28 Kasım 2021

Odgurmuş: Kendilerini Milliyetçi olarak tanımlayan sosyal medya kalemşorlarına ve diğer köşe yazarlarına bazı eleştiriler getiriyor ve çok tutarsız davranıyorlar diyorsunuz. 

Ögdülmüş: Evet kardeşim, bazı eleştiriler getiriyorum. Çünkü sosyal medyada bazı internet sitelerinde ve gazetelerin bir köşesine yerleşmiş olan ve sözüm ona Milliyetçi olduğunu söyleyen insanlar fikir üretmek, yol göstermek yerine ne yazık ki yazılarında tenkid ve eleştiriden öteye geçemiyorlar. Oldu olmadı her konuya bir kulp takıyorlar. 

İşin en garip tarafı ise yazdıkları yazılardan anlaşıldığına göre; Her konuda en akıllı kendileri, en yakınlarından başlamak üzere herkes sanki akılsızmış gibi hareket ediyorlar. 

Üstüne üstlük: Kendilerinin söyledikleri şeyler her zaman en doğru şeyler, kendileri dışında söylenen her söz mutlaka yanlıştır. 

Ayrıca; Yaptıkları tek şey, kendileri kayda değer bir fikir ve düşünce ortaya koyamadıkları halde, bir yetkili veya etkilinin söylediği şeylerin aksini isbat etmek için yoğun çabalara giriyorlar. 

Odgurmuş: Demek ki efendim yöneticiler hep yanlış yapıyorlar ve ülkede tenkid edilecek o kadar çok şey var ki onlarda bundan dolayı eleştiride bulunuyorlar.. 

Ögdülmüş: Ülkenin ve idarenin elbette tenkid edilecek yönleri vardır ve olabilir de. Hiçbir iktidar her şeyi dört dörtlük yapamaz. Fakat dikkatinizi çekmek isterim. Ve bana kalırsa bu tenkid konularını olduğundan çok fazla bir şekilde Türklük düşmanları zaten yapıyorlar. Her konunun bir eksiğini, bir yanlışını buluyorlar. Eğer bir eksik bir yanlış yoksa kendileri yalan haber servis edip o yalan haber etrafında fırtınalar kopartıyorlar. Şimdi sormak lazım, Türklüğün düşmanları bunları yaparken; O takdirde sizin onlardan farkınız ne olacak? Aynı tenkidleri hem çoğu zaman Türklük düşmanlarının ağzıyla yapmanın neresi doğru bir hareket. Bunlar, ülkede bu kadar çok tenkid edilecek aksaklık olduğundan değil, kendi içlerindeki tatminsizlikten ve bazı iç karmaşıklıklarını çözememiş ve ondan kurtulamamış olmanın sonucunda tenkid ve eleştiri getiriyorlar. Tenkid ve eleştiri yoluyla itibar kazanacaklarını sanıyorlar. 

Odgurmuş: O zaman Milliyetçi olduğunu iddia eden yazarların ne yazması ne yapması lazım? 

Ögdülmüş: Kendisine milliyetçiyim diyen bir yazar, önce kendisini “sigaya” çekmeli. “Ben kimimi, ben neyim, benim yapmam gereken şey nedir” sorularının yanı sıra, tenkid ettiği konu veya yönetici hakkında “ben olsaydım nasıl yapardım”, “ben olsaydım nasıl bir beyanat verirdim”, “o makamda ben olsaydım nasıl davranır, işleri nasıl düzenlerdim?” gibi soruları önce kendisine sormalıdır. 

Ona göre bir yazı yazmalı. 

Tabii ardından da ülkemizin güzelliklerinden, geleceğimizden ümit verici yazılar yazmalı. Milleti karamsarlığa sokmanın manası yoktur. 

Misal verecek olursak İçinde eleştiri olmadan da yazılar yazabilirler. 

İçinde onu bunu karalamak olmadan yazabilir.  

İçinde onun bunun açığı eksiği olmadan da yazı yazabilirler. 

Hep yıkıcı, hep parçalayıcı olmadan da yazı yazabilirler. 

Kaldı ki, hep kötülüklerden, olumsuzluklardan, eksikliklerden söz etmeden de yazı yazabilirler. 

Yazılarında Dini, dindarların ve dini kurumların yaptıkları küçük hatalardan dolayı kınayıp hatalarını göklere çıkarmasın. 

Güzelliklerle dolu yazılar yazabilir, yazılarının içinde güzellikler olabilir. 

Yazılarının içinde dostluklar olabilir, kardeşlik olabilir. Birlik olabilir, bütünlük olabilir. 

Memleketimizin güzelliklerinden, dağlarımızdan,  taşlarımızdan, havamızdan, suyumuzda söz edebilirler.  

