25 Haziran 2022

Rahmetli olmuş birinden bahsederken: “şimdi kemikleri bile yoktur.” deriz. Yine aynı tarz sohbetlerimizde, ölenin ahfâdından duyulan hoşnutsuzluğu anlatmak için de: “Mezârında kemikleri sızlıyor.” tesbîtinde bulunuruz.

“Kemik” üzerinde bu kadar hassâsiyet göstermemizin ciddî sebepleri olabilir mi? Tıbbî bakımdan, insan ve diğer eklemli canlıların en geç kaybolan unsurları, kemik. Dolayısıyla, kemiğin dayanıklılığı ön plâna çıkıyor. Ayrıca, Yâsin Sûresi’nin de içinde bulunduğu pek çok Kur’ân beyânında, “ba’s ü ba’de’l-mevt” fiilinin remzi, “birleştirilecek kemikler”le dile getiriliyor. İslâm yaşayışından mülhem “kemik” motifi, günlük hayâtımıza, folklorumuza köklü biçimde yerleşmiştir.

Lâkin bu “kemik”li sözlerden, cümlelerden hareketle, rahmetli olmuş insanların hâtırâ ve izlerini, sâdece “kemik”içine hapsetmek de çok yanlış olur. Çünkü Dünyâ hayâtını hakkıyla yaşayan ve ardında derin izler bırakan fânîler, ölümleri sonrasında, aslâ “kemik”lerine bakılmaksızın, hayırla, hasenâtla, minnetle, hayranlıkla yâd ediliyorlar.

Meselâ, Türk Mîmârîsinin bugünkü bîçâre ve dramatik zavallılığına bakıp da: “Mîmâr Sinan’ın kemikleri sızlıyordur.” tahmîninde bulunmak, doğru olmaz. Çünkü o Koca Mîmâr’ı, sızlayacağını zannettiğimiz - belki de şu ân mevcut olmayan - kemiklerinden sormamız, kemikleri bilemeyiz, ama hâlâ ayakta duran eserlerinin taş ve mermerlerini sızlatır.

Büyük insanlar, sıradan telâkkînin sınırlarını aşan insanlardır. Onların, “büyüklük” bahsinde attıkları ilk adım, “et ve kemik”ten ibâret süflîlikleri çiğnemiş geçmiştir. Terk edilen ve mevcûdiyet listesinde yer almayan vücûd parçaları için, nîrengi noktaları koymak, hakkâniyete ve de “büyüklük” bahçesine yakışmaz. “Kemik”, küçük dünyâların malzemesidir.

Yazar Hakkında:

Turgut GÜLER

Turgut GÜLER

1951 yılında Afyonkarahisâr’ın Sultandağı ilçe­sine bağlı Dort (bugünkü Doğancık) köyünde doğdu. Âilesi, 1959 Ocağında Aydın’ın Horsunlu kasabasına yerleşti. İlkokulu orada, Ortaokulu Kuyucak’da okudu. İki hafta kadar Nazilli Li­sesi’ne devâm ettikten sonra, Nazilli Öğretmen Okulu’na girdi. Bu okulun ikinci sınıfını bitirdiği 1968 yılında, İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu Hazırlık Lisesi’ne kaydoldu. 1969-1973 yılları arasında, Yüksek Öğretmen Okulu hesâbına, İstanbul Üniversite­si Edebiyât Fakültesi Târîh Bölümü’nde tahsîl gördü.

İstanbul Çapa’daki Yüksek Öğretmen Okulu’nun Kompozis­yon ve Diksiyon Hocası olan Ahmet Kabaklı’nın başkanlığında kurulan Türkiye Edebiyât Cemiyeti’nde, bilâhare bu cemiyetin yayınladığı Türk Edebiyâtı Dergisi’nde vazîfe aldı. Bir tarafdan üniversite tahsîline devâm etti, bir yandan da bahsi geçen der­ginin “mutfak” tâbir edilen hazırlık işlerinde çalıştı. Metin Nuri Samancı’dan sonra da ikinci yazı işleri müdürü oldu (Mart 1973, 15. Sayı). Bu dergide yazı ve şiirleri yayımlandı.

1973 Haziranında üniversiteyi bitirdiğinde, Malatya Mustafa Kemâl Kız Öğretmen Lisesi târîh öğretmenliğine tâyin edildi. Ah­met Kabaklı’nın arzûsu ile bu görevine başlamadı ve İstanbul’da kaldı, Türk Edebiyâtı Dergisi’ndeki mesâîyi sürdürdü. 1975 yı­lında hem Edebiyât Cemiyeti (Bakanlar Kurulu karârıyla Türkiye kelimesi kaldırılmıştı), hem de Türk Edebiyâtı Dergisi, maddî sı­kıntılar yaşadı, dergi yayınına ara verdi. Bunun üzeri­ne, resmî vazîfe isteği ile Millî Eğitim Bakanlığı’na mürâcaat etti.

Van Alparslan Öğretmen Lisesi’nde başlayan târîh öğretmen­liği, Mardin, Kütahya ve Aydın’ın muhtelif okullarında devâm etti. 1984 yılında açılan Aydın Anadolu Lisesi’nin müdürlüğüne getirildi. 1992’de, okulun yeni binâsıyla berâber adı da değişti ve Adnan Menderes Anadolu Lisesi oldu. Bu vazîfede iken, 1999 Ağustosunda emekliye ayrıldı. 2000-2012 yılları arasında, İstan­bul’da, Altan Deliorman’a âit Bayrak Basım-Yayım-Tanıtım’da, yazı ve yayın çalışmalarına katıldı. Yine Altan Deliorman’ın çıkardığı Orkun Dergisi’nde, kendi adı ve müsteâr isimlerle (Yahyâ Bâlî, Husrev Budin, Ertuğrul Söğütlü) yazılar yazdı. İki kızı var.

Yayımlanmış Eserleri: Orhun’dan Tuna’ya Uluğ Türkler, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2014; Takı Taluy Takı Müren (Daha Deniz Daha Irmak), Boğaziçi Yayınları, İstanbul, 2014; Cihângîr Tûğlar-Selîmnâme, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2014; Ejderlerin Beklediği Hazîne, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2015, Şehsüvâr-ı Cihângîr-Fâtihnâme, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2015.

 

Yazarın diğer makalelerinden: