7 Temmuz 2022

Bozkurt ilçesine kalgançı çak göz göre geldi. Mikro ölçekte Kastamonu'nun Bozkurt ilçesini vuran sel felaketinin oluşmasında yedi temel etkeni yaratan TOPLUMSAL ZİHİN YAPISINI analiz etmeden diğer il ve ilçelerde meydana gelebilecek risklere karşı bilimsel bir önlem alınabilir mi? Bu felaketi yaratan 7 risk alanı önceden tesbit edecek bilimsel ve teknik ekipler var olmasına rağmen bu riskler önemsenmedi ne toplum tarafından ne de kent yöneticileri tarafından.   Ezine Çayı'nın yatağının daraltılması, dere yatağına konut yapılması, tomruk deposunun varlığı, çayın üzerindeki köprülerin yetersiz kalması, bölgedeki HES'in zarar görmesi ve sel öncesinde halkın yeterince bilgilendirilmemesi Bozkurt ilçesi sel felaketinde can kaybını arttıran nedenler oldu. İlçeleri, kentleri, devleti nasıl bir zihin yapısı yönetiyor?

Bozkurt ilçesinde ki felaketin 7 nedeni haber linki

Oğuz Adanır diyor ki “Zihin yapısına ilişmeden, hiçbir toplumda hiçbir önemli yenileşim beklenemez.” Başka bir ifadeyle, bir toplumu kavramanın en iyi yolu onun zihin yapısını ayrıntılı biçimde çözümlemekten geçer. Türkiye'de modernleşme adına yaşama geçirilen değişiklikler ise, biçimsel kalıpların dışına çıkamamıştır. İnşa edilen yapı ve kurumlarla, Türkiye'ye çağ atlatmak mümkün olmamıştır. Geçmiş ile bugün arasında tutarlı bir ilişki kuramamak, Türk modernleşmesinin en zayıf halkalarından birini oluşturur. Bu bakımdan, hem sağ, hem de sol ideoloji merkezleri, tarihin dinamiklerini bölük pörçük açıklamayı tercih etmişler, ancak dünyaya bakarken ait olduğumuz ve ayak bastığımız yerden nasıl bir bütünsel bakış geliştirilebilineceği üzerine pek kafa yormamışlardır.

Oğuz Adanır, ESKİ DÜNYAYA YENİ BİR BAKIŞ kitap linki

Bu yönleriyle Eski Dünyaya Yeni Bir Bakış adlı kitabından OĞUZ ADANIR potlaç kuramından hareketle Osmanlı ve Cumhuriyet'e dair yeni bir kuram geliştirmiştir. Simülasyon evreninden Osmanlı ve Cumhuriyet'e nasıl bakabiliriz? sorusuna yanıt aramıştır. Bu evrende sık sık nükseden hastalıkların kökü nerededir ve kültürel kodlar nasıl bir anlama sahiptir? Batı burjuvazisinin aksine, bu toplumdaki para ve kazanç tutkusunun ürettiği herhangi bir değer olmuş mudur?  Burada, alan el- veren el ilişkisi nasıl bir rol üstlenmiştir? Bu tür sorulara alışılmışın dışında yanıtlar üretebilmek için entelektüelin düşünceleriyle toplumu kuşatıp sarması, tarih, din, antropoloji, sanat, edebiyat, kültür, ekonomi, siyaset alanlarındaki geniş ufuklara yolculuk etmesi gerekir. 

Entelektüelin elinde bir anahtar olmalıdır ki, birbiriyle bağlantılı kapıları ardınca açabilsin…

Kendine ait, bir kuram ve model üzerinden hareket etmelidir ki, söylediği doğrular uçup gitmek yerine birbiri üzerine eklemlensin ve kalıcı olabilsin. 

Jean Baudrillard "Simülakrlar ve Simülasyon " kitabında diyor ki "Disneyland bütün simülakr düzenlerinin iç içe geçmiş olduğu kusursuz bir modeldir. Disneyland her şeyden önce: Korsanlar, Geleceğin Dünyası, vb şeylerden oluşan bir illüzyon ve fantazm oyunudur. Bu düşsel evren kendine düşen görevi başarıyla yerine getirmektedir. Aslında kalabalıkları buraya çeken şey çelişkileri ve güzellikleriyle gerçek Amerika'nın minyatürleştirilmiş toplumsal bir mikrokosmosuna benziyor olması ve alınan kolektif (dinî denilebilecek türden) keyiftir. Aracınızı otoparka bıraktıktan sonra içerde kuyruğa giriyor ve sonunda dışarıya yapayalnız ve kendi hâlinize terk edilmiş bir şekilde çıkıyorsunuz. Bu düşsel evrendeki tek olağanüstü şey içerdeki kalabalıktan yayılan sıcaklık ve sevecenliğin yanı sıra insana pek çok değişik duygu yaşatan bol miktardaki oyun ve oyuncağın varlığıdır. Bir konsantrasyon kampına benzeyen otoparka içerdeki kalabalık arasında tam bir tezatlık vardır. Bir başka deyişle içerdeki binbir çeşit oyuncak insanları bir nehir misali oradan oraya sürüklerken, dışarı çıkan insan yalnızlığa (oyuncağına) arabasına doğru ilerlemek zorunda kalmaktadır...

