağı iç dünyasından başkası değildir.” Şu karar var ki insanın içi neyse dışı da o yansır.

Hz. Mevlana: “ Kalbinizdeki her şey dışarıdan size geri döner, Allah’ım hayalime dahi günah olanlar girmesin. Bana temiz bir iç dünya ver.” Demiştir.

İnsanın iç dünyasındaki kötü, manevi huylar dışarıdan kendisine bela olarak  döner. Kalpler fesat ise işler de kesat olur..

Bu yazarın diğer makaleleri

Bu kategorideki Makalelerden