21 Ekim 2021

Din “fıtrat” tır. Her Peygamber insanlığa kendi zamanında, o zamanın insanlarının anlayacağı seviyede dil kullanarak hep bu hakikati anlatmaya çalışmışlardır.

“FITRAT”, İnsanın doğası, varlık yapısını deyimler. Fıtrat, mutlak gerçek olandır.  Din, sürekli insanları olması gereken fıtrat dairesine çağırmaktadır.

İslam, hayatta insanları her zaman ve mekanda iyiye, güzele ve doğruya eremek ve ulaşmayı amaç ve hedef olarak göstermektedir. İslam, kötü, çirkin ve yanlış olan (fıtrata aykırı olan)ları İblisin sıfatları olarak görür ve İblisin apaçık insanlığın düşmanları olduğunu vurgular. Şu kadar varki, iyi, güzel ve doğru olanlar Tanrı’nın diğerleri ise nefsin sıfatlarıdır. Din, insanı Allah’ın sıfatları ile sıfatlanmaya ve nefsin sıfatlarını terk etmeye çağırır.

 2/2 ayette kendini takdim ederken şunu söylüyor: “ Bu kitap (Kur’an), onda şüphe yoktur ki Takva sahipleri için bir hidayet (kurtuluş ve fıtrata göre yaşama) kitabıdır.” Takva bilindiği gibi Allah’a samimi, içtenlikle iman eden ve bu imana göre yaşama anlamına gelir. Beyyine 7 ayette de “Şüphesiz iman edip salih ameller işleyenler var ya; İşte onlar yaratılanların en hayırlı olanlarıdır.” Der. Ayette geçen “Salih ameller” kavramı ise Allah’ın emrettiği iyi, güzel ve doğru işler yapmak anlamındadır.

Kur’an, takva halini açıklarken “BİRR” kavramını kullanır. “BİRR” kavramı2/177 ayette geniş olarak açıklanır. “BİRR” kavramına üstün iyilik olarak anlam vermiştir, Değerli kelam alimi Şaban Ali Düzgün hoca..

“üstün İyilik” olarak anlaşılan “ BİRR” kelimesi; hayrın, iyiliğin kemal noktası, Allah’ın rahmeti, rızası ve cennetin manasında anlaşılmıştır. 2/177 ayetten anlaşılan “ BİRR” , imanda, ibadette ve ahlakta en doğru ve en güzeli, en güzelin istediği gibi yaşamak halidir. Şu kadar var ki “ BİRR” bir hayat tarzı olarak Allah’ın lütuf ve inayetine ulaşmanın tek koşuludur.

İnsan hayatı için din, tek amacın Allah’ın rızasını gözeterek bu bilinçle yaşanmasını ister. Bu demektir ki, halkın rızası, onun beğenmesi, takdir etmesi önemli değildir. Oysa insanoğlu garip bir şekilde yapıp etmelerini halka beğendirmek, onun takdir etmesini bekler ve yaşamını bu beklentilerle kurar. Bu tavır Kur’an’dan asla onay almaz. Kur’an, 92/19 ve 21 ayette Allah rızası için yaşanması gerektiğini şöyle vurgular 92/19,21 : “ Yüce Rabbi’nin rızasını istemekten başka onun nezdinde hiç bir kimseye ait şükranla karşılanacak bir nimet yoktur.”

Eğer bir insan  Allah  rızası bilinciyle yaşamazsa ya kendi nefsi ya da kendi gibi yaratılmış mahlukat için yaşamak zorunda kalır.

Şimdi asıl konumuz olann “ BİRR” kavramı üzerinde kimi şeyler söylemeye çalışalım. Çünkü “ BİRR” kavramının  anlam zenginliği ve Allah katında değeri oldukça yücedir.

“BİRR” kavramına asıl vurgu 2/177 ayette geniş olarak bulunmaktadır: “İyilik yüzlerinizi batı ya da doğuya çevirmeniz değildir. Asıl iyilik (BİRR), o kimsenin yaptıklarıdır Kİ, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara, Peygamberlere inanmaktır. Allah rızası gözeterek, yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilenenlere ve kölelere sevdiği şeylerden verir, namazı kılar, zekatı verir. İŞTE DOĞRU OLANLAR BU VASIFLARA HAİZ OLANLARDIR. MUTTAKİLER İŞTE BUNLARDIR.”

3/92: “ Sevdiğiniz şeylerden Allah için harcamadıkça “ İYİ” ye eremezsiniz. Her ne harcarsanız, Allah onu hakkıyla bilir.”

Kur’an insanı sürekli iyiliğe, güzelliğe, doğruluğa kılavuzlar. Kötülüklerden de kaçınılmasını öğütler. 45/21 aytte: “Yoksa kötülük işleyenler kendilerini, inanıp iyi işler işleyenler gibi bir mi tutacağımızı sanıyorlar. Ne kötü hüküm veriyorlar.” Şu kadar ki Allah kötülerle iyileri bir tutmayacağını açıkca beyan ve ilan etmektedir. İyilik yapmak, takvanın ta kendisidir. Çünkü “BİRR”, iman ve ibadetlerle birlikte zikedilmektedir.

Kur’an’ göre iyilik yapmak ve hep iyi olmak farzdır. İyilik yapmak müminlerin özellikleridir. Kötü insan mümin değildir. İyilik yapmak muttakilerin (takva sahiplerinin) yoludur.

İyilik yapmak ile ilgili birkaç ayet. 55/60: “İyiliğin karşılığı, iyilikten başka bir şey midir?

Müddesir 6: “İyiliği bir kazanç bekleyerek yapma.”

Toplumsal hayata baktığımızda, toplumsal hayatın ,genelde tüm insanlığın varoluşu, ayakta kalabilmesi için ortak değerlerin varlığı zorunludur. Bu ortak değerlerin hepsi iyilik merkezlidir. Beşeri hayatın varoluşu, iyilik, doğruluk ve güzellik üzerine kurulmak zorundadır.

İyiliğin kaynağı “DİN”; Doğruluğğun kaynağı “BİLİM”; Güzelliğin kaynağı SANAT”dır. Bu üç alan  birlikte ve birbiriyle ahenk içinde yürümak zorundadır.

Bu yazarın diğer makaleleri

Bu kategorideki Makalelerden