29 Kasım 2021

Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi (GOKAP)bölgesinde her kim ki, devlet dışı aktör/terörist gruplar da dahil, esasen en çok da onlar için söylenmiştir -ABD’nin rüzgarını arkasına alırsa, aynı çizgide çalışan bir başka örgütün ipi çekilmiştir, demektir. Böyle bir örgüt diğer örgütün içinden çıkmış dahi olsa zayıflayan tarafa pek yüz verilmez, itibar edilmez. Çünkü zayıflayan taraf raf ömrünü bitirmiştir. İpi çekilen terörist grup bitkisel yaşam da dahil yaşamak ister, ama işte o kadar. Ya gaz verilen diğer yavru grup ise kabaran bir hindiden başka bir şey değildir. Hani çocukların tempo tutarak “Kabaramazsın Kel Fatma” diye tempo tuttukları gibi, sadece pof poflamayla, destekle biraz kabarır, gazı alınırsa o da siner, gider. Bütün bunları, PeKaKa/KCK Terör Örgütünün Suriye Kolu: PYD-YPG için söylüyorum. Tabii bu arada kamuoyunu kandırmak bedava. Herkes tarafından anlaşılacağı üzere, bu yapılanmada sihirli sözcük ‘Demokratik olma’dır. Kürtçe PYD (Partiya Yekitiya Demokrat) Demokratik Birlik Partisi, onun silahlı gücü Kürtçe YPG (Yekîneyên Parastina Gel) de ‘Halk Savunma Birlikleri’, en çok kullanılan şekliyle de ‘Suriye Demokratik Güçleri’dir.  Bu yapı PeKaKa’nın silahlı kanadı HPG (Halk Savunma Güçleri) ’ye benzer bir şekilde örgütlendirilmiştir. PeKaKa/KCK başlığı önemli, çünkü çatı örgütüdür. Dört ülkeyi kapsaması dört alt örgütlenmeyi göstermesi, bu başlık altında, örgütlerin aynı amaca hizmet etmeleri, faaliyet, amaçlarının ve yöntemlerinin birebir aynı olmasını özellikle belirtelim. PYD Eşbakanı Salih Müslim, 2011 yılında Kurdwatch adlı organizasyona verdiği mülakatta, Suriye’deki Kürt sorunlarına en iyi çözümü sunduğu için Apo’nun felsefesini ve ideolojisini uyguladıklarını belirtmiştir. Gerçekten de doğrudur. PYD Eşbaşkanları, Apo’nun posterleri önünde yaptığı konuşmalar ve Kandil’deki teröristlerle birlikte yer alan fotoğrafları PeKaKa/KCK ile PYD arasındaki bağlantıları şüpheye mahal bırakmayacak bir biçimde açık seçik göstermektedir. (1) Yoksa hâlâ kuşkusu olan mı var?  

Şimdi de bir gerçeği tespit edelim. PeKaKa/KCK terör örgütünde boynuz kulağı geçmiştir. Malum, kulak hayvanlarda doğuştan var, boynuz ise belli bir yaşa geldikten sonra çıkmaktadır. Ama unutmayalım, kısa bir süre sonra boynuzun boyu, kulağın boyunu geçmektedir. Doğru’dur. Bütün bunları ne için söylüyorum.  Boynuz kulağı geçme betimlemesi bölgede yaşananları bir güzel anlattığı için. Çünkü, GOKAP’da yaşam ıskalası budur, başkası da hiçbir zaman düşünülemez. ABD, son açılımlarıyla Kandil’de kendine müzahir ‘Sofi Nurettin ‘i; Suriye’de ‘Mazlum Kobani’ kod adı ‘Ferhat Abdi Şahin’i öne çıkardığından kaynaklanmaktadır. Bir de üstüne üstlük Apo’nın bu yetiştirmesine bir de ‘General’ diye hitap etmiyor mu? Durum zaten kamuoyunca yeterince anlaşılmaktadır. CENTCOM uzunca bir süredir, kendisine Batı Kürdistan’ı, Rojava’yı muhatap almaktadır. Hemen herkes de bu durumu yeterince bilmektedir. Efendim, geçenlerde, bölgeyi takip eden, bir ABD’li analiste sordum, neden ‘PeKaKa’ diye? Son derece kısa bir cevap verdi. Afganistan’dan Suriye’ye kadar, tüm illegal yapıları denediklerini, bunlardan en iyisinin PeKaKa olduğunu söyledi. “Neden?” Diye sorduğumda da açıkça 4 Parçada Kürdistan yapılanmasında PeKaKa’ya ayrı bir parantez açtığını ifade edeyim. Hatta veciz bir şekilde ifade etmeye de çalıştığını söyleyeyim. Hani Dadaloğlu’nun “Kalktı Göç Eyledi Avşar Elleri”, türküsündeki “Ölen ölür kalan sağlar bizimdir” dizelerini hemen herkes bilir ya, böyle bir şey. ABD bölgede bu türküyü kendi diline çevirerek, daha çok da şöyle okumayı yeğlemektedir. “Ölen ölür kalan sağlar bize hizmet eder.” Unutmayalım ABD’ye sadakatle hizmet bölgede en üst seviyededir. Hemen herkesin gönlünde Kuzey Kore'nin 3 bin 500 km. güneydoğusunda ABD'nin Pasifik'teki kalesi: Guam’a gidip ‘Kürt Coni’ olmak yatmaktadır. Daha önce peşmergelerin burada yetiştirildiği gibi. Bölge lebalep genç işsizlerle dolu olduğu ve Amerikan özentiliği, ABD’ye 100-150 dolara istemediğin kadar adam bulmasına olanak sağlamaktadır. Seç beğen al. Ölen ölür, yerine bir başkası hemi de yüzlercesinin arasından hemencecik bulunur, ABD aynı bilgisayar oyunları gibi bir başka can alır, bölgedeki melanetine devam eder. 

‘Suriye PeKaKası’ sıkça kullanılan Kürtçe kısaltmaları ile ‘YPG/PYD’, bana kalırsa Türkiye'nin bekasına yönelik en önemli tehdit olarak kabul edilmelidir. Neden? Ancak, Türkiye’de bu konuda hâlâ kafalar karışıktır. Bırakın ‘YPG/PYD’’nin kısaca Suriye PeKaKa’sının terör örgütü olma tartışmasını, muhalefet tarafından ‘Suriye Demokratik Güçleri’ olarak kabul edilmektedir. Ancak MİT Türkiye'nin bekasına yönelik tehditlere karşı asli görevine devam etmektedir. Bu cümleden olmak üzere, MİT, PeKaKa/KCK'nın Suriye kolu PYD/YPG'nin sözde tugay komutanı terörist İbrahim Babat'ı, Suriye'de nokta operasyonuyla yakalayarak Türkiye'ye getirmesini dosta düşmana özellikle de AB(D)’ye göstermiştir. Bu tam anlamıyla AB(D) açıkça bir meydan okumadır. (2)

AB(D) ‘nin Suriye’nin kuzeyinde muhatabı Suriye PeKaKa’sı olmuştur.  PYD/YPG ile ABD'nin Delta Crescent Enerji Şirketi arasında Suriye'nin kuzey doğusundaki petrolün işletilmesi ve pazarlanması konusunda Ağustos 2020 ayında bir anlaşmanın imzalanması bunun en önemli delilidir. (3) Şuna bir bakar mısınız? AB(D) tarafından ilk defa devlet dışı bir aktör/terörist grup muhatap alınmış ve terör örgütünün yasallaşması yönünde uluslararası bir adım atılmıştır. Bunun önemli mimarlarından birisi de unutmayalım, Başkan Trump’ın Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey’dir. Kasım ayının sonunda görevi bırakan, Jeffrey, ABD’nin yeni Başkanı Biden’a hitap ederek "Trump yönetiminin Orta Doğu politikalarını takip etmesi" tavsiyesinde bulunması da manidar değil midir?  ABD'de savunma analizleri yapan "Defense One" adlı siteye konuşan Jeffrey, Donald Trump yönetiminin Suriye politikasını savunduğu gibi, Trump'ın 2019 yılında Suriye'den Amerikan askerlerini çekme kararının herkes için sürpriz olduğunu söylemiştir.  Jeffrey, daha sonra sunulan bazı gerekçelerin ardından Trump'ın 200 civarında ABD askerinin kalmasına ikna olduğunu belirtmiştir. (4) Sunulan gerekçeleri tahmin etmek güç değildir. 