Tüketim toplumu ve tüketim ideolojisinin eleştirisini yapan Jean Baudrillard ı ülkemizde en iyi yorumlayan düşünür Oğuz Adanır a göre simülasyon çağı sona erdi. Dünya ya yeni bir bakışı ne avrupa ne de amerika gerçekleştirebilecek kapasitededir. Kırmızılar hareketi bu noktada sürdürülebilir yaşam kültürü tasarımı yapmaktadır.

Tüketim toplumu ; simülasyon evreninde al,kullan at motivasyonu ile doğrusal ekonomisinin de iklim değişimini hızlandırarak gezegeni tüketiyor. Döngüsel ekonomiye geçmek için sürdürülebilir yaşam kültürünü benimsemek gerekiyor. ABD ve AB yeşil mutabakat döngüsel eylem planı ile karbon emisyonlarını azaltacak yeşil teknolojilere finansman sağlanıyor. COP 26 toplantısında tüm devletler ormansızlaştırmayı önlemekten, alternatif enerji kaynaklarına yatırıma bir çok konuda mutabakata vardılar. Birleşmiş Milletler sürdürülebilir kalkınma amaçlarında dünya da ki tüm şirketler ve sivil toplum kuruluşları birleşiyor. Düzen değişmez ise iklim değişir bilimsel gerçekliğinin tüm dünya farkında iken ülkemizde ki sivil toplum kuruluşları nasıl bir yeşil mutabakat yapıyor.

"Korona virüsünün tetiklediği bu kriz büyüme takıntılı kapitalist ekonomimizin pek çok zayıflığını da yeniden gün yüzüne çıkardı: Pek çokları için güvencesiz hayat şartları, yıllarca kemer sıkan kötürümleşmiş sağlık sistemleri ve en elzem bazı mesleklerin hak ettiği değeri görmemesi gibi. İnsanın ve doğanın sömürüsüne dayanan, krizlere inanılmaz ölçüde açık olan bu sistem maalesef ki normal görüldü. Dünya ekonomisi eskisinden çok daha fazla üretmesine karşın insanları ve gezegeni gözetmekte başarısız oldu. Aksine zenginlik bir kesimde birikti ve gezegen tahrip edildi. Her yıl milyonlarca çocuk önlenebilir nedenlerden ötürü ölüyor, 820 milyon kişi yeterince beslenemiyor, biyoçeşitlilik ve ekosistemler bozuluyor, sera gazı salımları artıyor ve insan eliyle yaratılan iklim değişikliği deniz seviyelerinin yükselmesi, kasıp kavuran fırtınalar, susuzluk ve tüm bölgeleri etkisi alan yangınlar ile kendini belli ediyor." devamını okumak için link

degrowth hareketinden açık mektup linki

DEGROWTH ilkelerini Biruni akı evren organizasyonunda görmek mümküm, eğer ekonomi tarihimize yeni bir bakış ile bakabilirsek. Ekolojik ve sosyal duyarlılığı yüksel aile şirketlerimiz ile sürdürülebilir tedarik zincirleri kurulabilir, geliştirilebilir. 

degrowt hareketinden biruni-akı evren organizasyonuna link

Küresel sermayenin temsilcisi tüsiad ile yerli ve milli sermayenin temsilcisi müsiad AB yeşil mutabakat döngüsel eylem planına göre ülkemizin sanayileşme stratejilerini belirleyebilir. Ülkenin dört bir yanında olan sanayi ve ticaret odaları, ihracatçı birlikleri, sanayi ve iş adamları dernekleri reel ekonomi politik gerçekleri referans alarak birleşmiş milletler sürdürülebilir kalkınma amaçlarına göre işbirliği yapabilir ve siyasetçileri finans ederken ülkenin geleceğini şekillendirecek kapasitedeki siyasi aktörleri destekleyebilir. Sendikalardan, meslek odalarına tüm sivil toplum kuruluşları sürdürülebilir yaşam kültürü tasarımı için biruni-akı evren ekosistem organizasyonunda bir araya gelebilir. Etnik-mezhepsel hareketlerin finansmanını engellenerek 1933 T.C. planlı karma ekonomi başarısı yinelenebilir. Daha kaç ilçemizde, ilimizde Bozkurt ilçesi gibi felaketleri yaşayacağız. Ülkemizde kaç milyon sığınmacı vardır ve bu kişlere kaç milyar lira harcanmaktadır, halk nasıl iş bulacak, trilyonlarca liraya ulaşan kredi borçlarını nasıl ödeyecek. Toplumun sosyopsikolojik gerilimlere dayanma sınırını; tüm sanayici ve iş adamları oda ve derneklerinin dikkate alarak çözüm üretmesi gerekir. Sonunda siyaseti kim finanse ediyor ise onların dediği oldu bu ülkede. Bu değişebilir mi ? Toplumsal zihin yapısının değişmesi asırlar sürüyor. İklim değişimini zihinsel yeşil dönüşüm önler.

Düzen değişmez ise iklim değişir. İklim değişir ise kuraklık, açlık gelir. Gıda güvenliği  askeri-polisiye güvenlik gibi bir beka meselesi oluyor, tüm dünyada . Su kıtlığına karşı çok ciddi önlemler almak gerekiyor. Su savaşları başlıyor. Su petrolden çok daha değerli olacak. Tuz gölünü nasıl kuruttuk, allı turna kuşlarını nasıl öldürdük.Dünya su krizi linki

Yazar Hakkında:

Cahit GÜNAYDIN

Yazarın diğer makalelerinden: