Güncel Yazılar

Odgurmuş (1): Türkiye’nin gelecek potansiyeli hakkında bazı kimseler çok karamsar tablolar çiziyorlar. Onlara göre biz hiçbir şey yapamayız. Sürekli ekonomi berbat vs diyorlar. 

Ögdülmüş (2): Evet ben de bu gibi tablolarla karşılaşıyorum. Bu öyle bir durumdur ki kendinden emin olmayan insanlar geleceği hep karanlık görürler. Neden? Çünkü geçmişte kendileri ve mensup oldukları milletleri hakkındaki bilgileri zahmet edip öğrenmedikleri için ne gibi bir potansiyele sahip olduklarımızın farkına da varılamıyor. 

 Günümüz dünyasına, dünyada bulunan milletlere ve devletlere objektif gözle baktığımız takdirde,  Türkiye’nin, gelecek potansiyelinin çok yüksek olduğu ve pek çok imkân ve fırsatı içinde barındırdığı görülür 

Günlük kısır siyasi mülahazaların dışında değerlendirdiğimiz takdirde jeopolitik özelliklerimizin yanı sıra Türkiye’nin önünde çok önemli fırsatları ve imkânları vardır. 

Odgurmuş: Ne gibi. 

Ögdülmüş: Bunları şöyle sıralayabiliriz: 

Şurası unutulmamalıdır ki Batı’nın dize getiremediği tek Müslüman ülke biziz. Bu akıldan çıkartılmamalıdır. Belki de yüzlerce haçlı ordusuyla üzerimize gelen batı karşısında dize gelmeyen tek millet biziz. Özellikle Devlet-i Aliyye bir cihan devleti olarak batı karşısında tek başına mücadele etmiştir. Bunun son örneği  “Çanakkale savaşı” dır. 

Bölgede, Osmanlı gibi bir “Cihan Devleti” ni kuran tek milletiz. Bulunduğumuz coğrafyada pek çok devlet gelip geçmiştir fakat 600 sene adaletle ayakta kalabilen bir  “cihan devleti” ni kurabilen ve yaşatma becerisi gösteren biz Türkleriz. 

Bölgede en az 400 yıl barış ve huzuru tesis eden biziz. 1000 yıldan beri bulunduğumuz ve 600 yıl hüküm sürdüğümüz bu coğrafyada hâkimiyetimizin en az 400 yılında barış ve huzuru tesis eden başka bir millet bir topluluk yoktur. 

Bölgede ki,  her ülkede, Altay’lar dan Hindistan’a, Yemen’den Kırım’a, Nijer’den Bosna’ya kadar her yerde eserleri abideleri olan tek milletiz. Bulunduğumuz coğrafyada imar ve ibate etmediğimiz tek ülke,  camilerimizin, kervansaraylarımızın, kalelerimizin, türbelerimizin, mescitlerimizin,  şehitliklerimizin, çeşme ve köprülerimizin bulunmadığı bir tek şehir yoktur. Bosna’da bulunan “Mostar” köprüsü bir mühendislik harikasıdır. Hindistan’da bulunan, cami ve saraylarımızın yanı sıra “Taç mahal” gibi eşi benzeri olmayan bir abide bizim eserimizdir. 

Bölgede irtibat ve ilişki kuramayacağımız bir devlet  (Filistin, İsrail, Ermenistan, Yunanistan ve Iran dâhil) ve topluluk yoktur. Bulunduğumuz bölgede tarihte olduğu gibi, irtibatımızın, ilgimizin olmadığı, aynı masaya oturamadığımız, konuşamadığımız bir topluluk ve devlet bulunmuyor. 

Bölgede büyük devlet olma özelliği taşıyan tek milletiz. Coğrafi şartlar, konum, nüfus, ticaret hacmi, teşebbüs gücü, askeri güç vs. bakımlarından bizden başka “Büyük devlet” olma özelliği taşıyan ikinci bir devlet yoktur. 

Bir mevsimde 4 mevsim yaşayan coğrafyamız var. Coğrafyamızın bulunduğu yer itibariyle, her mevsimi hakkıyla yaşayan, her türlü gıda ihtiyacımızı karşılayabilecek, ayrıca her mevsimde diğer mevsimleri de yaşama imkânı veren bir iklim konumumuz var. 

Topraklarımız çok verimli. Yeryüzünde bulunduğumuz coğrafi konumumuz itibariyle topraklarımız son derece verimlidir, her türlü ürün almaya müsaittir. 

Ayrıca stratejik açıdan bakıldığında da coğrafi konumumuz diğer komşu ülkelere nazaran çok önemlidir. Batının doğuya açılan kapısı olduğumuz gibi, doğunun da batıya açılan kapısıyız. 

Dünya çapında hiçbir ülkede bulunmayan stratejik önemi yüksek olan madenlerimiz bulunmaktadır  “Boraks”gibi. 

