1 Aralık 2021

 

Cumhurbaşkanımızın sık sık kullandığı "Dindar nesil yetiştireceğiz" şeklindeki bir konuşmasını sosyal medyada yeniden izleyince, aylar önce bir Vali Yardımcısından duyduğum; "İmam Hatipleri Güçlendirme Platformu diye bir yapı var. Platform her ilde Vali başkanlığında toplantı yapıyor. Rektör, Milli Eğitim Müdürü, İmam Hatip Müdürü gibi kamu görevlileri yanında TÜRGEV, Hak Yol Vakfı, İmam Hatip Mezunları Derneği gibi STK'ların başkanları ve Ak Parti İl Yöneticileri de ve Ak Parti milletvekilleri bu toplantılara katılıyor" sözünü hatırlattı...

Bunları söyleyen vali yardımcısı olmasına rağmen, devletimin okullar arasında ayrımcılık yapacağına inanamadığım için, doğruluğuna ihtimal vermemiş, "herhalde benimle kafa buldu" diye düşünmüştüm… İnternette araştırma yapınca vali yardımcısı arkadaşın sözlerinin doğru olduğunu gördüm.

Aşağıdaki cümleler Adıyaman Valiliğinin internet sitesinden alınmıştır;

"İmam Hatip Okulları arasındaki işbirliği ve istişareleri güçlendirmek amacıyla kurulan İmam Hatip Okulları Platformu İl Koordinasyon Toplantısı Adıyaman Valisi Nurullah Naci Kalkancı Başkanlığında gerçekleştirildi.

Türkiye Petrolleri Toplantı Salonunda gerçekleşen toplantıya Milletvekili Salih Fırat, Adıyaman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. M. Talha Gönüllü, Vali Yardımcısı Adem Kaya, AK Parti İl Başkanı Mehmet Erdoğan, Merkez İlçe Başkanı Mustafa Alkayış, Gençlik Kolları Başkanı Oğuz Mutlu, Adıyaman İmam Hatip Okulları Platformu Başkanı Yakup Akıncıoğlu, İl Milli Eğitim Müdürü Mete Kızılkaya, İlçe Belediye Başkanları, İlçe Milli Eğitim Müdürleri, İl ve ilçelerdeki İmam Hatip Okullarının Müdürleri ve Eğitim alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı.

Ulu Camii Müezzininin Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan toplantıda……… Vali Nurullah Naci Kalkancı, “İmam Hatip Okulları inşallah daha iyi olacak. Peygamber Efendimiz güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderilmiştir. Her şeyden önce bir insanın iyi ahlaklı olması gerekir. Dünyadaki bütün İslam âleminin duası ve gözü bizim üzerimizdedir. Hepsi de Türkiye’yi hayırla yâd etmektedir. İslam âleminin ümidi ve ışığı biziz. Bundan dolayı gelecek nesillerimizi milli ve manevi değerlere bağlı çok iyi ve çok güzel bir şekilde yetiştirmeliyiz. Bunun yanında bu okullarımızı nitelik ve nicelik yönünden de güçlendirilmesi lazım. İmam Hatip Okullarının sayısını artıralım ama kaliteden de taviz vermeden artıralım. İmam Hatipten mezun olan hiçbir çocuğumuzun bir yanlışın içinde olmasını asla istemeyiz. Bugünkü toplantımızın hayırlara vesile olmasını diliyorum” dedi."

İnternette biraz daha araştırma yaptığımda, bu platformda yalnızca TÜRGEV, Hak Yol Vakfı, İmam Hatip Mezunları Derneğinin değil, Ensar Vakfı, İlim Yayma Cemiyeti, Tügva, Türkiye Gençlik Vakfı'nın da yer aldığını, bu platformların yalnız illerde değil ilçelerde de kurulduğunu, ilçelerdeki platformların da kaymakamların başkanlığında MEB ilçe yetkilileri ve aynı STK'ların üyelerinden oluştuğu anlaşılmaktadır.

Tüm dinlerin temel amacı, ahlaklı bir toplum oluşturmaktır. Ama dindar nesil oluşturmak amacıyla oluşturulan bu platformlardan, tüm cafcaflı sözlere rağmen, ahlakı merkeze koyan bir "dindar nesil" çıkmaz. Çıksa çıksa dini kin olarak algılayan bir "kindar nesil" ve ona duyulan karşıtlığın bir neticesi olarak da "dinsiz nesil" çıkar.

Niye mi?

Böyle platformların etkin olduğu bir ülkede, platform üyesi STK'larda gerçekleşen, taciz vb suçların üzerine gidilemez. Bu tepkiye, tepki de zamanla din karşıtlığına dönüşür,

Bu platformlarda iktidar partisinin milletvekillerinin, il, ilçe başkanlarının temsil edilmesi "parti devleti" algısı oluşturur. Parti devletine, partiye duyulan karşıtlık zaman içinde bu kutuplaşmaya,  hatta din karşıtlığına dönüşür.

Bu STK'lara tanınan devlet katında temsil ayrıcalığı STK yöneticilerinin daha da güçlenmesine, devlet içinde devlet olmasına yol açar ki FETÖ belasını hatırladığımızda bu durumun ne gibi vahim sonuçlar doğuracağını söylemeye gerek bile yok.

Bu komisyonlarda dini  "sünni-eşari" anlayışla değerlendiren STK'ların yer alması, alevi vatandaşlarımızdaki "sünnileştirme" endişesini güçlendirecek, dini daha liberal anlayışla algılayan vatandaşlarda da "din devletine mi gidiyoruz" endişesinin oluşmasına yol açacak, dolayısıyla toplumsal kutuplaşma artacaktır...

Ahlaklı bir nesil yetiştirilmesine evet, kendisinden başka bir anlayışa hayat hakkı tanımayacak "kindar nesil" anlayışına hayır demek zorundayız.

Tüm bunları geçtik. Kalkınmanın anahtarı bellidir; bilim, sanat ve teknoloji...

Keşke devletimiz İmam Hatip'ler için harcadığı enerjinin bir kısmını, bilim adamları geliştirmek için “fen liseleri”nin, sanatçıların yetişmeleri için “güzel sanatlar liseleri”nin sorunlarının tespit ve çözümü için harcasa ve bu alanlarda komisyonlar da kursaydı... 

28 Şubat sürecinde İmam Hatip'leri yok etmek, 2004'den sonra da İmam Hatipleri güçlendirmek amacının kurbanı olan teknik liselere gerekli önem verilerek, sanayinin ara eleman ihtiyacını karşılamak amaçlı tedbirler alınsaydı..

Ve de otizmlillerin, down sendromluların, zihinsel yetersizlerin, bedensel engellilerin eğitim sorunlarıyla da İmam Hatiplilerin sorunları ile ilgilendiğinin yarısı kadar ilgilenilseydi. Heba olup giden üstün zekalı gençler için yeterli sayıda  okullar açılsa, onlar ehil öğretmenlere teslim edilseydi….

Ve devlet yalnızca imam hatiplerin değil, tüm okulların kendi okulu olduğunun farkında olan yöneticiler tarafından yönetilseydi…

Bu yazarın diğer makaleleri

Bu kategorideki Makalelerden