Petrol anlaşmasının, tek başına ABD ve ‘Suriye PeKaKası’yla değil, RF'nin zımni bir mutabakatıyla hayata geçirildiği de yadsınamaz bir gerçektir. RF bölgede kalıcılığına karşı İdlip bölgesinde toplanan Nusra, kripto DAİŞ, İslam Ordusu, Ahrar, Feylak gibi yapıları başıbozuk tehdit olarak görmektedir. En yalın anlamıyla ifade edelim, ABD-RF Suriye'nin geleceğine ilişkin yol haritasında DAİŞ dışında merkezî olmayan yerinde yönetim çerçevesinde özerk yapılara ayrılmış, sorumlusu belli olan hesap sorulabilecek bir Suriye istenmesinden kaynaklanmaktadır. Yani bu yapı, ümmet fikrine dayalı Panislamizm’i lime lime eden 1920 yılında Fransa’nın ‘Beş Parçada Suriye’ yapılanmasıdır. Uydu devlet statüsünde, “Alevi Devleti, Halep Devleti, Şam Devleti, Maroni Devleti, Dürzi Devleti” ve buna ilave edilen Suriye PeKaKası Devleti ile altı parçaya ayrılabileceği öngörülmektedir. Yalnız bir farkla, ABD'nin petrol anlaşması diğer bir ifadeyle, Suriye PeKaKa’sına sağlanan petrol kazanımı ile YPG'nin; Suriye'nin geleceğinde başat rol sağlamasının önü açılmaktadır. Bunun alandaki kazancı Esad rejimi karşısında Suriye PeKaKa’sına üstünlük sağlaması, özerklik girişimlerine destek sağlayacak güçlü bir müzakere kartı sunulmak istenilmesinden kaynaklanmaktadır.

Tabii ki, bu arada petrol anlaşmasına koşut olarak, sahada ABD'li yetkililerin PeKaKa'lı lider kadronun barındığı Kandil bölgesine gidip görüşmeler yaptığına ilişkin dikkat çekici gelişmeler de yaşanmıştır. ABD'lilerin, Kandil'de yaptıkları temasta YPG'nin Suriye'deki faaliyetleriyle koordineli olarak Türkiye'de ve Irak'ta PeKaKa faaliyetlerine ilişkin yeni bir yol haritası planlanmıştır. Yani yol haritası birlikte oluşturulmuştur. Nihayet ABD ‘nin bölgede kalıcı olmadığını anlayabilen PeKaKa’nın beş kurucusundan biri olan Cemil Bayık ‘Serxwebun’ dergisinde yayımlanan yazısında ABD’nin PeKaKa’yı bölge ülkelerine sürmek istediğini şu satırlarla dile getirmiştir:

“Kontrol altına alınan ‘Gerilla ve Özgürlük Hareketi’ (PeKaKa) başta ABD ve uluslararası güçlerle çelişki içinde olan güçlere karşı konuşlandırılmak istenmektedir. Bu bir gün Irak, bir gün İran, bir gün Suriye, bir gün de Türk Devletine karşı kullanılabilir. Hatta gerektiğinde artık kendilerine hizmet edemeyecek durma düşmüş KDP’ye karşı bile kullanılacaktır. ABD koordinatörlüğünde güncellenen uluslararası komployu böyle anlamak gerekmektedir.” (5)