Dilimizden, ahlakımızdan, tarihimizden, tarihteki başarılarımızdan söz edebilirler. Bize bizi hatırlatabilirler,  geçmişimizi ve güzelliklerimizi anlatabilirler.  

Dün tarihte başardıklarımızı anlatabilirler, çok çalışırsak bu gün de çok başarılı olabileceğimizi anlatabilirler. 

Yeryüzündeki eserlerimizden, abidelerimizden, hizmetlerimizden bahsedebilirler. Bizi ümitsizliğe sevk etmeden bir şeyler yazabilirler.  

Gerekirse: Aşktan, sevgiden, muhabbetten, birlikten bütünlükten söz edebilirler. Bize iyi ve güzel örnekler verebilir ki biz de onların yollarından gidelim.  

Odgurmuş: Bu gibi satırları yazan güzelliklerden, muhabbetten, olumlu şeylerden bahseden pek yazar yok mu? 

Ögdülmüş: Pek yok gibi, fakat şöyle de bir durum da var ki. Ülkenin güzelliklerinden, iyiliklerinden, özel sektörümüzün savunma sanayindeki başarılarından ve bazı olumlu şeylerden bahsedildiği zaman o bahseden kişi yine aynı görüşleri savunmayan ve kendilerini milliyetçi sayanlarca anında “yandaş” damgası vurulmaktadır. Ondan sonra da sittin sene artık o yapıştırılan “yandaş” damgasından kurtulma imkânı yoktur. 

Odgurmuş: Çok korkunç bir durum, yani bazı yazarlar yanlışa yanlışı abartarak söyledikleri halde hiç bir doğruya doğru diyememektedirler. 

Ögdülmüş: Evet kardeşim maalesef durum böyle. Bazı fikirler vardır ki katılırsınız, bazılarına da katılmazsınız, iktidarların bazı icraatları vardır ki onaylarsınız, bazı icraatları vardır ki onaylamazsınız. Fakat bu görüşlerinizi her yerde ve her durumda açıklayamazsınız. Onlara göre siz ya illa muhalif olmalısınız, ya da illaki muhalefet yapmalısınız. Böyle bir olgu var. 

Odgurmuş: ? 

Ögdülmüş: Anladığım kadarıyla bunlar yoksa Yunus Emre’yi,  Mevlana’yı, Mümtaz Turhan’ı, Osman Turan’ı, Erol Güngör’ü hiç mi okumamışlar? Hiç. 

Hâlbuki bu yazarlar. 

Eleştirme,  karalama olmadan bir yazı yazabilirler. 

Tenkid etmeden yaralarımıza parmak basabilirler. 

Hayali düşmanlar yaratıp milleti korkutmadan. Hayali tehlikelerle halkı oyalamadan da yazılar yazabilirler. 

Topluma yol gösterip bilinmezlere atmadan, yön gösterebilirler.  Halkına şöyle yap,  böyle yap diye akıl vermeden.  Halkını “güdülecek koyun” gibi görmeden yazabilirler. 

Köşelerinde oturup her konuyu bilen(!), her şeyden anlayan(!) Her konuya ahkâm kesen. Bilmediği konularda susmasını bilen bir yazar da olabilirler. 

Bu yazarlar, yazı ve davranışlarıyla halkına örnek olabilirle. 

Bu yazarlar sadece fikrini söyleyip.  “Şöyle olsa daha iyi olur” diyebilirler.  “Böyle olursa daha güzel olur” diyebilirler. 

Halka kızmadan, milleti bir kalıba sokmaya çalışmadan da yazılar yazabilirler. 

Güzel şeyler söyleyip,  güzelliklerimizi dile getirebilir,  güzel taraflarımızı anlatabilirler. 

Toplumu saf-aptal yerine koymadan da. 

Toplumu hiç bir şey anlamaz sanmadan da. 

Sadece kendini akıllı,  herkesi aptal görmeden de. Halkı hor görmeden de. 

Faydalı ve güzel sözler de söyleyebilirler. 

Bu gibi yazarlar; Milletin bilmediğini zannettiği konularda gizli bilgiler sahibi gibi davranmayı bırakabilirler. 

Halk belki her şeyi bilmeyebilir ama sanma ki halk anlamaz, sezmez. Halk belki bilgisizdir belki yeterli tahsili yoktur ama aptal da değildir.  Halkı aptal yerine koymadan da yazı yazabilirler. 

Sözün Özü: Güzel bakan güzel görür, güzel gören güzel düşünür ve güzel düşünen de güzellikleri çoğaltır. Küpün içinde ne varsa dışarıya o sızar. 

Bu yazarın diğer makaleleri

Bu kategorideki Makalelerden