Güncel Yazılar

Resim1 copy 

 

 

 

 

 

 

 

Resim1b

The Straits Times, 12 Ağustos 1889 (Geminin misyonu hakkında); Microfilm Reel NL05054

Türk eğitim firkateyni Ertuğrul, Sultan’dan Mikado San’a gönderilen kıymetli taşlarla süslü nişan kordonunun taşıyıcısı Osman Bey’in komutasında geçen ayın 13’ünde yola çıktı. 

The Straits Times, 16 Kasım 1889, sayfa 2 (Singapur’a varmadan evvel yolculuğun seyri hakkında); Microfilm Reel NL05055

TÜRK FİRKATEYNİ LİMANDA

Türk savaş gemisi Ertuğrul, dün akşam üzeri Singapur’a vardığından beri Maley gruplar kitleler hâlinde geminin demir attığı Johnton İskelesi’nin etrafında ve üzerinde akın akın kalabalıklar meydana getirerek büyük Halîfe’nin savaş gemisini seyrederek hayranlıklarını ve memnuniyetlerini dile getiriyorlar. Subaylar gemiden indiğinde yol boyunca oldukça kalabalık bir “sâdık-Müslüman” grup, kendilerine refâkat ettiler. Ertuğrul, antik stilde inşâ edilmiş ahşap bir gemi olup techizâtlandırılması diğer (bildiğimiz- normal) savaş gemileri gibidir. 

Ertuğrul, 1800 tonajlı olup 24 ft. (7.3152 metre) uzunluğundadır.

İstanbul’da inşâ edilen gemi, 24 yaşındadır, fakat motorları İngiliz yapımıdır ve pek çok kere tâmir görmüştür. Akdeniz’de dolaşacağı düşünüldüğünden, bu denizin şartlarına göre yapılmıştı.

10 teknesi olan Ertuğrul’un, her biri 20 yaşın üzerinde 590 tayfası bulunmaktadır.

Bir eğitim gemisi olan Ertuğrul, 20 subay, 15 harbiyeli, 60 kazan dairesi çalışanı ve 20 denizciden mürekkeptir. 14 Haziran’da İstanbul’dan seyr-i seferine başladı. Yeniden boyanması için bir süre tanınmış, Marmaris Limanı’nda kalan Ertuğrul 15 gün Akdeniz sularında seyretti. Birkaç gün de Port Said Limanı’nda ve Süveyş Kanalı’nda geçirildi. Kanalı geçerken şiddetli fırtına vardı ve kuvvetli akıntı böylesi büyük ve teçhizâtlı bir savaş gemisini sâhile taşıdı. Firkateyn’in dümeni kırıldı ve geminin olanca ağırlığı gövdeye düştü. Gemide on iki büyük silâh var- 4 Armstrong 250 pounders; 250 librelik 4 güçlü silâh, 15 santimetrelik 8 Krupp topu, 2 Hodgkiss topu, 5 Nordenfeldtds ve selâmlama amaçlı daha küçük olanlar. Japonya’yı ziyâret sebebi, Sultân’ın bizzat kendisince seçilmiş ve özenle kıymetli taşlarla süslenmiş olan yüksek nişanı, Japon İmparatoru Mikado San’a takdîm etmektir.

Gemideki günlük rutin işler, komutanın irâdesine göre, her sabah atış tâlimi, öğleden sonraları yelkencilik ve kayıkçılık egzersizleridir. Geminin ortalama hızı saatte (10 knots) 18.52 kilometredir. Ertuğrul, İstanbul’dan ayrıldığından beri hava şartları iyi gitti.

SandakanNotes
The Singapore Free Press and Mercantile Advertiser (Weekly), 19 November 1889, Page 631

Singapur Özgür Basın ve Ticarî Reklam (Haftalık),
19 Kasım 1889, sayfa 631

Microfilm Reel NL5607

 

Osman Bey kumandasındaki Türk Firkateyni Ertuğrul, dün akşam üzeri saat 4 sularında (15 Kasım) Kolomba'dan Singapur'a vardı ve *Forth Canning ile karşılıklı top atışları yaparak selâmlaştılar. Firkateyn’in gelişi Müslümanlar arasında büyük bir etki yaptı ve gemiyi görmek için, büyük bir kalabalık Johnston Limanı'nda toplandı. 

Ertuğrul, 1863 yılında İstanbul'da yapılmış ahşap bir firkateyndir. Deplasman tonajı 2.344 ton, uzunluğu 250 feet (76.2metre), eni 50 feettir (15.24 metre). Yaklaşık 24 feet su çeker. Makineleri 600 beygir gücündedir. Geminin 350 ton kömür taşıma kapasitesi vardır ve makinelerin buhar gücü 10 nata kadar çıkabilmektedir. 12 büyük topa sahip olan Ertuğrul’un 690 subay ve denizciden oluşan mürettebâtı bulunmaktadır. Japon İmparator'u Mikado San'a Türk nişânınını takdîm etmek üzere başlamış oldukları yolculuk güzergâhında, Singapur da bulunmaktadır. 