Şimdi soralım, PeKaKa’nın yeni ismine bakar mısınız?  ‘Gerilla ve Özgürlük Hareketi’. PeKaKa’ya özgürlük kisvesi nasıl da yakıştırılmıştır? Pazarlama, marketing’inin gücüne bir bakar mısınız? En salt anlamıyla bu açılımın anlamı nedir? Her şeyden önce ABD’nin Kandil’e desteği eskisi gibi değildir. ABD’nin PKK’nın fişini çekebileceği artık belirgin hale gelmiştir. Uzunca bir zamandır yaşanan PeKaKa/KCK içindeki Suriye, Kandil ayrımı KCK Eşbaşkanı Cemil Bayık alttan alta pazarlık açmaya çalıştığını da göstermektedir. IKDY ve Ankara’ya, Suriye’de kontrolü tamamen kaybettiği için ‘Bakın ABD beni kullanmak istiyor.’ mesajı vermektedir. Çünkü, ‘Suriye PeKaKası’ bağımsız ve Kandil’den ayrı olarak kendi başına buyruk olduğunu ilan etmiştir. Ayrıca bu durum KCK’nın ABD’nin istediği formata girdiğini de göstermektedir. Ancak Bayık’ın bu açılımı ABD nezdinde hemen karşılık bulmuştur. ABD, bu durumda alelacele Cemil Bayık’tan görüşme talebinde bulunmuştur. Şimdi buraya özel dikkat. ABD’nin görüşme talebine Bayık’ın yanıt vermemiş olmasıdır. Normal koşullarda üzerine atlaması gereken bir görüşmeye Cemil Bayık’ın cevap vermemiş olmasıdır.  Bunun da ABD’yle görüşmesinin ön koşullarını önceden ABD’ye bildirmesidir. Önkoşulsuz bir görüşme Kandil’in gündeminde bulunmamaktadır. Tabii bir de Ankara’nın etkisi, alandaki başarılı aktivitelerinin Kandil’den soluk soluğa takip edilmesidir. Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın 9 Şubat 2021 tarihinde bir grup gazeteci ile yaptığı toplantıda “Kandil miti bitecek” açıklamasını yapmasından bir gün sonra TSK’nin Gara bölgesindeki PKK kamplarına karşı Pençe Kartal-2 harekatını başlatması lider kadronun ölümü enselerinde hissetmesine neden olmuştur. PeKaKa/KCK’daki Kandil-Suriye bölümlenmesi ABD’nin Kandil’de Cemil Bayık’a Nurettin Sofi’yi ileri sürmesinden kaynaklalanmaktadır. İkincisi ise PeKaKa/KCK'nın Suriye kolu PYD/YPG'nin sözde tugay komutanı terörist İbrahim Babat'ı, MİT tarafından yakalanıp Türkiye’ye getirilmesidir. 

Öte yandan PeKaKa/HDP içerisinde ABD’ye karşı tutumda yaşanan farklılıklar, ABD’nin Irak’ın kuzeyindeki Barzani Referandumuna sahip çıkılmamasından da kaynaklanmaktadır. PeKaKa/HDP’de son zamanlarda ABD’nin yandaş Kürtleri kullandıktan sonra sattığını savunan kanadın farklı arayışlara girdiği, öte yandan diğer kanadın ise ABD’nin yeni gözdesi Suriye PeKaKasına yanaştığı belirtilmektedir.  

Petrol anlaşmasının ve Kandil'deki görüşmelerinin arka planında, Suriye'nin egemenliği ve toprak bütünlüğünü hedef almanın yanı sıra, ‘Dört Parçada Kürdistan’ olgusunun Suriye’nin dışındaki üç ülkesi Türkiye, Irak ve İran'ı da aynı anda etki altına alabilecek, bölgenin kaderine doğrudan etki edebilecek stratejik bir yol haritasıdır. Bunun Türkçe’deki karşılığı PeKaKa'nın son dönemde gerek yurt içinde gerekse Kuzey Irak sahasında yaşadığı sıkışmışlıktan kurtarılmasına yönelik olduğu açıkça görülmektedir. Riskli Suriye-Irak sınırı yakınındaki Ezidi bölgesi Sincar’ın yanında Kuzey Irak bölgesinde yine İran sınırına yakın, Halepçe katliamından sonra 23 yıldır bir türlü toparlanamayan ‘Halepçe, Duceyde ve İnab’ bölgesinde örgüte özerk bir yapı kazandırılması da düşünülmektedir. Bunun arkasındaki neden İran'ın, Irak üzerinden Suriye'ye uzanan Şii hattının önüne set çekilmesi ve Irak'ın Şii ve Sünni bölgelere ayrılmasına vesile olması düşüncesidir.

