25 Haziran 2022
Muhafazakâr aydınların en önemli sorunu Türkiye'nin ekonomik-sosyal olarak nasıl bir toplum olduğu sorusunu cevaplandırmamasıdır.

Türkiye kültüralist yaklaşımlarla "geleneksel toplum", "modernleşmiş toplum" vs. kavramlarla tanımlansa bile ekonomik bakışla "kapitalist toplum"dur.

Türkiye'de kapitalizm 1838 Ticaret Anlaşması ile başlamıştır. Nitekim bu anlaşmanın talep ettiği sosyo-ekonomik dönüşüm 1839'da bir anayasa hareketi ile sonuçlanmış ve "burjuvazi" yasal teminatını elde etmişti.

Muhafazakâr aydınlar Türkiye'nin kapitalistleşme sürecinin analizine yönelmek yerine, kültüralist açıklama modelleriyle toplumsal yapıyı ele almak yolunu takip etti ve etmektedir.

Böyle olunca kapitalist yapıyı kültüralist öbeklenmelerle aşabilecekleri yanılsamasına uğradılar.

Örneğin Mümtaz Turhan Türkiye'nin kapitalistleşme sürecini analiz edememiş ve aksine "Garblılaşmanın Neresindeyiz?" diye sorarak kültüralist bir politika teklif etmiştir.

Muhafazakâr aydınların kapitalizme karşı duramaması, 1960'lerden itibaren Türkiye'nin kapitalistleşme meselesine eğilen sosyalist aydınlara cevap verme refleksinin doğası olmuştur.

Bu refleksin muhafazakâr aydınlarda "İslâmî soslu kapitalizm" savunuculuğuna döndüğü söylenebilir.

Muhafazakâr aydınların kiminin "İslâmî Ekonomi" adı altında sürdüğü görüşler bile kapitalizmle uyumludur.

Müslüman yazarların pek çoğunun "kapitalizm" tarifi bile bulunmamaktadır. İslâmcı yazarların pek çoğu kapitalizmi tarihsel aşama görmektedir.

Muhafazakâr yazarlar Marx'ın ilkel-köleci-feodal-kapitalist toplum aşamalarının İslâm toplumlarının da yaşadığı fikrine vardılar.

Ali Şeriati'nin "İslâm Sosyolojisi" bu aşamalı tarih fikrinin yeniden yorumudur.

İslâmlar Marx'ın aşamalı tarih fikrini kabul ettikleri için post-kapitalist toplumun "İslâm toplumu" olabilme ihtimali üzerinden eser verdiler.

Solcu aydın nasıl post endüstriyel toplumu "ütopik ideal toplum" olarak konumlamışsa, İslâmcılar da aynısının İslâmîsini söylemiştir.

İslâmcılık iki hata yapıyor:
 
1) Yaşadığı toplumsal yapının kapitalist toplum olduğunu teslim edemiyor. Onu Batı'dan başka bir üretim biçimi görüyor.
 
2) İslâmcı yazar yaşadığı toplumun ürünü; bu nedenle kapitalizmi aşacak paradigmal ütopya ortaya koyamıyor.

Yazar Hakkında:

Lütfi BERGEN