 

Yazarın notu:

*Fort Canning, Singapur’un güney doğu tarafında 48 metre yüksekliğinde bir küçük tepedir. 6 Şubat 1819’da adaya gelen ve daha sonra modern Singapur’un kurucusu olarak anılacak olan İngiliz Sir Stamford Raffles ileTemenggong Abdul Rahman and Sultan Hussein Shah arasında Singapore Anlaşması’nın imzalanması ile Fort Canning Tepe’sine İngiliz bayrağı çekildi ve adada İngiliz hâkimiyeti başlamış oldu. Sir Raffles, Singapur’a ilk geldiğinde bu tepeye residansını yaptırdı ve tepe Hükûmet Tepesi (Governer Hill) diye anıldı. Daha sonra buraya bir kale yapılmasıyla İngiliz devlet adamı ve Hindistan’ın ilk valisi Viskont Charles John Canning’in adı verilerek Fort Canning oldu.

1859 yılında limanın savunması zayıf bulunarak tepeye denize bakacak şekilde 68 librelik toplar yerleştirildi. Bunu müteâkip 9 poundluk atış yapabilen küçük toplar yerleştirildi. Bu toplar ile sabah akşam atış yapılıyordu. Bunlar savunma amaçlı olmaktan ziyade dekoratif amaçlı ve de zamanı hatırlatmak için sabah 5.00’te günün başlangıcını, 13.00’de öğle vaktini ve akşam 21.00’de gün bitimini hatırlatan top atışları idi. Bu atışlar, ayrıca yangın çıktığında veyâ limana uğrayan önemli gemileri karşılamak, selâmlamak amaçlı kullanılıyordu. Ertuğrul Firkateyni, limana demir attığında Fort Canning ile yapılan selâm atışları işte bu atışlardır.

Resim2 copy

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Resim3 copy

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Page 646 Miscellaneous Column 1 

The Singapore Free Press and Mercantile Advertiser (Weekly), 26 November 1889, Page 646 

Article also available on Microfilm Reel NL5607

Türk Firkateyni Ertuğrul ve mürettebâtı Singapur’un müslüman nüfus arasında büyük ölçüde ilgi odağı oldu.

___________

Late Telegrams. 

The Singapore Free Press and Mercantile Advertiser (Weekly), 26 November 1889, Page 651 

Article also available on Microfilm Reel NL5607

*Türk Konsolosu Syed Mohamed Al Saqof, bu akşam yemeğinde Ertuğrul'dan bir dizi Türk subayını ağırlıyor.

Yazarın notu: 

*Türk Konsolosu Syed Mohamed Al Saqof 

Yazılı kaynaklardan, 19.yy. ın başlarında güney Yemen’den Malay bölgesine ve dolayısıyla Johor ve Singapur’a gelen Hadrami tüccarların zamanla büyük nüfuz sâhibi oldukları, bunlardan özellikle Aljunied, Alsagoff ve Alkaff ailelerinin Singapur toplumuna dînî, ekonomik ve idârî alanlarda önemli katkılarda bulundukları anlaşılmaktadır.

Gazete başlığında konu olan ve “Türk Konsolos’u” diye hitabedilen Syed Mohamed Al Saqof 1880’li yıllarda Osmanlı Devleti’nin Singapur ve bölge yetkilileri arası temaslarda ön plâna çıkıp fahri konsolos gibi hareket etmiştir. Yemen kökenli bu zengin işadamı Alsaqof, sâhibi olduğu “Singapore Steamship and Co.” firması ile özellikle Malay dünyasından hacıların Mekke ve Medine’ye taşınmasında önemli rol oynamış, böylece İstanbul ile güçlü ilişkiler kurmuştur.

Syed Mohamed Alsaqof’ın çok sık Avrupa’ya ve İstanbul’a iş seyahatleri yaptığı, bu arada Singapur’a Konsolos olarak atanabilmesini temînen İstanbul’da temaslarda bulunduğu, Osmanlı’nın bu atamaya sıcak bakmasına karşın İngiltere’nin bu hususta mesâfeli yaklaştığı anlaşılmaktadır. 

Alsaqof, 1879 ve 1893 yıllarında Johor Sultanı Abu Bakr’ın İstanbul seyahatlerinde kendisine eşlik etmiş, 1893 ziyâretinde Sultan II. Abdülhamid Hân Sultan Abu Bakr’ı en yüksek dereceden Osmanlı madalyası ile, Alsaqof’u da ikinci dereceden Osmanlı madalyası ile ödüllendirmiştir. Nitekim Singapore târihinde ilişkin kitaplarda Alsaqof’un Osmanlı kıyafetli ve madalyalı fotoğrafları ilgi çekicidir. Öte yandan Alsaqof, Sultan Abu Bakr’dan sağladığı imtiyaz ile Kukup bölgesinde edindiği arazide “Constantinople Estate” i kurarak burada özel ay yıldızlı ve “Constantinople Estate” kayıtlı para birimini tedâvüle sürmesi, Alsaqof’un Osmanlı ile yakınlığını göstermektedir.

Bu bölgedeki müslüman topluluklar Osmanlı İmparatorluğu’na her zaman özel bir ilgi duymuş, bu bağlanda İstanbul’dan gelen her hey’et bölgede büyük heyecan yaratmıştır. Tıpkı Ertuğrul Firkateyni’nin gelişi gibi…

Sultan II. Abdülhamid Hân’ın Japon İmparatoru’na özel hediyesini takdim etmek üzere yola çıkan Ertuğrul Firkateyni, 15 Kasım 1889 ile 20 Mart 1890 târihleri arasında Singapur limanında demirlemiş, gemi ve personeli Singapur’da ve haberin ulaştığı Sumatra’da büyük ilgi uyandırmıştır.

Resim5

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Resim6

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Resim7

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

The Turkish Band on the Esplanade. 