Astana sürecinin, pratikte neredeyse İran’ın devre dışı bırakılarak, Türkiye-RF-Katar’a doğru evrildiği günümüz ortamında, Cenevre Süreci de bir türlü bitkisel hayattan kurtulamamıştır. Suriye PeKaKa’sının ön plana çıkarılması karşılığında Kandil-Haşdi Şaabi birlikteliğini de doğal olarak yürürlüğe sokmuştur. İran’ın devre dışı bırakıldığı bir ortamda zaten bundan fazlası da beklenemezdi. Malum bir örgütsel sistematik olarak, Haşdi Şaabi İran’ın Irak içindeki ordusu olmuştur, tıpkı Hizbullah’ın İran’ın Lübnan’ın içindeki ordusu olduğu gibi. Bu nedenle ‘Sincar’ bölgesi de PeKaKa için ‘İkinci Kandil’ olarak görülmüştür. İlginçtir, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY), PYD'yi "Kürtleri kendilerinin olmayan bir savaşa sürüklemekle" de eleştirmektedir. Kandil ile Suriye PeKaKa’sının bağlarının koparılması maksadıyla, Bağdat ile bölgede DAİŞ’in tepelenmesi sonrası dar bir alana sıkışmış olan Erbil arasında terör örgütü PeKaKa'nın Kandil’den çıkarılması amacıyla 9 Ekim 2020 tarihinde ‘Sincar Anlaşması’ imzalanmıştır. Gidişat Türkiye Cumhuriyeti tarafından da adım adım takip edilmektedir. Anlaşma sonrası Bağdat yönetimi Irak Federal Polisi’ne bağlı üç tugay polis güçleri yerleştirerek bölgenin kontrolüne almaya başlamıştır. Bağdat yönetimi, Suriye'den daha fazla güç ve militan getirmesi için Suriye PeKaKa'sına ve Kandil’deki lider kadroya da Kandil’den çıkması için daha çok kolaylık sağlamış, bu bir anlamda Kandil’deki lider kadronun zayıf Peşmerge güçleri nedeniyle Sincar’a yerleşme beklentilerine de yol açmıştır. 

Yadsınamayacak bir olgu da PeKaKa ile Haşdi Şabi arasında bir anlaşmanın mevcudiyetidir. Türk Silahlı Kuvvetlerinin Gara Operasyonu öncesi Sincar'da yapılan toplantıya ‘Ketaib Hizbullah, Hareket en-Nuceba, Asaeb Ehlu'l-Hak’ gibi ‘Haşdi Şabi’ çatı yapılanmasını oluşturan en büyük grupların siyasi ve askerî yöneticileri katılmıştır. PeKaKa’nın tepe temsilcileri de toplantıya Mahmur Kampından gelerek dâhil olmuşlardır. PeKaKa’nın Tepe Yönetimi olarak Kandil’in sadece ismi kaldığından Mahmur Kampından toplantıya iştirak etmişlerdir. Toplantıya katılan tarafların Türkiye'nin Irak'ta devam eden terör karşıtı operasyonlarına karşı iş birliği anlaşması yaptıkları açık seçik ortaya çıkmış bulunmaktadır. Kolayca anlaşılmaktadır ki, Sincar bölgesine özellikle ‘Suriye PeKaKa’sının daha çok güç getirebilecekleri ondan sonra bölgeyi işgal ettikten sonra bölgeden de hiç çıkmayacakları değerlendirilmektedir. Kandil gibi Sincar bölgesi de üç ülkeye sınırdaş olduğu için, yeni terörist etkinlikler de Suriye-Irak ve Türkiye hassas sınır bölgesinde yeşerebileceği düşünülmektedir. Nedeni açıktır. Irak, söz konusu anlaşmanın uygulanmaya başladığını duyursa da ‘Gara Operasyonu’ sonrası bölgede her şeye karşın varlık gösteren PeKaKa'nın buradan çıkarılacağı neredeyse olası bir harekatın adımları bile duyulabilecek bir hale gelmiştir. 

