22 Haziran 2021

kirmizilar.comBazen kendini dehliz karanlık bir kuyunun içinde, bazen amansız sonu olmayan bir girdabın içinde kaybolurcasına, bazen kalabalıklar içinde bir başına yapayalnız, bazen de hayatında koca bir boşluk hissedersin. Halet-i ruhiyen araftadır. Tüm hayâllerini, umutlarını, aşklarını, ihtirasları, sevdalarını bir uçurumun kenarından aşağı yuvarlarlar. Gün gelir güneş vurmaz pencerene… Kapın çalınmaz, telefonun çalmaz. Kuş cıvıltılarını, ezan sesini, yağmurdam sonraki toprak kokusunu, kardelen çiçeğinin kokusunu unutursun. Geceni aydınlatan ne dolunaydır ne de yıldızlar. Hayâllerine, umutlarına kapkara bir perde çekilmiştir. Böylesine bir çıkmazın içindeyken; sığınacak liman, tutunacak dal, uğruna adanacak ve dahi ölünecek bir Ülkü ararsın. Hayata tutunmanı sağlayacak bir aşkın, bir sevdanın peşinden gidersin. Bu vatan aşkı, bayrak aşkıdır belki de…

Hayat inandığın değerler uğrunda taviz vermediğin müddetçe mânâ kazanır ve bu değerler uğruna savaştığın, mücadele verdiğin müddetçe de insansındır. Davanda ne kadar kararlı, inanmış ve sebat sahibiysen sen de o denli güçlüsündür. Bu değerlerin arasında insanın özgürlüğü, hürriyeti, kültürü, dili, tarihi, ırkı, ülküsü de olmalıdır. Çünkü; insan bunları bildiğinde, idrak ettiğinde ve özümsediğinde yaşamın anahtarı kendisindedir. Hayatına kılavuzluk edecek ve var oluşuna mânâ katacak olan temel mihenk taşları bunlardır. İnsan bunların sırrına erebildiğinde ve mânâyı dimağına, ruhuna ve yüreğine nüfuz ettirebildiğinde tüm kilitleri açacak potansiyel ve güçtedir. Velhasıl anahtar ondadır yani kendindedir. 

İnsan inandığı değerler uğruna, vatanın uğruna, ülkün uğruna yeise düşmeden arkamda, önümde yanımda kim var demeden inançla tek başına dahi olsan mücadele edebilmeyi göze almalıdır. İnanç, kararlılık, umut, hayâl, sebat heybemizde taşımamız gereken temel mihenk taşlarıdır. Yaşar Kemal'in ifade ettiği gibi "Yürü! Hür maviliğin bittiği son hadde kadar. insan, âlemde hayâl ettiği müddetçe yaşar." Hayâller yanında umutları da barındırır ve getirir. Umut en güçlü yaşam kaynaklarındandır. Bu minvâlde akçabardakları yani kardelenleri hayatımıza örnek olarak alabiliriz. Onların yetişme evresini, kararlılığını kendimize hayat felsefesi olarak şiar edinebiliriz. Çünkü karın yağmasını beklemesi ve bu kokuyu aldığında toprağın altından çıkması sebebiyle kardelen çiçeği sabrın ve fedakarlığın sembolü olmuştur. Karların altından umutla başını uzatmış ve o gücü, inancı kendinde bulmuştur akçabardak. Ayaklar altında kalacaklarını bilseler dahi karı delip başlarını uzatıp semâya çıkmaktan asla vazgeçmemişlerdir. Mehmet Akif Ersoy'un ifade ettiği gibi "azmiyle, umuduyla yaşar hep yaşayanlar." 

Hiç beklenmedik ânda çıkıp gelen ve hiç gitmeyendir umut/unutma… Karanlıkta kalmaktan korkma, üzülme her şey bitti diye… Belki de bir yerlerde ışığın seni aydınlatmak için karanlığa düşmeni bekliyordur… En büyük acılar bile umudun gölgesinde erimeye mahkumdur. İmkansız diye bir şey yoktur. Yeter ki ilk tökezlemede pes edip, umuda doğru yürümekten vazgeçme! Mucizeler seninledir dâima… Umut, azim ve mucize akçabardakta gizli. 

İşte sen de kendi soyunu, davanı, ülkünü, kültürünü, dilini yaşatmak ve devam ettirmek için akçabardak (kardelen) olmalısın. Yeni nesillerin yetişmesi için bazen kendinden dahi vazgeçmeli yeni çiçeklerin büyümesi için gübre olmalısın. Çiçekler büyürse eğer bu vatan sağ olacaktır. Akçabardaklar şöyle dursun bizim zemheride gonca güllerimiz bile yetişir. Biz kut'lu yolun inançla, kararlılıkla, sadakat ve sebatle yürüyen neferleriyiz. 

Ve Atsız Ata'nın şu dizeleri canlanır dimağımda;

Toprak ana uyuturken koynunda bizi, 

Yarınkiler biçecektir ektiğimizi. 

Yeşermesi ektiğimiz her bir tohum haktır, 

İşte o gün ruhlarımız şâd olacaktır. 

İthaf:

Nice çiçeklerin büyümesine ışık tutan, umut olan ve o çiçekleri yeşerten sancılı dönemimizin mihmandarı, sönmeyen ateşi, batmayan güneşi Emine Işınsu'ya.. 

Bu kategorideki Makalelerden