Straits Times Weekly Issue, 26 November 1889, Page 9 

Article also available on Microfilm Reel NL5209

TÜRK BANDOSU ESPLANADE’DE

Türk savaş gemisi Ertuğrul, Singapore Limanı’na demir attığından beri yerli halkın tamamı ateşli bir heyecân içinde; mürettebâtının Müslüman subaylardan oluşması sebebiyle, Ertuğrul’un burada bulunması günlük rutin işlerine dalmış âdetâ uyuklayan insanları canlandırdı, sohbetlerinin odak noktası olmasına kâfî geldi. Singapur’daki sohbetler, Ertuğrul’un neler yapıp neler yapamayacağınâ dâir konuşmalarla başlıyor. Her sohbette, Ertuğrul’un ve onun gibi Müslüman askerleri olan savaş gemilerinin, karşılarına her kim çıkarsa çıksın gâlip geleceklerine, hemen herkes hemfikir oluyor ve bu kabîl sohbetler, Müslümanlardan yana bir bir kanaat ile sona eriyor.  Yerli halk her gün Johnston İskelesi’nde toplanıyor ve iki mil öteye demir atmış olan eski Türk Firkateyni’ni saatlerce seyre dalıyor. Firkateyn’deki her subay yâhut mürettebâttan her hangi biri, kıyıdan bakanlarca yarı tanrı gibi görülüyor ve bu meraklı deniz savaşçılarını tâkib eden bu gürûh, onlarla el sıkışmanın veyâ onlara dokunmanın, dinin kurucusundan kendilerine bahşedilen bir lütuf olduğuna inanılıyor. Bu yüzden, Cuma günü saat 5'e çeyrek kala Ertuğrul'un bando takımının Esplanade'de çalacağı haberi, Singapur'un tamamında duyuldu ve tek kelime ile büyük merâk uyandırdı. 

Dün öğleden sonra saat 3 gibi erken bir saatte yerli halktan büyük bir kalabalık heyecânla konseri bekliyordu, alan dizi dizi araçlarla doldu ve (S.C.C.) Singapur Kriket Klübü’nün alanı, kelimenin tam manasıyla müslümanlarca dolduruldu. Bunun üzerine,  konser mahâlline takviye birlikler sevkedildi. Öyle ki, orada sâdece Muhammedîler (Müslümanlar) vardı ve bu kalabalıkta bir tek Çinliye rastlayamazdınız.

Alandaki araç trafiği muazzamdı. Trafiği bizzat kontrol eden polis komiseri Maxwell’in, böyle bir âcil duruma hazırlıklı olmadığı anlaşılıyordu, fakat yardımcıları gelmeden iyi bir trafik düzenleyicisi olduğunu da kanıtladı. 

Kulübün enerjik sekreteri, müzisyenlerin yerini âyârlama zorluğunu önceden görerek pavilion yakınını 30 feet (9.14m.) iple çevirdi. Fakat bunun çok da faydası olmadı. Müzik başlamadan önce ipler ve sopalar yerdeydi ve görünen tek şey muhtelif kırmızı bayraklardı. Saat tam 5’e çeyrek kala, bando konsere başladı. Bunu yanakları şişmiş müzisyenlerin pozisyonlarından anlayabiliyorduk, zîrâ gürûhun gevezeliği müziği bastırıyordu ve sâdece üst notadan sesler duyulabiliyordu. Müzisyenler arasında güzel bir Etiyopyalı vardı ve ondan daha dikkatli dinlemeye dâir ipucunu aldık. Yerli halk bandoya öyle hayrandı ki, açık ağızlı yüzlerinden anlaşılan belirgin bir tatmînle, sağa sola yürüdüler. Bandoya doğru itişmeler oldu. Birkaç Avrupalı hanımefendi ve beyefendi sahneyi paviliondan izlediler. 

The Straits Times, 28 November 1889, Page 2 

Article also available on Microfilm Reel NL05055

Ertuğrul Fırkateyni'nden Yüzbaşı Osman Bey’e, Tuğamiral rütbesine terfisi İstanbul'dan gelen bir telgrafla bildirilmiştir.

MONDAY, DECEMBER 2. 1889. 

The Singapore Free Press and Mercantile Advertiser (Weekly), 3 December 1889, Page 684 

Article also available on Microfilm Reel NL5607

Türk Konsolosu Syed Mohamed Al Saqof, Türk Firkateyni Ertuğrul’un kaptanı Osman bey eşliğinde bu sabah Johor’a ziyarete gitti. In the s.s. Glanggi.

Page 770 Miscellaneous Column 2 

The Singapore Free Press and Mercantile Advertiser (Weekly), 17 December 1889, Page 770 

Article also available on Microfilm Reel NL5607

ERTUĞRUL, Türk Firkateyni, 1800 ton, 690 mürettebat, 13 silâh, Amiral Osman Paşa.

Cricket 

The Singapore Free Press and Mercantile Advertiser (weekly), 31 December 1889, Page 812 

Article also available on Microfilm Reel NL5607

Türk Firkateyni Ertuğrul’daki denizcilerden biri bu sabah yüksek ateş dolayısıyla hayatını kaybetti. Bugün öğleden sonra toprağa verilecek. 

Page 826 Miscellaneous Column 1 

The Singapore Free Press and Mercantile Advertiser (weekly), 31 December 1889, Page 826 

Article also available on Microfilm Reel NL5607

ERTUĞRUL, Türk Firkateyni, 1800 ton, 690 mürettebat, 13 silâh, Amiral Osman Paşa.-R.