Bölgede bulunan en güçlü ve en kalabalık ordu bize ait. Bölgede bizden kalabalık ordusu olan ikinci bir devlet daha yok. 

Bölgede bulunan nüfusu en çok olan ülke biziz. İnsan kalabalığı bakımından bölgede bulunan en kalabalık olan ülke Türkiye’dir.  

Bölgede bulunan her ülkedeki insanlarla uzak yakın akrabalığımız var. Bulunduğumuz coğrafyada, Avrupa içlerinden Çin Seddi’ne kadar, Sibirya’dan Afrika ortalarına kadar her yerde uzak ya da yakın herkesle akrabalıklarımız vardır. 

5000 yıllık bir üretim kültürümüz var. Tarih sahnesine çıktığımızdan itibaren oluşan bir üretim kültürümüz, bir mutfak kültürümüz var, hiçbir Avrupa ülkesinde olmayan bu kadar geniş bir mutfak kültürü zenginliğimiz hayranlık uyandırmaktadır. Dillere destandır. 

 Çok büyük ve köklü devlet tecrübemiz var. Tarihin her döneminde var olduğumuz için, çok derin ve yüzyılların tecrübesine dayanan insanları idare etme ve devlet yönetimi tecrübemiz var. 

Çok büyük ve köklü diplomasi tecrübemiz var. Yüzyıllardır idare ettiğimiz millet ve toplulukların yanı sıra dost ve komşu olarak yaşadığımız, savaşarak yaşadığımız ülkelerle münasebetlerimizde çok geniş ve köklü diplomasi tecrübelerimiz var. 

Çok büyük, çok eski ve tüm coğrafyaları kuşatan askeri tecrübemiz var. Tarih sahnesine çıktığımız günden bu yana zafer kazanan ordularımızla geniş askeri tecrübeler edindik. 

Farklı coğrafyalarda,  güçlü devletler kurduk, uzun yıllar yönettik,  geleceği planladık. Bulunduğumuz coğrafyada ve dünyanın diğer coğrafyalarında uzun ömürlü ve köklü devletler meydana getirdik, idaremiz altında bulunan toplulukları ahenk içinde yönettik, onların geleceklerini planladık. Büyük tecrübeler edindik. 

 Türkiye’de yaşayan İnsanlarımızın yanı sıra tüm coğrafyada yaşayan insanların kültüründe, dilinde ve kafasında bu coğrafya ve coğrafyaya ait şehir yer adları canlı olarak yaşıyor. Esasında bu insanların, kültüründe, dilinde, edebiyatında, sanatında, kafasında, hikâyesinde, masalında, şiirinde, atasözünde, yer adlarında, kelimelerde, deyimlerde coğrafyanın her yanı ve şehirleri canlı olarak hayatiyetini sürdürmektedir. 

Bölgede sanayi ve ticareti en gelişmiş ülke biziz. Günümüz itibariyle bölgede sanayi ve ticaret olarak en gelişmiş ülke Türkiye’dir. Sanayi ve ticaretimiz teşebbüs gücümüz her gün biraz daha gelişiyor. 

İktisadi olarak bölge ile giderek bütünleşiyoruz. Sanayi ve ticaretimizin gelişmesine paralel olarak bölge ile iktisadi ve ticari ilişkilerimiz her gün biraz daha gelişmekte bölgeyle bütünleşmemiz de giderek artmaktadır. 

Çok genç ve çalışkan nüfusumuz var. Yaşlanan Avrupa’ya karşılık tüm Avrupa ülkelerini kıskandıracak çok genç ve dinamik bir nüfus kitlemiz bulunuyor. 

Belki petrolümüz yok ama çok önemli su kaynaklarımız var. Yeteri kadar petrolü günümüzde belki çıkaramıyoruz ama ileri zamanlar için lazım olacak çok önemli su kaynaklarımız var. 

En önemli geçişler bizim ülkemizden bulunuyor, ( petrol, doğalgaz vs.) Bulunduğumuz coğrafi konum nedeniyle Asya ile Avrupa arasında meydana gelen tüm geçişlerin ülkemizden geçme mecburiyeti vardır. 

Bu kadar büyük bir coğrafyayı yüzyıllarca insanları adaletle, hoşgörü ile idare edebilme becerisi gösteren başka bir millet yoktur. Bulunduğumuz coğrafyada ve dünyanın hiçbir yerinde bu kadar türlü çeşitli milletten, ırktan, inançtan meydana gelen insanları idare edebilme becerisini gösteren bir milletiz. Hindistan’da 900 sene kalmış ve oraları adaletle idare etmiş olmamıza rağmen, Hindistan’ı işgal eden İngilizler burada 150 yıl ancak kalabilmişlerdir. 

Ticaret yolları üzerindeki bu bölgede Yaklaşık 2000 yıldan beri hüküm sürüyoruz.   (Çin, Hindistan, Afrika ve Avrupa) Bu bölgede şöyle ya da böyle 2000 yıldır bir hâkimiyetimiz var ayak izimizin, adaletimizin ulaşmadığı bir yer yok. 