Sonuç olarak, Suriye PeKaKasının Cizire, Afrin ve Ayn-ül Arap bölgelerinde demokratik özerklik ilan etmeleri, Irak Kürt Bölgesel yönetimini oluşturan IKDP ve IKYB'yi karşı karşıya getirdiği gibi, Kandil’e karşı Suriye PeKaKasının güçlendirilmesi de Kandil-Haşdi Şaabi birlikteliğine karşı geliştirilen bir adım olarak görülmektedir. Başkan Biden yönetimi, bölgede kalıcılığının bir dayanağı olarak Suriye ve Kandil’i birbirinden ayırmaya dayalı bir siyaseti gerekli ve zorunlu görmektedir. Ankara’nın Suriye PeKaKasını bir tehdit olarak görmekten vazgeçmesi halinde başta Kandil’in bitirilmesi ve Türkiye’de kalan son PeKaKa’ya karşı mücadelede kendisine yardımcı olabileceğinin de mesajını vermektedir. ABD tarafından, bu temelde bir taraftan Suriye PeKaKası ve Barzani çizgisindeki ENKS arasındaki ‘birlik’ görüşmelerine ara buluculuk yapılırken, Suriye PeKaKası ile Barzani/KDP çizgisiyle uyumlu ve Ankara’ya için ‘makul’ bir çizgiye getirilmesine de çalışılmaktadır.

Bu planın önemli ayaklarından birisi de Gara’den sonra Kandil’in öncü güçlerinin Sincar’dan çıkartılması, diğer bir deyişle ‘Sincar Harekâtı’nın bir an önce yapılmasıdır. Çünkü Sincar bölgesi, Suriye PeKaKası bölgesi ile Kuzey Irak arasındaki en önemli geçiş noktalarından biri konumunda bulunmasıdır. Bu nedenle PeKaKa öncü güçlerinin kökleşmeden Sincar’dan çıkartılması, son derece önemlidir.  Unutulmamalıdır ki, 2020 yaz aylarında ABD Dışişleri Bakanlığının Ortadoğu’dan Sorumlu Başkan Yardımcıları Joey Hood ve David Copley’in Sincar’ın PeKaKa ve Haşdi Şabi diğer silahlı gruplardan temizlenmesi için Türkiye, Irak merkezî ve IKBY arasında iş birliği yapılması çağrısıdır.  Yakında yapılması düşünülen ‘Sincar Harekâtı’ temelinde 9 Ekim 2020 tarihinde Merkezî Irak Hükümeti ve Kürdistan Bölgesel Yönetimi arasındaki Türkiye ve ABD’nin de desteklediği imzalanan anlaşmayı bu şekilde okunması gerekmektedir.

Dipnotlar

(1) Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı, PKK/KCK Terör Örgütünün Suriye Kolu: PYD-YPG, Ankara, Mayıs 2017, s.16

(2) TRT Haber, MİT'ten nokta operasyon: YPG'nin sözde tugay komutanı yakalandı., 15 Mart 2021. 

(3) PKK’da Lider Çatışması”, Aydınlık Gazetesi, 22 Mart 2021, s.8

(4) Saygı Öztürk, Suriye’de PKK ordusu, Sözcü Gazetesi, 21 Ağustos 2020 https://www.sozcu.com.tr/2020/yazarlar/saygi-ozturk/suriyede-pkk-ordusu-5998665/Erişim Tarihi 26.03.2021/

(5) Anadolu Ajansı, ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Jeffrey'den Biden'a 'Trump'ın Orta Doğu politikalarını takip et' tavsiyesi, https://www.aa.com.tr/tr/dunya/abdnin-suriye-ozel-temsilcisi-jeffreyden-bidena-trumpin-orta-dogu-politikalarini-takip-et-tavsiyesi/2042195/Erişim Tarihi 26.03.21/

 

Bu yazarın diğer makaleleri

Bu kategorideki Makalelerden