SATURDAY, JULY 5, 1890. 

The Singapore Free Press and Mercantile Advertiser (Weekly), 9 July 1890, Page 32  Arrives in Japan

Article also available on Microfilm Reel NL1928

Ertuğrul Japonya yolculuğunu tamamlayıp nişan hediyesini güvenli bir şekilde teslim etti. Yerel bir Japon gazetesinin duyumlarına göre İmparator, majesteleri Türk Sultan’ının komplimanına bir Japon subayı eşliğinde nişan hediyesi göndermeyi teklif ettiler.

The "Ertugroul." 

The Straits Times, 19 September 1890, Page 2 

Article also available on Microfilm Reel NL01970

The Shipwreck

Kaybı sayfa sütunlarımızda bir yerde ilân edilen Ertuğrul, İmparator Mikado San’a özel imtiyaz nişan hediyesini takdim etmek için Japonya yolu üzerinde iken 15 Kasım 1889’da Singapur’a uğradı ve geminin buraya uğraması buradaki Müslüman ahali arasında büyük sevince yol açtı. Ertuğrul, antik stilde inşâ edilmiş, sıradan donanıma sâhip, 1800 tonajında, 24 ft. (7.3152 metre) uzunluğunda eski bir savaş gemisiydi. 24 yıl evvel İstanbul’da inşâ edilmiş ve motorları (makineleri) İngiliz yapımı olan Ertuğrul pek çok kereler tâmir görmüş ve Akdeniz’de dolaşacağı düşünüldüğünden bu denizin şartlarına göre yapılmıştı. 10 teknesi vardı ve Singapur’a vardığında mürettebâtı 20 yaş üzeri 690 er kişi idi. Ertuğrul dünyanın bu tarafına 20 subay, 15 harbiyeli, 60 kazan dâiresi çalışanı ve 24 denizci ile bir eğitim gemisi olarak geldi. Gemide 12 büyük silâh- 4 Armstrong 250 pounders; 250 librelik 4 güçlü silâh, 15 santimetrelik 8 Krupp topu, 2 Hodgkiss topu, 5 Nordenfeldtds ve selâmlama amaçlı daha küçük olanla vardı. 14 Haziran 1889’da İstanbul’dan ayrıldı. Ertuğrul Singapur limanında uzun süre demir attı ve onarıma girmek durumunda kaldı. Burada uzun süre konaklaması üzerine denize açılmaya elverişsiz oluşu veya (Türk hazinesinde) hazinede yolculuğa devam edecek paranın olmayışı gibi türlü söylentiler (rivâyetler) de bitmek bilmedi. Resmî açıklamaya göre İstanbul’dan gelecek hareket emrini beklemişlerdi. Ertuğrul demir attıktan sonra Singapur’da son 4 ay, öyle uzundu ki, Mart ortasına kadar istikâmete vâsıl olabilmek için bir türlü Singapur’dan ayrılamadı. Ertuğrul nihâyet Japonya’ya vâsıl oldu ve misyonunu gerçekleştirdi, fakat gemide kolera patlak verdi ve tüm karantina sıkıntılarına katlanmak zorunda kaldılar. Kumandan Osman Paşa idi. 

The "Ertugroul." 

The Straits Times, 19 September 1890, Page 2 

Article also available on Microfilm Reel NL01970

The Shipwreck

Battığına dâir haberi, gazetemizde de yer alan Ertuğrul, İmparator Mikado San’a özel imtiyaz nişânı takdîm etmek için Japonya’ya giderken, 15 Kasım 1889’da Singapur’a uğradı ve bu, Singapur’un Müslüman ahâlisi arasında büyük sevince yol açtı. Ertuğrul, antik stilde inşâ edilmiş, sıradan donanıma sâhip, 1800 tonajında, 24 ft. (7.3152 metre) uzunluğunda eski bir savaş gemisiydi. 24 yıl evvel İstanbul’da inşâ edilmiş ve motorları (makineleri) İngiliz yapımı olan Ertuğrul, pek çok kereler tâmir görmüş ve Akdeniz’de dolaşacağı düşünüldüğünden bu denizin şartlarına göre yapılmıştı. 10 teknesi vardı ve Singapur’a vardığında mürettebâtı 20 yaş üzeri 690 kişi idi. Ertuğrul, dünyânın bu tarafına 20 subay, 15 harbiyeli, 60 kazan dâiresi çalışanı ve 24 denizci er ile bir eğitim gemisi olarak geldi. Gemideki muhtelif topların adetleri şöyle idi: 12 uzun menzilli büyük top, 250 librelik 4 Armstrong, 15 cm.lik 8 Krupp, 2 Hodgkiss, 5 Nordenfeldtds ve birkaç selâmlama topu. Gemi 14 Haziran 1889’da İstanbul’dan ayrıldı. Ertuğrul, Singapur Limanı’nda uzun süre demirli kaldı ve onarıma girmesi gerekti. Ertuğrul’un Singapur Limanı’nda uzun süre kalması, halk arasında ve birtakım basın organlarında çeşitli söylentilere yol açmıştı. Bu söylentilere inanmak gerekirse, Türk gemisi çok yaşlı idi ve burada gördüğü bakıma rağmen yola devâm edecek durumda değildi. Bir başka iddiaya göre ise, geminin parası bitmişti. Türk Devleti’nin, İstanbul’dan yola çıkarken verdiği para tükenmiş, bundan sonraki ihtiyaçları karşılayacak akçeleri kalmamıştı. Bu ve benzeri söylentiler, art arda sıralandı ve bir türlü bitmek bilmedi. Resmî açıklamaya göre, İstanbul’dan gelecek hareket emrini beklemişlerdi. Ertuğrul, Singapur Limanı’na demir attıktan sonra, burada tam dört ay kalmıştı. Singapur’da geçen son 4 ay, öyle uzundu ki, ona bakan herkes, kendi aklına göre bir şey söylüyordu. Ertuğrul, Mart ortasına kadar Singapur’da kaldı. Sonunda Ertuğrul, Japonya’ya vâsıl oldu ve misyonunu gerçekleştirdi, fakat gemide çıkan kolera salgını yüzünden, başlarına karantina sıkıntısı çöktü. Ertuğrul Firkateyni’nin kumandanı Osman Paşa idi. 