Bölge de bir Türk boyu tarafından idaresi altına alınmamış hiçbir topluluk yok. Bölgeyi çok geniş bir daire içine alacak olursak, idaremiz altına girmemiş bir topluluk bulunmuyor. 

Coğrafyaya kayıtsız kalamayız. Biz kayıtsız kalsak bile, coğrafyadaki devletler bizi zorlar. Kayıtsız, ilgisiz, alakasız davranamayız, bize ümit bağlayan insanlar, topluluklar ve devletler var, onların ümidini boşa çıkaramayız. 

Siyasi sınırları aşan birlikteliğimiz ve gücümüz var. Bu gün siyasi sınırlarımız var ama bu sınırları çok aşan bir gönül birliği olan topluluklar, milletler var.  

Odgurmuş: Ben bu kadarını düşünmemiştim. Üst üste koyduğumuzda ve tek tek ele aldığımızda gerçekten çok büyük avantajlarımız olduğu görülüyor. 

Ögdülmüş: Evet öyle, çok çok büyük avantajlarımız ve gelecek potansiyelimiz var. Bunu kabul ettikten sonra;  Bu durumda Türkiye olarak ne yapmalıyız? Sorusunu da kendimize sormamız gerekiyor. 

Biz her şeyden önce kendimiz olmalı kendimiz gibi davranmalıyız. 

Üretim ve ticaret kültürümüzü yeni nesiller aktarmalıyız. 

Girişimci ve kendine güvenen yeni nesiller yetiştirmeliyiz. 

Ülke içinde ve dışında faaliyet gösteren her türlü yeni üretim ve teşebbüsleri desteklemeliyiz. 

Savunma sanayimizi geliştirmeliyiz. 

Bize has ve günümüz şartlarına uygun milli bir gıda politikası geliştirmeliyiz. 

Yine bize has milli bir ulaşım politikası geliştirmeliyiz. 

Milli geleneklerden kopmadan, akılcı ve bilimsel bir eğitim inşa etmeliyiz. 

Yeraltı servetlerimize sahip çıkmalıyız. 

Türkçe konuşan coğrafya ile ilişkilerimizi olduğundan daha çok geliştirmeliyiz. 

Küreselleşme tehdidine karşı milli yapılarımızla karşı çıkmalı, milli varlığımızı teşkil eden yapılarımızı güçlendirmeliyiz. 

Bölgemizde, bu kadar olumlu yanı ve şansı olan başka bir devlet yoktur. Bölgede bulunan tüm devletlerin “dini-dinime, dili-dilime” uygundur. Tarihte çok uzun zaman ve asırlara sığmayan birlikteliklerimiz vardır. Haritalara, sınırlara sığmayan derin düşüncelerimiz, dostluklarımız, kader birliğimiz, hikâyelerimiz, masallarımız, destanlarımız, şarkılarımız, türkülerimiz, deyişlerimiz, terimlerimiz, ortak eserlerimiz, ortak mabetlerimiz, yatırlarımız, türbelerimiz, atasözlerimiz vardır. 

Bütün bunları düşünmeli, bu durumlara göre hareket etmeli, sorumluluğumuzu idrak etmeliyiz.

… 

Hâmiş: 

“Cebimizde unuttuğumuz evimizin anahtarı yâd ellerde aramamalı”, kendi gücümüzün ve büyüklüğümüzün farkına varmalı, kendi ayak sesimizden ürkmemeli,  İlâhî tasarrufun, tarihin ve coğrafyanın bu aziz milletimize yüklediği görevi yeniden sırtlamaktan korkmamalı, kendi medeniyetimizin ihyâsı için yeni bir îman tazelemesinde bulunmalı ve yeni baştan aşk ile Besmele çekmeliyiz.                                                                                                                          

….  

Sözün özü: 

İsmail Hakkı Baltacıoğlu hasletlerimizi şöyle sıralıyor: 

-Milliyet fikri. 

-Yüksek benlik fikri 

-Orijinal oluş fikri. 

-Öz kültür fikri. 

-Kendine inanmak fikri. 

-Kendine yetme fikri. 

-Kendi Milletini başkalarından aşağı görmeme fikri. 

-Kendi Milletini başka milletlerden üstün görme fikri. 

-Tarihi varlığına inanma fikri. 

-Dününe, bu gününe, yarınına sarılma fikri. 

-Önsüzlük ve artsızlık fikri. 

-En yüksek hayır, en yüksek ahlak fikri. 

        (İsmail Hakkı Baltacıoğlu “ Türk’e Doğru “,  Sayfa:5

            … 

            Odgurmış (1): Kanaat - Akıbet- Afiyet 

Ögdülmiş (2): Akıl - Ululuk 

Kadim Kitabımız olan “Kutadgu Bilig” de geçen iki şahsiyet: 

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

38428076