The " Ertugroul." 

The Singapore Free Press and Mercantile Advertiser (Weekly), 24 September 1890, Page 17 

Article also available on Microfilm Reel NL1928

ERTUĞRUL

Bu sabah kayıp haberini ek olarak verdiğimiz Türk Firkateyni, Singapur’a Kolombo’dan 15 Kasım 1889 târihinde gelerek buradaki Müslüman nüfusu üzerinde büyük bir heyecan dalgası meydâna getirmişti. Ertuğrul, Singapur’da 22 Mart 1890 târihine kadar dört ay kalmış, sonra Japon İmparatoru’na Türk imtiyâz nişânını takdîm etmek üzere Japonya yolculuğuna devâm etmiştir. Bir firkateyn şeklinde inşâ edilen ve bir kruvazür olarak tanımlanan Ertuğrul, aşağıdaki boyutlardadır: Deplasman tonajı 2.344 ton, uzunluğu 250 ft. (76.2metre), eni 50 ft. (15.24 metre), ana gövdedeki ahşap 10 inç, (mean draught ? 23 ft. 7 inç) su yüzeyi ile geminin en alçak noktası arasındaki mesâfe 23 ft. (7.0104 metre), 600 beygir gücünde, 1863’te inşâ edilmiş, 10 nat hızında, 350 ton kömür kapasitesinde. Gemide ağır toplar bulunuyordu ( 216-in. 3 ton B.L.R. ).

Geminin durumuna dâir verilen olumsuz raporlar ve denize uygunluk şartlarına dâir yazılar, pek çok kereler yerel gazetelerde yer aldı.  Amiral Osman Paşa, bu raporlara pek iltifât etmedi. Ancak, Ertuğrul’un kaderi gösteriyor ki, denize uygunluğuna dâir, onun hakkında verilen olumsuz raporlar ve beyân edilen görüşler hiç de temelsiz değilmiş. Gemi burada demirli iken, Kolombo gazetelerinden biri Ertuğrul’un Singapur’da uzun müddet kalış sebebinin, fon ve kömür gibi iki temel ihtiyaç olduğunu yazdı. Burada fon derken kasdettiğimiz, mâlî kaynak, yâni paradır. O zamanlar bazı ifâdelerin üzerine gitme, çürütme yetkimiz vardı, ancak geminin elverişli olmadığına ve Türk Hükûmeti’ni îtibârsızlaştırmaya yönelik bu raporlar İstanbul’a da ulaşmıştı ve sonuçta oradaki gazetelere de haber malzemesi olmuştu. 

Mart ayında Singapur’dan ayrılan Ertuğrul, Hong Kong’a ve oradan da Japonya’ya vardı ve misyonunu tamamladı. Yokohama’da iken “The Gazette” Ertuğrul hakkında şu satırları yazdı:

“Türk Eğitim Gemisi Ertuğrul’un Japonya güzârgâhında iken mühimmât, fon talebi gibi ortaya atılan ve insanları meşgûl eden asılsız ve utanç verici yanlış ifâdeler, halkın zihninden uzaklaştırıldı. Para sorusuna ilişkin olarak sâdece Singapur’da 5000 sterlin harcandı ve diğer limanlarda yapılan harcama da bolca yapılmıştır. Ertuğrul’un bu sulardaki varlığının yegâne sebebi, Türk Sultânı’ndan İmparator’a bir onur sunumu değildir. Bize söylenenlere göre, bu seyir sâdece eğitim amaçlıdır ve geminin Japonya ziyâreti, bir zamanlar Türk Sultânı’na sunulan inceliğe iâde-i nezâket için olumlu bir fırsat olarak değerlendirildi. Daha büyük bir keşif ve seyir istenmiş olsaydı, çok daha uygun şartlarda ve daha az masrafla Ertuğrul’dan çok daha hızlı bir gemi gönderilebilirdi. Bir eğitim gemisi olarak Ertuğrul çeşitli limanlarda mühürlü emirleri beklemek durumunda idi ve bu hâl de Singapur ve diğer limanlarda uzun süre kalmasına tatmin edici bir açıklama sunmaktadır. Bir savaş gemisi olarak Ertuğrul, yapısı açısından hiç şüphesiz zamanın çok gerisindedir, fakat bir eğitim gemisi olarak fevkalâde uygundur. Ertuğrul 1800-ton ağırlığında, 600 beygir gücünde ve 9-10 nat hızında yelkenli bir gemidir. 27 yıl önce İstanbul’da inşâ edilmiş olan gemi, altı yıl önce onarılmış ve yenilenmiştir. Mevcut silâhlar; Armstrong, Krupp, Nordenfelth, ve Hotchkiss olarak toplamda 22 adettir ve 6 adet te torpido mevcuttur. Denizcileri aralıksız ateş edebilme kapasitesinde Martini-Henry ve Wichester tüfekleri vardır. Gemi elektrik donanımına sahiptir. Geminin tamamı 20 subay, 15 bahriyeli (askerî öğrenci) ve 12 mühendis de dâhil neredeyse 600 kişiden oluşuyor. Daha önce belirttiğimiz gibi Sultân’ın nişân hediyesi, kısa bir süre önce Tuğamiral Osman Paşa tarafından bizzat takdîm edilmiştir. Altın ve mücevherlerle süslü en yüksek Türk  “imtiyaz nişânı” altın ve gümüşten yapılmıştır. Göğüse takılan 2 madalya, bir yıldız ve büyük kordondan oluşan hediyeler, 5 parçadan oluşmaktadır. Buna mukâbil Tuğamiral Osman Paşa’ya birinci dereceden “Yükselen Güneş” nişânı, subaylarına da diğer nişânlar İmparator tarafından takdîm edildi. Tuğamiral Osman Paşa ve subaylarının nâzik ve centilmen tavırları, onların gittikleri her yerde îtibâr görmelerine ve kendilerine saygı gösterilmesine sebeb olmuştur. Pek çoğu aktif hizmette bulunmuş subaylar ve onların maiyeti, Girit'teki isyân sırasında yiğitliklerini ispatlamışlardır. Ertuğrul Firkateyni’ndeki zekî ve genç öğrencilerin çoğu, İngilizceyi akıcı bir şekilde konuşuyor. Denizcilere gelince, bu limandaki davranışları örnek teşkil etmiş ve “sıradan Türk” sözünün üzerini çizmişlerdi. Bu mürettebât hiç abartısız, burada gördüğümüz en sâkin ve en düzenli askerlerdir. Gemide veya dışarıda sarhoş edici içecekler almaları yasaklanmıştır ve sonuçta her biri güzel ve sağlıklı görünümlü adamlardır. 

Kolera patlak verdiğinde, bundan Ertuğrul da acı bir şekilde etkilendi ve Nagaura’da karantinaya alındı, 20 Ağustos’a kadar da bırakılmadı. Gemide 12’si ölümcül 36 enfeksiyon vak’ası görüldü. Ertuğrul, Ağustos’un 27’sinde Kobe’ye hareket edecekti, fakat bahsedilen sebepten dolayı gidemediler. Sulara gömüldükleri gün, Kobe’ye gitmek için yola çıkmışlardı.” 

LOSS OF The "Ertugroul,"
The Singapore Free Press and Mercantile Advertiser (Weekly), 24 September 1890, Page 19
article-iconArticle also available on 
Microfilm Reel NL1928

ERTUĞRUL'UNKAYBI
            Aşağıdaki istihbârât, Hür Basın'a saygı ile iletilir. Nagasaki'den telgraf yoluyla Hong Kong'a gelen haber, bugün sabah saat 11.30'da Singapur'a ulaşmıştır.
            "Türk gemisi Ertuğrul, Yokohama ve Kobe arasında batmıştır. Mürettebâttan sâdece altısı subay 63 kişi kurtarılmış, Osman Paşa ile Ali Bey boğulmuşlardır.”

The Loss of the "Ertugroul." 

The Singapore Free Press and Mercantile Advertiser (Weekly), 8 October 1890, Page 414 

Article also available on Microfilm Reel NL1928

ERTUĞRUL’UN KAYBI-(China Mail 25th September-Çin Postası 25 Eylül)

Türk Firkateyni Ertuğrul’un, Kii Kanalı’nda 19 Eylül’de kaybını doğrulayıcı  Hong Kong kaynaklı haberler, bugün Singapur’a geldi. Bu haber kaynağından alınan telgraf da, geçen gün gemiyle birlikte yok olan canlara dâir içler acısı durumu doğrulamaktadır. Hayatta kalanlardan ikisi, kazâ günü öğle sularında sâhil kurtarma vapuruyla Kobe’ye götürüldü. Çok ciddî şekilde yaralanan 50 kişinin, geminin battığı yere yakın bir adada oldukları rapor edildi. O gün öğleden sonra Alman savaş gemisi Wolf, yaralıları kurtarmak için iki Japon doktorla birlikte Kobe’den ayrıldı.

            Bu korkunç felâketle ilgili bilgilerden hareketle, kazâ sırasında Türk firkateyninin sâhile çok yakın seyretmekte olduğunu tahmîn ediyoruz.  Gemi kazanları, akşam 9.30’da patlamış ve gemi beş dakika içinde sulara gömülmüş.

            Ertuğrul Firkateyni’nin kumandanı Koramiral Osman Paşa, gemi köprüsünden denize atlamış ve kıyıya doğru yüzerken, gemiden düşen bir direk başına isâbet etmiş. Osman Paşa, direğin tazyîki ile suya batmış, bir daha da görülmemiş.

            Kurtulanlardan dördü, iki buçuk saat boyunca yüzmüşler. Gemi İmamı, denize atlamadan önce, yanındaki 100 altını çoraplarının içine doldurmuş. İmam Efendi, sâhile çıkabilmeyi başarmış, ama paralarını kaybetmiş. Hayâtta kalanların çektiği ıztırâb korkunçtu. Pek çoğunun kolları, bacakları kırılmış, bedenleri çürükler içinde kalmış, acıdan âdetâ dökülüyorlardı.

            Ertuğrul’un sulara gömüldüğü yere Japon sâhil kurtarma gemileri gitmiş.

            Yukarıda aktarılan detayları kendisine borçlu olduğumuz Bellona’nın Kaptanı Haesloop, çok fırtınalı bir yolculuk yaptıklarını, Kii Kanalı’ndan geçerken pek çok gemi enkâzı parçalarına rastladıklarını rapor etti.

Loss of the 'Ertugroul.' 

The Singapore Free Press and Mercantile Advertiser (Weekly), 15 October 1890, Page 10 

Article also available on Microfilm Reel NL1928

ERTUĞRUL’UN KAYBI

Türk Firkateyni Ertuğrul’un, Kaptan Ali Bey ve 556 mürettebâtı ile 16 Eylül’de Kashinosaki ve Kiishiu açıklarında, Yokohama’dan Kobe’ye giderken batışı, 20 Eylül’de Hyogo Haber’in bildirdiğine göre, dünyâda meydâna gelmiş olan deniz felâketleri içinde en üst sırada yer alır. Japonya ve yakınlarında daha önce bu kadar can kaybının olduğu bir kazâ görülmüş değildir. Kazâya dâir detayları ortaya çıkarmak oldukça güç oldu. Perşembe gecesi Bojimaru tarafından Hyogo’ya getirilen iki kazâzede, bildiklerini paylaşmaya gönüllü olmalarına ragmen kazânın olduğu gün ve saat konusunda bir türlü anlaşamıyorlar. Biri bando şefi, diğeri bir yüzbaşı olan bu kazâzedelerden yüzbaşı, birâz İngilizce biliyor, bando şefinin ise hiç İngilizcesi yok. Yokohama’dan Pazar günü ayrıldıklarını söylüyorlar, oysa Yokohama gazeteleri Pazartesi gemide olduklarını ve Salı günü de Kuzey’den şiddetli rüzgârların ulaştığını yazıyor. Kazan dâiresinde gemiyi parçalara ayıran bir parlama olana kadar dayanmışlar ve daha sonra Ertuğrul, beş dakika içinde sulara gömülmüş. Hayâtta kalanların kendi sözlerini ve bize ulaşan yorumları aktaracak olursak, “herkes tek kelimeyle çılgına dönmüştü”. Kaptan Ali Bey, elinde bir fenerle köprüye koşmuş ve botların önünün açılması emrini vermiş. Emir, ânında yerine getirilmiş, fakat botlar aşağıya iner inmez, içleri su ile dolmuş. Daha sonra, Ali Bey:

“Herkes kendini kurtarsın!” 

diye bağırmış ve suya atlamış. 

Firkateyn Kumandanı Osman Paşa da öyle yapmış. Ne var ki, o sırada gemiden düşmekte olan bir direk, Osman Paşa’nın başına isâbet etmiş. Koramiral Osman Paşa, boğulmuş.

            Buraya getirilen Ertuğrul Firkateyni mürettebâtı, hayatta kalanların durumları hakkında içler acısı bilgiler veriyorlar. Kazâ sırasında kayalıklara fırlatılan mürettebâtın çoğunun kol ve bacakları kırılmış. Bu vaziyette, sâhilde feryâd ederek kıvranıyorlardı. Bir kısmının bedenlerinde,  büyük kesik yaraları vardı. Bunların pek çoğu, kendilerine yardım ulaşana kadar hayâtta kalamaz, deniliyoır.

            H.I.G.M. Şirketi’nin savaş gemisi Wolf’un Kaptanı Credner, ihtiyaç malzemeleri ve gerekli tıbbî malzemeyle birlikte derhâl Kashinosaki’ye yola çıkmayı kabul etti ve gemisi öğle vakti ayrıldı. Kurtulanlar, gemilerinin kayalıklara çarpmadığını söyleseler de, bu husûsda şüphelerimiz var. Öyle zannediyoruz ki, Ertuğrul, O.S.S. Ulyses’in battığı yerin çok yakınında kendine mezâr buldu. Bojimaru’nun Kaptanı, kurtulanların Oshima Adası’nda olduklarını bildiriyor. Bu bilgiden çıkardığımız fikre göre, her iki yer de neredeyse tıpatıp aynı. Kurtulanların sâhile varabilmesi gösteriyor ki, kazâ ânında kıyıya çok yakındılar. Gerçek şu ki, dibe batmadan evvel iki saat suda idiler. Özellikle korkunç denizi ve fırtınayı düşünecek olursak, eğer Ertuğrul doğru rotasında olmuş olsaydı, belki de karaya hiç çıkamayacaklardı. Kuvvetli ihtimâle nazaran, Ertuğrul bir kayaya çarptı ve o darbe veyâ gemiye dolan soğuk su hücumu kazanların patlamasına sebep oldu ve ilk şokun ardından öyle hızlı ikincisi oluştu ki, gemidekiler büyük bir şaşkınlık içinde kaldılar. 

            Hayâtta kalan 63 kişi için ne yapılacağını söylemek imkânsız. Ne mutlu onlara ki, Japon İmparatoru’na hediye edilecek bir Türk nişânını taşıyorlardı ve muhtemelen bu sebepten dolayı Japonya’da iken Japon Hükûmeti’nin konuğu olarak ağırlandılar.

            Japonya’da, Türkiye’nin temsilcisi sıfatıyla Türklerin çıkarlarına bakacak bir tek sorumlu kişi bile mevcut değil. Bırakın elçiyi, fahrî konsolosları bile yok. Ertuğrul’a gelince, tâ en başından beri şanssızdı. Verilen işe uygun olmadığı hâlde, bütün bu uzun deniz yolculuğuna, İmparator’a nişân takmak için yollanmıştı. Ertuğrul, Japonya’ya gönderilecek evsâfda bir gemi değildi. Kimse bunu gemideki insanlardan daha iyi bilmiyordu. Bunun suçu, İstanbul’daki Deniz Kuvvetleri Kumandanlığı’na âittir.

            Ertuğrul’un kaybı haberini müteâkib, Kaptan Frahm idâresindeki N.Y.K. s.s. Şirketi’nin Musashi-Maru adlı gemisinin aynı sularda tamâmen kaybolduğu haberinin raporu ulaştı. Elîm haber, dün sabah merkez ofisten ulaşan bir telgrafla doğrulandı. Musashi-Maru’nun, Kochi açıklarında, 16 Eylül gecesi bir Japon hariç, bütün mürettebâtıyla birlikte tamamen sulara gömüldüğü anlaşıldı. Kömür yüklü Musashi-Maru, Shimonoseki’den Yokohama’ya gidiyordu ve vardığında Avustralya ve Hong Kong’a hareket edecekti. 1800 ton yükü olan oldukça yeni bir gemiydi ve 9 ay önce İngiltere’den yola çıkmıştı. 66 mürettebâtı vardı ve Kaptan Frahm, şirkete yıllardır hizmet etmekteydi.

            Aynı gece yine N.Y.K. Şirketi’ne âit yelkenli gemi Yorinoru-Maru, tam Kii Kanalı başında Cape Hino, Ishima Adası’na vurdu ve 20 kişi kayboldu. Mürettebâttan sâdece 5 kişi kurtarılabildi. O gemi de Shimonoseki’den bu limana kömür taşıyordu. Yelkenli bir gemiydi ve yabancı çalışanı yoktu. 

22 Eylül târihli Hyogo Gazetesi’ne göre H.I.G.M. Şirketi’nin savaş gemisi Wolf, Ertuğrul enkâzından sağ kalabilen 65 kişiyi berâberinde getirerek dün sabah 6’da Oshima’dan buraya vardı. Gelişi, en kötü haberleri doğruluyordu. Buraya ilk getirilen iki kazâzede de, suda boğulanların tahmînî sayısını veriyorlardı. 

Wolf, ayın 20’sinde, Oshima’ya sabah saat 6 sularında, vardığında derhâl sâhile doktor ve bir görevli subay gönderildi. Kurtulanlar 9’u ağır ve her biri ezikler içinde 77 kişiydi. Hâl-i hâzırda 3 Japon doktor mevcuttu, fakat techizâtları yetersizdi. Ağır yaralıların bakımına koyululan Wolf’un doktorunun orada olması, Tanrı’nın bir lûtfuydu. Yaralılar tapınak ve çay ocağına alındı ve onlara yiyecek, giyecek ve kalacak yer sağlayan Japonlar, Türk misâfirlerine son derecede nâzik davranıyorlardı. Bakımları yapılan yaralılar, daha sonra gemiye alındılar. Saat 11’e kadar, 65 yaralı gemiye bindirilmişti. Geride, sâdece kıyıya vuran cesetleri gömmek için ciddî yara almamış, sağlam bünyeli iki kişi kaldı. Ertuğrul Firkateyni kazâzedelerinin sayısı; Kobe’de 2, Oshima’da 2 ve Alman gemisinde 65 kişi olmak üzere 69 kişiydi.

Sayısı 65’i bulan cesetler, her biri ahşap tâbutlara konularak Japonlarca gömülmüştü. Daha 25 ceset gömülmeyi bekliyordu. Özellikle deniz fenerinin olduğu bir noktaya cesetler akın akın vuruyordu. Bâzı cesetlerin başı yoktu. Osman Paşa’nın üniforması, su yüzünde bulunmuştu, fakat, cesedine rastlanılmadı. Çürüme, yüzleri çoktan deforme etmişti ve ölüleri tanımak mümkün değildi. Şâyet bulunsaydı, Osman Bey, parmağına taktığı özel bir yüzükten tanınabilirdi. 

Ertuğrul, Salı gecesi saat 9.30 sularında ânîden kayalıklara çarptığında, var kuvvetiyle buhar gücüne yüklenmiş, Oshima Feneri’nin yanından geçiyordu ve kazanı patlayarak kelimenin tam mânâsı ile paramparça olmuştu. Patlamanın şiddetini, ertesi gün sâhile en ufak bir gemi parçasının vurmamasından anlıyoruz. Patlamayla birlikte fişek haznesi de ateş almış ve böylece gemi, tamâmen yok olacak bir şekilde parçalanmıştı. Bu müthiş patlama, ayrıca anlatması ve sayması zor, korkunç can kayıplarını da getirmişti. 

Ek kaynaklar:

Singapore’daki İlk Temsilciklerimiz ve Konsolos Ahmed Ataullah Efendi, H. Taner Seben, 2014, Singapore.

Ayşe Sâmiha

5 Kasım 2020

Singapore

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

38387292